• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
25 Temmuz 2011 Pazartesi

Cehennem nerede?..

Önce hemen Müslümanların üzerine atmaya yeltendiler. Sonra kendi manyaklarının işi olduğu anlaşıldı. Bunlardan mebzul miktarda vardır. Dünyanın en gelişmiş, en mutlu olması gerekirken, sapığı ve intiharı en bol ülkeleridir bunlar. Bir de bize ders vermeye kalkmazlar mı?... Tadından yenmez doğrusu...
Norveç'teki akılalmaz şiddete dair haberleri okurken ya da dinlerken içi daralanlar ve vahşet karşısında soluksuz kalanlar için Mükerrem Ferit Hanım (belli ki müstear ad) İtalyan yazar İtalo Calvino'nun 'Görünmez Kentler'inden bir alıntı göndermiş.
'Biz canlıların cehennemi gelecekte var olacak bir şey değil, eğer bir cehennem varsa burada, çoktan aramızda; her gün içinde yaşadığımız, birlikte, yan yana durarak yarattığımız cehennem. İki yolu var acı çekmemenin: Birincisi pek çok kişiye kolay gelir: Cehennemi kabullenmek ve görmeyecek kadar onunla bütünleşmek. İkinci yol riskli; sürekli bir dikkat ve eğitim istiyor; cehennemin ortasında cehennem olmayan kim ve ne var, onu aramak ve bulduğunda tanımayı bilmek, onu yaşatmak, ona fırsat vermek.'
İkinci yol, benim, çok az insana anlatabildiğim, daha da ötesi kendim dahil pek azımızın içselleştirmesine tanık olabildiğim, 'Hem farkında hem de Gülhane Parkı'nda olabilme' 'oyunuma' pek bir benziyor...

İki 'sıkı' film...
Hafta sonu iki ilginç film seyrettim... Biri, Barney's Version. Herhalde hafif 'tombul' oyuncularla 'empati' kuruyorum. Eşyanın tabiatı gereği olmalı... Richard Dreyfuss, Gerard Depardieu, yaşlılığında Marlon Brando bana 'iyi' gelirlerdi... Bunlardan son dönem favorilerimden biri hiç şüphesiz Paul Giamatti... Onun 2004 yapımı Sideways'teki oyunu akıllardan çıkacak gibi değildir...
Giamatti'yi bu kez Dustin Hoffman destekli bir kadro ile, üç evlilik yapmış, kendine göre mükemmel ancak dışarıdan bakıldığında pek başarılı sayılmayacak bir koca / baba rolünde izliyoruz... Bu filmi gördükten (okuduktan) sonra eşi ve çocuklarıyla ilişkilerini gözden geçirmeyen bir eş ve baba olabilir mi acaba?
İkinci filmin adı 5 Days of War... Cliffhanger, Cleaner, Die Hard 2 gibi filmlerin yönetmeni Renny Harlin'in imzasını taşıyor. Pek star yok. Andy Garcia ve Val Kilmer iki tane de şöhret bulunsun diye konmuşlar sanki... Film, şimdilerde unuttuğumuz bir savaştan söz ediyor. Gürcistan, Osetya, Rusya... Çelişkiler hala sürmekte. Yapımcılar filmi son yıllarda savaş alanlarında hayatını kaybetmiş olan 500 gazeteciye adamışlar. Belgesel ve drama bu kadar mı iç içe girer?... Göğüs göğse savaş sahneleri bu kadar mı inandırıcı olur?... Haziran başında Tiflis'te galası yapıldığında da bu film hakkında şöyle yazmıştım:
'Andy Garcia, gazetecilere, 'Bu savaş karşıtı bir film. Biz trajedileri bir kez daha yaşanmasın diye gösteriyoruz' diyerek yönetmenin rolünü çalmış. Çalsın, zaten yönetmen Renny Harlin de üç aşağı beş yukarı böyle laflar edecekti... 'Biz, Amerikan dış politikasının arzu ettiği biçimde, dünyadaki algılamayı yöneten senaryoların temel mesajlarını, en son teknolojiyle, seyirciyi damarından yakalayarak en çarpıcı kurguyla film haline getiririz'' diyecek hali yoktu ya!'
Filmi izleyince burnumuzun dibindeki bir savaşı ne kadar az bildiğimi düşündüm. Tabii bir ülkenin kendisini ifade etmesinde sinemanın ne kadar önemli bir araç olduğunu da...

<p>HDP Esenyurt ilçe binasında asılı, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın afiş ve posterleri

HDP binasına baskın

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Rusya'da binlerce kişi sokaklara döküldü!

İstanbul boğazında görüntülendi! Sakarmekeler martılarla beraber simitle besleniyorlar