• $8,4734
  • €10,0667
  • 493.588
  • 1413.8
1 Ekim 2015 Perşembe

2015 model mi yoksa 1995 model mi?

Astana’yı bizzat Kazakistan hükümeti 2008’de kurdu. Ülkenin Ural Nehri’nin batısında yani coğrafi açıdan Avrupa’da kalan küçük bir kısmının ötesinde “Kazakistan da Avrupa’nın parçasıdır” imajını futbol topu aracılığıyla pekiştirme çalışması.

Dün gece Kazakistan’da tıpkı bizim Türk takımlarının ilk kez Şampiyonlar Ligi’nde tutunmaya çalıştığı dönemleri anımsatan bir stat atmosferi ve futbol konjonktürü vardı. O yıllarda biz nasıl maçı İstanbul’un Avrupa yakasında bile oynasak tribünlerde “Avrupa Avrupa duy sesimizi” tezahüratı yapardık, işte o misal!

O yüzden Kazak taraftarlar kötü niyetle olmasa da durumu fazla karikatürize ederek Kazakistan’ı dünyanın en saçma film karakterlerinden Borat’la özdeşleştiren Podolski’ye maç boyu tepki gösterdiler. Saha içinde bazı pozisyonlarda “tribünlere oynayan” bazı Kazak futbolcuların Podolski’ye kural dışı müdahalelerini es geçen hakem ise en az Türkiye Ligi’ndeki meslektaşları kadar saçmaladı!

30 yaşından sonra gösterdiği hücumda problem çözen oyuncu karakteriyle milli takıma seçilen Bilal ise Devler Ligi’ndeki ilk şutunda ilk golünü attı ve o ana kadar bu sezonki Şampiyonlar Ligi’nde gol atmayı başaran en yaşlı ikinci oyuncu oldu.
İlk yarı boyunca Astana’lı oyuncular defalarca Bilal’in golü attığı mesafeden şutlar denediler. Ne de olsa bu sentetik zeminde kısa pas oyunu oynamak kolay değil. Ancak Bilal, hiçbirinin yapamadığını yaptı ve milli formayla Letonya’ya attığı ters falsolu uzaktan şutun ikiziyle gol perdesini açtı. İlk yarı sonunda Sneijder’ın geliştirdiği pozisyonda Umut doğru koşuyu yapsa bir an için 2000 model Hakan Şükür’leşse ya da Podolski daha doğru bir tercih yapsa maç ilk yarının sonunda pratikte bitmiş olacaktı.

2. yarında ise Galatasaray anlamsızca oyun üstünlüğünü rakibe bırakıp bilinçsizce geri çekilme hatasına düştü. Yine de 51’de Umut, Ali Lukunku’vari kötü bir vuruş yapmasa, temsilcimiz 3 puanı cebine koyabilirdi. 60 ile 80 arası belki de Galatasaray 21 yıllık Şampiyonlar Ligi serüvenindeki (rakibi de hesaba katınca) en kötü oyununu sergiledi. 68’de Hamza hocanın Podolski yerine rakibin baskısını kırmak adına Rodriguez’i alması bu yüzden de Sneijder’ı sola mahkûm etmesi çok tartışılacaktır.

Temsilcimizin ilk yediği golde son haftaların formsuz ismi ve maalesef dün gecenin en kötüsü olan Semih, sentetik çimi hesaplamadan yanlış hamle yapınca topu kaptırdı, Hakan Balta telaş içinde kendi kalesine golü attı.

Maçı 2-1’e getiren golde rakip kalecinin hatası belirleyici oldu ama Sinan Gümüş daha önce oyuna alınmalıydı. Sonlarda skoru 2-2’ye getiren gol ise Galatasaray takım savunmasının dibe vurduğu an oldu. Muslera’nın çıktıktan sonra rahat alabileceği topu adeta kolektif telaşe müdürlüğü olarak hareket eden savunma, kalecisine bırakmayınca Galatasaray kendi kalesine bir gol daha attı.

Bu moral bozucu skora neden olan saha içindeki asıl sorun ise maç sonunda Sneijder-Selçuk-Bilal orta üçlüsüyle sahaya çıkan Galatasaray’ın topa sahip olma oranının “sadece” % 50 olmasıydı.

<p class='MsoNormal'>Ören'de söndürme çalışmaları devam ederken bir isim  dikkatleri üzerine çekti.

İbrahim Çelikkol termik santrale yaklaşan alevleri söndürmek için ekiplere destek oldu

Tarihi değiştiren araştırma: Machu Picchu'nun bilinenden daha eski olduğu ortaya çıktı

Kemerköy Termik Santrali'ne yaklasan yangin havadan görüntülendi

Evsel atıklar burada elektrik enerjisine dönüşüyor