• $7,4744
  • €9,0465
  • 441.573
  • 1556.77
16 Ocak 2011 Pazar

Aşk, ele geçirilmez olunca mı var olur?

Başak Sayan
Başak Sayan
YAZARIN SAYFASI

Charles Pierre Baudelaire'in hayatından kesitler okurken bu soru düştü birden aklıma.
Kendisi şiir sanatında modernizmin öncüsüdür. 1821'de Paris'te dünyaya gelmiştir.
Yakın çevresi tarafından 'arıza' olarak nitelenen şairin en belirgin özelliği bence karamsarlığı ve melankolikliği... Belki bu denli güzel şiirler yazmasının yegane de nedeni...

Henüz altı yaşında iken babasını kaybetmiş ve annesine karşı aşırı bir bağımlılık söz konusu oluvermiş. Annesinin daha sonra bir başkası ile evlenmesinin ardından kadınlardan nefret etmeye ve onları hep yanlış yapan, yarı yolda bırakan, ne zaman terk edip gideceği belli olmayan yaratıklar olarak görmeye başlamış.
Aşka ve cinselliğe tuhaf bir biçimde bakmaya başlar. Ona göre cinsel ilişki bir onursuzluk göstergesi olup çıkıverir. Kadınları aşağılayıcı demeçler verir, şiirler yazar. Bu şiirlerin en ünlüsü 'Kötülük Çiçekleri'dir.

Kadınlarla ilişkiler yaşamıştır ama net bir biçimde ayırmıştır kadınları ikiye. Onunla cinsel olarak birliktelik kuran kadınları aşağı görmüş, entelektüel ve mesafeli olanları yüceltmiştir.

Hatta uzun bir süre peşinde koştuğu, Paris'in entelektüel çevrelerinin tanınan bir siması olan Madam Sabatire bile onu bu arızalı bakış açısından kurtaramamıştır. Çok güzel ve seçkin olan bu kadına önemli eserlerinden biri olan 'Çok Neşeli Kadına' adlı şiirini bile yazmış olduğu halde... Tuhaf bir şekilde hem bu kadını bir erkeğin bir kadını arzulaması gibi arzulamakta hem de arzulamaktan kaçınmaktadır.
Fakat bir gün bu şiirlerin ve çok arzulanmanın olası neticesi sonucunda Madam Sabatire ona karşı koyamaz ve birlikte olurlar. Fakat şair ertesi gün kaçarcasına uzaklaşırken kadına şu notu bırakır:

'Sevgilim, güzelim... Kadınlar hakkındaki önyargılarım hiç hoş değil. Kısacası inanmam onlara. Güzel bir ruh taşıyorsunuz ama ne de olsa bir kadın ruhu bu! Sen birkaç gün öncesine kadar güzel, kirletilemez, esenlik veren bir tanrıça idin. Ama şimdi yalnızca kadın oldun!'

Bu aşk, şair için o gece bitmiştir. Çünkü şair aşkın sadece ele geçirilemediği zaman yaşandığına inandırmıştır kendini.

Bu cümleler geçen yüzyılda kalan arızalı bir şairin hastalıklı düşünceleri gibi gelmesin size. Günümüzde hala birkaç zamana özgü değişiklik dışında sürdürülebiliyor.
Kadının ne olursa olsun 'temiz' kalmasının yegane yolunun, Tanrı'nın her iki cinse birden bağışladığı en güzel birleşme halinden uzak kalması olarak görenler az değil aramızda.

Uzun süre sahip olmak için uğraşıp, ele geçirir geçirmez vazgeçenlerin bilinçaltında belki de Baudelaire kompleksi vardır.

Halbuki atladıkları en önemli nokta şudur:
Aşkın ilk halleri, ilk günleri geçtikten ve iki kişi birbirine teslim olduktan sonra ortaya başka bir şey çıkar. O şey ise tüm dünyayı döndüren şeydir esasında.
Onun adı sevgidir.


