• $ 8,0905
  • € 9,5619
  • 494.646
  • 1144.45
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Vay Sadrettin, vay!

Fetullah darbelerinin miladı olarak genellikle 17/25 Aralık girişimi gösterilir ama bu bilgi revizyona muhtaç.

Milat, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Oslo’daki mesai arkadaşlarının savcı Sadrettin Sarıkaya tarafından ifadeye çağrılmasıdır.

Milat budur.

Bu nedenle, önce Sarıkaya’nın ilişkilerine ve iltisaklarına bakıyoruz.

İstanbul ABD Başkonsolosluğu’nda çalışanlarla iyi ilişkiler içinde olduğunu biliyoruz.

Başkonsolosluk çalışanlarıyla iyi ilişkiler içinde olmak, Joe Biden’la iyi ilişkiler içinde olmak demektir.

Hakkında “yakalama kararı” çıkarılan mensuplardan Cevat Öneş, “Bu bir sivil darbe girişimiydi ve hükümet tarafından önlendi” diyordu.

Darbe girişimi olmasa bile, en azından sivil siyaset alanını daraltan sofistike bir yargı müdahalesiydi.

Bu müdahale önlenmiş oldu.

MİT, çünkü Oslo görüşmelerinden ve KCK örgütü içindeki faaliyetlerinden dolayı Fetullahçılar tarafından (gizlice) sorgulanıyordu...

Dünyanın her yerinde, istihbarat servisleri, hedefteki örgütlerle görüşürler, bu örgütlerin içine “adamlarını” yerleştirirler. Kamuflaj gereği bazen suça da bulaşırlar.

İcabında hedefteki örgütlerle müzakere de yaparlar.

Duruma göre, “partner” ve “refik” de olurlar.

Bu hiçbir zaman “açık bir muhakemeye” konu edilmez.

Muhakeme lüzumu hasıl olduğunda, “örgütün özel yasasına” başvurulur.

İstihbarat örgütleri, çünkü özel yasaya tabidirler.

Faaliyet kalemlerini ve çalışma esaslarını bu yasa belirler.

Nelerin suç sayıldığı, suça bulaşmış personel hakkında ne tür cezalar uygulanacağı, tecziye mekanizmasının nasıl işletileceği de, yine yasalarla belirlenmiştir.

Siyasi irade karar alır, istihbarat servisi uygular.

Sorumluluk siyasi iradenindir.

Dolayısıyla, Oslo görüşmeleri ve KCK içindeki MİT faaliyetlerinin bir muhakemeye konu edilmesi, öncelikle siyaset alanına müdahaledir.

Bitti...

Fakat, işin bir de “gizlilik” boyutu var.

Hakan Fidan ve dört MİT mensubunu ifadeye çağıran Özel Yetkili Savcı Sadrettin Sarıkaya (bugün baktığımızda bize tuhaf gelen) üç vahim hata yaptı.

BİR- Görevini kötüye kullandı. (Amirlerinden bilgi gizlemek, açıkça görev suçudur.)

İKİ- Soruşturmanın gizliliğini ihlal etti. (Bazı gazetelerde çarşaf çarşaf, MİT mensuplarının hangi kalemlerde sorgulanacağını ve KCK’yla varıldığı söylenen mutabakat metnini okuduk. Soruşturma henüz davaya dönüşmedi ama olası iddianamede neler yazacağını neredeyse hepimiz ezberledik.)

ÜÇ- İstihbarat servisinin KCK içindeki faaliyetlerini deşifre etti ya da buna yol açmış oldu. (Yine gazetelerde, KCK içinde kaç MİT ajanının görev yaptığını, hangi ajanın nerede konuşlandırıldığını okuduk. Hem de çarşaf çarşaf...)

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Turan Çolakkadı, Hakan Fidan ve dört MİT mensubunun ifadeye çağrıldığını medyadan öğreniyor.

Başsavcı Vekili Fikret Seçen ise “medyadan öğrendim” numarasına yatıyor.

Daha da kötüsü şu:

Başsavcı Çolakkadı, gazetecilerin “MİT çalışanları ifadeye çağrıldı mı?” sorusuna, önce kesin bir dille “Hayır” cevabı veriyor, sonra (ertesi gün) kabullenmek zorunda kalıyor.

Hem refüze oluyor, hem otoritesi sarsılıyor, hem de kamuoyu önünde küçük düşüyor.

Sonuç:

Demek ki milat 2012 yılıymış ve 15 Temmuz’un işaret fişeğini Sadrettin çakmış...

Macron neden Türkiye'yi hedef alıyor?

Macron neden Türkiye'yi hedef alıyor?

WhatsApp'ta sessiz dönem başladı

WhatsApp'ta sessiz dönem başladı

Sosyal medyada linç yiyen Türkiye güzeli Şevval Şahin'e ün

Sosyal medyada linç yiyen Türkiye güzeli Şevval Şahin'e ünlülerden destek

İsviçre'den bisikletleriyle yola çıkan iki turist Kırklareli'ne u

İsviçre'den bisikletleriyle yola çıkan iki turist Kırklareli'ne ulaştı