• $7,3199
  • €8,7949
  • 404.268
  • 1530.31
04 Haziran 2012 Pazartesi

Onlar dışarıdan biz içeriden...

Dün bizim gazetenin 'Olimpiyatı Sivaslı Aldı' başlıklı haberi çok iyiydi.    

2012 Londra Olimpiyatları'nın açılışında giyilecek kıyafetlerin üretimi işini, 30 yıldır İngiltere'de yaşayan Sivaslı tekstilci Mehmet Sar'ın şirketi Bi City'nin kazanması manşetlik haberdir tabii; ama ülkemizin marka sorununa çözüm, yaraya merhem olmaz.
Tabii ki, sıfırdan, belki de eksiden gelip aralarında Victoria Beckham'ın da bulunduğu ünlü bireysel markalardan müşteriler edinmek, 50 deve dişi gibi şirketin arasından seçilerek 5 milyon Pound'luk işi kapmak, her babayiğidin harcı değildir...
Alman vatandaşı Real Madrid'li Mesut Özil'i de hatırlatan bir vakadır; Rıfat Özbek'i, Fatih Akın'ı, Ferzan Özpetek'i, Sofra restoran zincirinin sahibi Hüseyin Özer'i, Öger Tour efsanesini yaratan Avrupa parlamenteri Vural Öger'i ve kızı Nina Öger'i hatırlatır...
Bu başarılı girişimciler neyi kanıtlarlar?
Türklerin millet olarak beceriksiz ve geri zekalı olmadığını; gerekli ortam sağlanırsa iş dünyasında büyük başarılara imza atılabileceğini mesela. Ancak tamamına yakını gelişmiş kapitalist ülkelerin girişimcilerine tanıdıkları ekonomik ve finansal ortamlarda neşvünema (gelişme) olanakları bulmuşlardır. Türkiye'nin değil... Bu nedenle de ekonomik varlıklarını ortaya koydukları ülkelerin itibarına ve kendi bireysel marka değerlerine güç katarlar, Türkiye'ninkine değil.
Son yıllarda, örneğin perakendede, Türkiye'nin ülke marka itibarının ve Türkiye'den çıkarak dünyaya açılan markaların sayısının hızla artıyor olması, Batı'nın mümbit topraklarında yetişmek bu girişimcilere de mutlaka yarayacaktır. 
Onlar dışarıdan, bizimkiler içerden... Bu iş olacak sanki...

Tembellik vahşi kapitalizmin ürünüdür
Dünkü Hürriyet'in İK ekinde bir araştırma yayınlandı. Bana biraz 2002 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Daniel Kahneman'ın ünlü araştırmasını çağrıştırdı. Sormuş Kahneman, 'En yakın arkadaşınızın kansere yakalanma riski nedir?'  Cevap çok net: '% 65'... Hemen ardından aynı kişilere ikinci soru yöneltilmiş: 'Sizin kansere yakalanma riskiniz ne kadardır?' Bu konuda da tereddüt yokmuş:    '% 1'... Nasıl?..
İK araştırmasında da bizim çalışanlarımızın         % 94'ü iş yerlerinde tembel iş arkadaşlarının bulunduğunu söylemişler. Kendilerini nasıl bulduklarını sorsalar, 'Çok çalışkanız; pire gibi hızlı, tilki gibi zeki, insan gibi yaratıcıyız' gibi yanıtlar alırlardı herhalde...
Yenibiriş.com'un araştırmasına göre işyerlerinde şu tip tembeller varmış: İşi savsaklayan, erteleyen ve başkalarına yıkanlar % 66.1, sosyal medyada zaman geçirenler % 11, sürekli bahane uyduranlar % 9.4, çay kahve molası verip saatlerce dönmeyenler % 6.4, geç gelip erken çıkanlar % 4.3, sürekli izin isteyenler % 3...
Peki bu tembeller, durumlarını nasıl kamufle ediyorlarmış? Şöyle: ÇalışıyorMUŞ gibi yaparak % 51.4, yönetime yakın durarak (yağcılık) % 20.3, kendini iyi pazarlayarak % 16.3, başkalarının başarısını da üstlenerek % 7, şirin gözükerek % 5...
Şöyle bir düşünün... Oranlar elbette değişebilir... Ancak hangi şirkette kendini süper zeki sanan tembel parazitler yok ki... Sistem bunları bulup çıkarabiliyorsa ne ala. Yoksa emekliliğe kadar idare ederler. Hatta en üst düzeyde pozisyonlara kadar tırmanabilirler.
Her şeyi zeka ve akılla halledeceğini sanan, ruhun tekamülünü unutan, bu şekilde giderek 'maneviyatını' da yitirdiği söylenen Batı'nın krizlerinin nedenlerinden biri olarak 'tembellik' gösterilmiyor mu? Çok uluslu şirketlerin ARGE ve üretim departmanlarında çalışan kadronun dışında kalan bilumum taifenin vahşi kapitalizmin 'poponu kolla gerisini düşünme' şeklindeki dehlizlerinin içinde kaybolup gitmeye şartlandığını bizzat Batı bilmiyor mu?..
Bu taifenin çalışıyorMUŞ gibi yaptığı, ilgliyMİŞ gibi, arkadaş canlısıyMIŞ, entelektüelMİŞ, doğacıyMIŞ, spordan sanattan anlarMIŞ gibi yaptığı bizzat Batılı izan, irfan, ilim sahibi entelektüellerce iddia edilmiyor mu?
Çoğu melun olmalarına rağmen zeki ve akıllı olan bu tembel takımı zaman içinde 'popo kollama' adına mış gibi yapmaya öyle odaklanıyorlar ki, 'yalnız değilMİŞ' gibi, 'mutluyMUŞ' gibi yapmaktan; bu duyguların sahicilerini yaşayamaz hale geliyorlar.
Aslında 'tembellere' kızmamak; onlara acımak lazım...

<p>Dünyaca ünlü bir markanın eski modeli Adriana Lima ve saltbea hareketi ile popüler olan Nusret Gö

Haftanın Magazin Başlıkları... Fahriye Evcen, Kuruluş Osman'da

İstanbul'da yüzde 50 kapasiteyle kafe ve restoranlar ilk müşterilerini aldı

Yeni normalleşme süreciyle okullarda yüz yüze eğitim başlandı! İşte ilk kareler

Madde madde kademeli normalleşme dönemi! İşte merak edilen soruların cevabı