MUHTEŞEM YÜZYIL...
Bir oyuncu olarak vizyona giren her filmi ve gösterilen her diziyi izliyorum. Kim ne yapmış, ne etmiş fikir sahibi olmak adına.
Bilenler bilir; tuhaf bir yeteneğim de vardır. Hangi işin sevilip sevilmeyeceğini, talep görüp görmeyeceğini ya senaryoyu okur okumaz anlarım ya da izler izlemez.
Yalnız kötü bir huyum da vardır. Bütün işlere bir göz atsam da takip ettiğim çok az dizi vardır. Zordur beni ekran başına kilitleyebilmek.
Geçtiğimiz çarşamba hem koparılan yaygaradan ötürü, hem herkesin ne yaptığını meraktan hem de bizim arkamızdan çarşambanın galibinin kim olduğunu merakımdan oturdum ekran başına 'Muhteşem Yüzyıl'ı izlemeye.
İtiraf etmeliyim ki baştan sona sıkılmadan izledim. Hatta deyim yerindeyse ekran başında kilitlendim. Meral Okay'ı her zaman çok beğenirdim. Şu ana kadar henüz birlikte çalışmasak da her yaptığı işi takdir ederim. Yine harikalar yaratmış bence. Üstelik topa tutulacağını        bile bile.
Tims'in sahibi Timur Savcı sektörün genç yapımcılarından. O da öyle başarılı bir iş koymuş ki ortaya alkışladım. Prodüksiyon 10 numara çünkü.
Halit Ergenç, Süleyman rolüne cuk olmuş bence. Aynı ses tonuyla konuşuyor diye yapılan eleştiriler anlamsız.
Her ne kadar Süleyman öyle değil, Hürrem böyle değil diye her kafadan bir ses çıksa, hatta devlet erkanı tarafından yuhalansa, RTÜK'ten uyarı alsa da tüm ekip önemli bir şeyi becermiş; tarihi bir dizi yapıp, sevdirmeyi. 
Nasıl ki bizim ardımızdan uzun bir süre aile dizileri yapıldıysa, 'Muhteşem Yüzyıl'ın ardından da tarihi diziler gelecektir. İşte böyle bir dönemi açmış bulunmaktalar.
Eee, çarşambanın galibi belli oldu. Bakalım bundan sonra gelecek işlere...


OLASI İÇKİ YASAĞININ ARDINDAN YAPILABİLECEKLER
1 - Evde içki depolanabilecek bir yer ayarlanmalı. Malum içki yasağı gelince karaborsa gidecek olan içkilerin fiyatları dudak uçuklatabilir.
2 - Yıllandıkça güzelleşen içkilere yatırım yapılmalı.
3 - Deniz kenarında içki yasak olduğu için biten turizmin ardından söz konusu yerlerdeki otellerde ucuzlayacak tatillerin keyfi çıkarılmalı.
4 - Yurtdışında evlenmem diyen sevgilileri içki gerçeğiyle yüzleştirip en yakın Avrupa şehrinde küçük bir düğün yapılmalı. (İran zenginleri ne diye İstanbul'u tercih ederdi sanırsınız!)
5 - Yasaklanan her şeyin daha çok arzulanır olması neticesi ortaya çıkan alkolik insanlara karşı dikkatli olunmalı.
6 - İran'da patladığı gibi patlaması muhtemel uyuşturucu ve kafa yapıcı ilaçları çocuklardan uzak tutmalı.
7 - Arazi mafyası, kadın mafyası, silah mafyası, uyuşturucu mafyasının ardından her yasak olan şeyin olduğu gibi içkinin de mafyası oluşacağı için bu mafya ortamında kendine mukayyet olunmalı.

Haftanın sözü
İyi olmak kolaydır. Zor olan adil olmak. Victor Hugo

BAŞAK SAYAN

<p><span>Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Abdullah Macit, İstanbul'daki hava tahminler

İstanbul'da kar yağışı ne kadar sürecek?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Bu besin vücuttaki tüm iltihabı kurutuyor!

Hobi olarak başladı şimdi taleplere yetişemiyor