• $9,2412
  • €10,8028
  • 531.091
  • 1432.8
13 Kasım 2014 Perşembe

Ben hiç ‘Happy‘ değilim

Leyla ile Mecnun dizisinin Mecnun karakteri edasıyla söylüyorum: “Vay be!..” Yaklaşık 11-12 yıl önce sürekli Brezilya ile maç yapardık. Bir de üstüne para alırdık. Şimdi seviyemiz o kadar düştü ki, 2002 Dünya Kupası’nda yüzüne dahi bakmadığımız Çin gibi Brezilya’ya maç yapmak için üstüne para ödüyoruz. Hâlbuki daha dün gibi: 2003 Konfederasyonlar Kupası’nda üstelik de yedek ve alternatif ağırlıklı bir 11’le Brezilya ile 2-2 berabere kalmıştık. İşin aslı, Brezilya 90+3’te Alex’in attığı golle beraberliği zar zor kurtarmıştı. O gün Brezilya’ya gollerimizi atan Gökdeniz ile Okan Yılmaz’ın daha sonra başlarına neler geldiyse bizim Türk futbolunun başına da aynı şeyler makro ölçekte geldi.

Passolig yok, Neymar var, seyirci var. Son tahlilde bir hazırlık maçı. Ama zaten sorun hakiki maçlara böyle oynayarak hazırlanılmaz. Bizim takımın bir kısmı sırf savunma bir kısmı sırf hücum yapıyor. Savunmacılarımızdan aldığımız ofansif katkı, sıfıra yakın. Hücumcularımızdan aldığımız defansif katkı ise sıfırın bile altında. Hücum-savunma dengemiz olmadığı için dün gece dönen topların hepsini rakip topladı. Brezilya’ya karşı neyse ama İzlanda, Letonya ve Çek Cumhuriyeti’ne karşı da bu 5’erden iki ayrı takımmış gibi oynadığımız için eleme grubunda tek galibiyet dahi alamadık. Hâlbuki 21. yüzyıl futbolunda kazandıran denge, hücumcularınızdan ne kadar defansif katkı aldığınız ile savunmacılarınızdan ne kadar ofansif katkı aldığınız denklemi üzerine kurulu.

Dün geceki ilk ciddi tehlikemiz, 30. dakikada Umut’un savunmadan dönen topundan sonra oluşan kaos neticesinde ortaya çıktı. Birkaç bireysel açıdan yetenekli oyuncumuzun saman alevi tadında parladığı anlar hariç ilk 45’te adeta hiç hücum geliştiremedik.

Savunmaya dönersek… Neymar’dan çalım yiyebilirsiniz; dünyadaki tüm savunmacılar, Neymar’dan çalım yiyebilirler. Ancak hiç kimse Neymar’ı bizimkiler kadar boş bırakmaz.

İşin aslı bir ülke futbolu nasıl yönetilirse, milli takımı da en fazla o kadar oynar. Biz dün gece devre arasına 3-0 yenik girerken birden statta müzik başladı. “Mutlu” anlamına gelen “Happy” şarkısı çalıyordu. Hâlbuki çalması gereken “The Smiths”ten “Unhappy birthday” çalmalıydı. En azından melodisi daha güzel ve şarkının sözleri, Türk futbolunun içinde bulunduğu durumu çok daha fazla bizlere anlatıyor.

<p>Bu görüntüler Dışişleri Bakanı  Çavuşoğlu'nun ailesine ait değil gazeteci Barış Yarkadaş'ın buna

CHP'nin çamur at stratejisi

21. yüzyılın en iyi dizisi seçildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısı düzenledi

Mersin'de TURKOVAC Faz-3 çalışması kapsamında gönüllüler aşılanıyor