• $7,4314
  • €9,0399
  • 443.005
  • 1565.14
13 Nisan 2012 Cuma

Başbakan'dan iki müthiş aforizma

Bugünkü yazımızda Başbakan Tayyip Erdoğan'ın önemli bulduğumuz iki aforizmasından (özdeyişinden) yola çıkarak 'köşe kadılığı' yapmaya çalışacağız. Birinci özdeyiş 22 Mart 2012 tarihini taşıyor. Başbakan UEFA Kongresi'nde konuşuyor:
'Kişiler cezalandırılmalı, kurumlar değil.'
Türk Silahlı Kuvvetleri Avrupa'nın herhangi bir ordusuna benzemez. Ülkenin içinde bulunduğu coğrafi ve siyasi durum nedeniyle son derece hassas bir konumdadır ve bu konumunu korumakla her Türk vatandaşı yükümlüdür.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin her zaman olduğu ve bütün araştırmalarda ortaya çıktığı gibi Türkiye vatandaşlarının tamamının açık ara en yüksek oranda güvendiği ve en yüksek itibar derecesini atfettiği bir kurum olduğunu hatırlamakta fayda var.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin darbe yapma gibi bir görevi yoktur. Böyle niyeti olan subayların varsa suçları, yargılanmaları Cumhuriyet ve demokrasinin gereğidir.
Bu noktada Kurtlar Vadisi Pusu dizisinden bir bölümü anmakta ve hatta zaman zaman hatırlamakta da yarar olabilir. İki yıl kadar önce yayınlanan bölümde dizi kahramanı Polat Alemdar, devlet üst yönetiminden bir yetkiliyle yaptığı konuşmada Silahlı Kuvvetler'in hem de içinden geçilen şu konjonktürde itibarsızlaştırılmasının ülkeye yararından çok zararının dokunacağından kimsenin şüphesi olmaması gerektiğini söylüyordu. Alemdar o bölümde, henüz o sıralarda esamesi bile okunmayan Arap Baharı'nı hatırlatan bir soyutlamada da bulunarak, 'Komşularımızla ilişkilerimiz ve Arap dostlarımız nezdinde ordumuzun itibar ve gücü büyük önem taşımaktadır. Çünkü onlar bize güvenmektedir' diyordu.
***
Başta eski Genelkurmay 2. Başkanı, emekli Orgeneral Çevik Bir olmak üzere çok sayıda üst rütbeli subayın gözaltına alınmasına pek şaşırdığımız söylenemez. TSK'nın bilerek ve isteyerek itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını da iddia etmek istemiyoruz. Ancak sürekli hırpalanmakta ve yaralanmakta olan itibarının güçlendirildiğine dair en ufak bir çabayı da gözlemlemiş değiliz. Bu kritik noktadan çıkış yolunu bulma görevi hem hükümetin hem de Genelkurmay'ındır. Çıkış aracı da iletişimden geçer; yani algılama yönetiminden...
***
Sayın Başbakan'ın altına hiç çekinmeden imzamızı atacağımız ikinci aforizması şöyle: 'Türkiye fanilerle değil ilkelerle yürümeyi bilmeli.'
Erdoğan bu mükemmel tesbiti dört günlük Çin ziyaretinin son günündeki açıklamalar sırasında dile getirmiş.
İlkelerden kastettiği hiç şüphesiz değerler sistemidir.
Zaman zaman yad ettiğim Hint asıllı ABD'li hocam Haresh Shah'ın dediği gibi, 'Çin'in bütün çayını verseler, yapmayacağımız şeylerle oluşur değerlerimiz!'...  Değerler ve ilkeler küçük ihlallere dahi tahammül edemezler. Az hamilelik, az hırsızlık olmayacağı gibi 'bir kerelik' sapmalar da affedilemez.
Sayın Başbakan, Türkiye 'fanilerle değil, ilkelerle yürümeli' derken Allah gecinden versin, kendisini de kastetmiş. Söyledikleri gerçekliktir. (Realite)  Ancak hakikat düşüncelerin, değerlerin, ilkelerin simgelerinin bazen sonsuza kadar yaşayabileceğini gösterir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk (dört dönemine tekabül eden dört adıyla) uzun yıllar yaşayacak bir değerler simgesidir. Türkiye'nin en köklü transformasyonlarından (dönüşümünü) birini yaşadığı 2002 ve sonrasına damgasını vuran Recep Tayyip Erdoğan da bir değerler ve ilkeler manzumesinin simgesidir; o da kolay kolay unutulmayacaktır.
Kıssadan hisse:
Bir:
Silahlı Kuvvetler'in itibarını daima yukarıda tutacaksın.
İki: Değer ve ilkelerin simgelerine onlar fani olsalar dahi sonsuza dek sahip çıkacaksın.
Başbakan'a aforizmalar için şükran borçluyuz.

<p><strong>'Reformlar kamuoyuna sunma aşamasına geldi'</strong></p><p><strong>BAŞKAN ERDOĞAN'DAN ÖNE

19 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Prof. Dr. Nur Vergin'in cenaze törenine katıldı

Şuşa'ya giden ''Zafer Yolu'' eylülde hazır olacak