• $7,4008
  • €9,0135
  • 443.156
  • 1538.35
27 Kasım 2011 Pazar

Daphne'nin gözyaşları

Herkül'ün (Herakles) bedeninin yad ellerde bulunan üst yarısının geçtiğimiz aylarda Türkiye'ye getirilmiş olması aklımıza bu işe hayattayken en çok emek verenlerden biri olan rahmetli Prof. Dr. Jale İnan'ı getirmiş ve onun hayallerinin gerçek olmasından en az arkeoloji dünyasındaki öğrencileri kadar sevinç duymuştuk. Jale Hanım ve yine rahmetli eşi Mustafa İnan, (Oğuz Atay'ın Bir Bilim Adamı'nın Romanı'ndaki 'meşhur mukavemetçi') doksanlı yılların ilk yarısında TRT 2'de yayımlanan 'Cumhuriyete Kanat Gerenler' belgesel ekibimizin gönlüne ve belleğine yazılmış iki bilim insanıydı. Biyografi yazarlığındaki hünerini 'Zaman Kaybolmaz' adlı İlber Ortaylı kitabı ile bir kez daha kanıtlamış olan arkadaşımız Nilgün Uysal ile belgeselimizin editörü Ülkü Karaosmanoğlu'nun hazırladıkları portre çalışmalarının montajlanması sırasında döktükleri gözyaşlarının bire bir tanığıyım.
Ülkü Karaosmanoğlu, geçen hafta bir iş gezisi için Adana ve Osmaniye üzerinden Hatay'a gitti. Belgeseli hazırladığı günlerde arkeoloji dünyasının unutulmaz isimlerinden Prof. Dr. Halet Çambel'in Karatepe'sinde geçirdiği bir saatin heyecanını yaşadığını anlattı telefonda. 1994 yılındaki çekimler sırasında ekibi Adana Karatepe'de ağırlamış olan Halet Hanım'ın 60 yıllık emeklerini görme fırsatı bulduğu için haklı olarak sevinçliydi. Karatepe Aslantaş Açık Hava Müzesi'nin girişine Halet Çambel'in güzel bir büstünü yerleştirmişler. Diyor ki Ülkü: 'M.Ö. 8. yüzyıla gittim ve Fırtına Tanrısıyla karşılaştım. Buralarda neler olup bittiğini daha iyi anlayabilmek için internete girip baktım. Halet Hanım'ın şu cümlesine takıldım: 'Bölgenin zenginliklerini ortaya çıkarabilmek için benimki gibi birkaç ömüre ihtiyaç var.'
Eşi Mimar Nail Çakırhan ile birlikte bu bölgede yarattıkları mucizeyi görmek için çam ormanlarının içindeki bu açık hava müzesini mutlaka gezmek lazımmış. Sonra da Hatay'a gidip 'ömürlerini adayarak taş üstüne taş koyan insanların çabalarını hiçe sayarcasına, doğanın armağanı olan Harbiye şelalelerini korumasını beceremeyen zihniyeti de' görmek, insanın canını sıksa da, birilerinin bu aymazlığa karşı sesini yükseltmesi lazımmış. Hani şu mitolojide Zeus'un oğlu Apollon'dan çekmediği kalmayan güzeller güzeli su perisi Daphne'nin gözyaşlarından oluştuğu efsanesinin kaynağı olan şelaleler... O muhteşem doğa parçasının gelişigüzel kafe ve restoranların reklam panolarıyla nasıl bir görüntü ve mesaj kirliliğinden mustarip olduğunu, Daphne'nin gerçekten hıçkırarak ağladığını ilgililerin görmesi için bu köşeden biz de bir hatırlatmada bulunalım...

Kendi hayatında virtüöz olmak
Babamların kuşağıyla bizim kuşak arasındaki en temel fark nedir diye sorsanız derinlik derim. Bizim kuşakla bizden sonrakiler arasındaki en temel fark ne peki? Tabii ki derinlik... Buradan baktığında küçük güzellikleri kaçırırsak moraliniz bir hayli bozulabilir. Bizim Nilgün Belgün ile sunduğumuz programların en sonuncusunda Ahmet Özhan 'temrin' üzerine sorduğumuz bir soruya öyle hoş bir cevap verdi ki bizden sonraki kuşağın deyişiyle, 'bin git!'.
'Bu soru Yehudi Menuhin'e sorulmuş. Çok basit bir yanıt vermiş keman virtüözü: Eğer bir gün çalışmazsam ben fark ederim; iki gün çalışmazsam menajerim fark eder; üç gün çalışmazsam herkes anlar.'
Bu söz hayatın hangi alanına uygulanamaz acaba?..
 
'Okuyan' düş kırıklığı yaşamaz...
Yine bir ünlü, adam gibi boşanmayı beceremiyor. Yine iki testi çarpışınca bir tanesi kırılsa da diğeri mutlaka derin bir çatlak ediniyor. Evlendiği kişiyi doğru dürüst okuyamadığı için aynı gün ya da birkaç ay içinde 'Kavun değil ki koklayasın' açıklamasıyla boşanmaya kalkanlara sık sık rastlarız.
Bunun itibar yönetimi açısından bir sakıncası yoktur. Sakıncası olan sürecin nasıl yönetildiği ve hangi mesajların verildiği ile ilgilidir. Şahnaz Çakıralp belli ki kocası Prof. Dr. Murat Öncel'i okuyamamış (belki de okumuş da bilerek böyle davranıyor). Açıklamalarında durmadan düş kırıklıklarından söz ediyor. 'Okuyan' bir insan düş kırıklığına uğramaz. Söylediği laflar, şikayetleri yenilir yutulur gibi değil.  Karşısındaki kültür ve değerleri daha az gelişmiş biri olsaydı Şahnaz Hanım başına hayli büyük işler açmış olabilirdi. Bir erkeğin en zayıf noktası, karnının en yumuşak olduğu yer erkekliğidir. Gazetedeki başlık 'Kocalık görevlerini yerine getiremedi' idi.
Diyelim ki doğru. Aşk ve ibadet bizim değerlerimizde gizli kalmaz mı Şahnaz Hanım? Bundan sonra itibarını yeniden inşa etmek durumunda olan mağdur duruma düşürdüğünüz kocanız değil bizzat kendinizsiniz.

<p>  Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ekipleri, Suriye'nin Tel Abyad kentinden Akçakale Gümrük Kapısı'na g

Ekipler gördükleri manzara karşısında isyan etti: Bu nasıl vicdansızlık?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İğneada'da 250 tekne hamsi peşinde! Kasalar dolusu hamsiyle dönüyorlar

Muğla'da deniz suyu 20 metre çekildi