• $9,3052
  • €10,8019
  • 527.505
  • 1412.12
17 Aralık 2010 Cuma

Senaryo deyip geçebilirsiniz de...

Siyasi senaryo yazmak açısından çok fakir bir dönemdeyiz.  Türkiye’nin entelektüel çağırılanları verili bir diyalektiği evirip çevirmekle meşguller...

Sorular sorulmuyor, alternatifler ve ihtimaller konuşulmuyor.

Oysa, seçmen nezdinde yürüyen tartışma, gazete köşelerinde yürüyenlerden çok daha farklı ve çeşitli.

Geçen hafta, CHP-HAS Parti ititfakı ihtimalini sorgulayan analizden sonra gelen yüzlerce yorumda şaşırtıcı bir manzara ile karşılaştım. CHP ve HAS Parti seçmeni bu koalisyon ihtimaline sıcak bakarken, AK Parti seçmeni okurlarım, böyle bir koalisyonun imkânsızlığı vurgusu yapıyorlardı.

Bugün biraz daha farklı bir senaryoyu paylaşmak istiyorum.

Diyelim, HAS Parti ve BDP bir seçim ittifakı yaptı ve yüzde 14 gibi bir sonuca ulaştı...

Yine diyelim, CHP şimdiki anketlerde göründüğü gibi yüzde 30’ları aştı...

Nihayetinde; CHP, BDP, HAS Parti oturup bir koalisyon hükümeti kurar mı?

Veya...

CHP, BDP, HAS Parti bir ittifakla seçime CHP listesinden girdi, diyelim.. Bu kompozisyondan çıkan oy oranı bu partileri bir koalisyon hükümeti gibi çalışmaya zorlayabilir mi?

Bunlar sorulması gereken sorular.

Ancak, önemli olan şu: CHP, BDP ve HAS Parti üyelerinin bulunduğu bir iktidar ne işe yarar?

Öncelikle, BDP’nin iktidar ortağı olmasının Türkiye açısından çok büyük anlamı vardır.

Birileri bu ihtimali, Kürt Siyaseti’nin zaferi olarak yorumlasa da, gerçeklikte, terörün sonunu getirebilecek bir sürecin anahtarı olabilir. 

Öte yandan, Cumhuriyetçiliğin teminatı olan CHP ile dindar hassasiyeti yüksek seçmenin HAS Parti’si nin yan yana bulunması, dün bahsettiğimiz yapay ‘laik-dindar’ geriliminin de berhava olması sonucunu verebilir.

Her iki partinin de, BDP’nin aşırı söylem ve taleplerini yumuşatabileceği, törpüleyebileceği ve teminat altına alabileceği de düşünülebilir.

Şimdilik, bir senaryo içinde hayal edilebilecek, partilerin tabanlarının tamamen hazır olmadığı ve birçok dış faktörün engellemek için çok uğraşacağını bildiğimiz ihtimaller bunlar.

Ama tamamen de yabana atılabilir, hiç irapta yeri olmayacak ihtimaller de değil.

Tabii, önümüzdeki CHP Kurultayı’ndan çıkacak PM kompozisyonu ve Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun vereceği sembolik işaretler; bir ittifak veya koalisyon ihtiyacı olmadan, CHP’nin yukarıda anlatılan ‘temsil’ ve ‘birlik’ kompozisyonu kendi içinde oluşturabileceği iddiasını da gündeme getirebilir.

O vakit CHP’nin, ihraç ettikleri, küstükleri ve küstürdükleri geniş bir kalabalığa da, belki de bir afla kapılarını açması da beklenebilir.

CHP’nin oy iddiasını yüzde 40’lara çıkartmayı hedefleyen  bir yeni siyaset anlayışını topluma sunması sürpriz olmamalı.

Burada anahtar kavramların ‘Kuruluş Felsefesi’ etrafında şekilleneceğini tahmin ediyorum.

Güçlü bir birlik ve iktidar iradesi, Türkiye’de ‘Kuruluş Felsefesi’nin terkibinden uzak düşen hiçbir siyasette gerçekleşemiyor.

O felsefenin ‘sağ yorumu’ olan AK Parti’nin laiklik ve Atatürk konusundaki dikkat ve hassasiyeti de, terkibin bir sağlaması olarak karşımızda duruyor. Ben önümüzdeki seçimin, galibi kim olursa olsun, Türkiye’de Türk-Kürt/Laik-Dindar yapay gerilim eksenlerinden oluşan koordinat sisteminin silinmeye başlayacağı bir seçim olacağını düşünüyorum.

Bu seçimden sonra; Laikçi, Dinci, Kürtçü, Türkçü gibi sıfatlar siyaset sahnesinden çekilmeye başlayacak...

Dolayısıyla, normal şartlar altında seçime de bu sıfatlarla girmeyenlerin kazançlı çıkmasını beklemek, yanlış olmaz herhalde.

Bu seçimlerden sonra Türkiye’nin önündeki bahislerin; Kuruluş Felsefesi’ni onarmak, demokratikleşmeyi ve modernleşmeyi tamamlamak,  gelir dağılımını hakça düzenlemek, milli birliği tahkim etmek ve Türkiye’nin nüfuz alanlarındaki iddialarını realize etmek olacağını söyleyebiliriz.

Yeni CHP’nin Kurultay’da vereceği işaretlerin de bu parametreleri taşımasını bekliyorum.

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Haftanın gündemine oturan en önemli gelişmelerden biri Uzay Yolu

Elon Musk ve Jeff Bezos arasında sular durulmuyor | TeknoZone #5

Motosiklet kazası sonrası şartlı uzlaşma

Binlercesi kıyıya vurdu! İzmit Körfezi'nde korkutan görüntü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Angola Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda