• $ 8,3195
  • € 9,7601
  • 502.306
  • 1126.99
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Bağımsızlık karakterleriymiş!

Biden’ın münasebetsizliğine muhalif liderlerin ne cevap vereceğini bekledik.

Hepsi “taammüden” sustu.

En çok, “dış güçler hayaleti” diyen Davutoğlu’nun tepkisini merak ediyordum.

Biden’ın kişiliğinde “dış güçler” hayalet olmaktan çıkıp ete kemiğe büründü, Davutoğlu hâlâ susuyor.

CHP ise büsbütün umutsuz vaka...

Kılıçdaroğlu, Biden’ı eleştireceğine, Başkan Erdoğan ve Fahrettin Altun’u suçlamaya başladı...

Kılıçdaroğlu sustu ama Özgür Özel ve Gürsel Tekin gibi “yancıları” konuştu.

İkisi de, “Bağımsızlık karakterimiz” deyip, İsmet Paşa’nın Johnson’a yönelik çıkışını örnek gösterdiler.

Bakalım öyle miymiş?

Bakalım bağımsızlık karakterleri miymiş?

İşte Johnson’a kafa tutan, kafa tuttuğu için de en yüz kızartıcı geri adım mektubuyla durumu toparlamaya çalışan İsmet Paşa’nın türlü çeşitli halleri:

Bir dönem Almancıydı... Almanya’nın savaştan galip çıkacağı düşüncesiyle, iç siyaseti sağcı dünya görüşüne göre tanzim etmişti... Mesela millî eğitimi, düpedüz “faşist” bilinen ellere bırakmıştı.

Hitler’in yenileceği anlaşılınca, tornistan etti. “İngilizci” bir siyaset izlemeye başladı.

Sovyetçi olduğu bir dönemi de vardır...

Menderes’in adı çıkmıştı ama işbirliklerine ve imzalanan anlaşmalara bakarak hüküm verecek olursak, “Amerikancı” yaftası İsmet Paşa’ya daha çok yakışıyordu.

Merhum Adnan Menderes, “Küçük Amerika olacağız” sözü nedeniyle yıllarca bu yaftayla yaşadı. Amerikancı bir darbeyle gönderildiği halde, bu yaftadan kurtulamadı. Ama İsmet Paşa, “ortanın solundayız” dedi diye, Türk sol entelektüeli tarafından yıllarca “solcu” ve “anti-emperyalist” muamelesi gördü.

Türk sol entelektüelinin “ilerici” ve “bağımsızlıkçı” ilan ettiği 27 Mayıs darbesinin bildirisi şu cümlelerle başlıyordu: “Bütün ittifaklarımıza ve taahhütlerimize sadığız. NATO’ya inanıyoruz ve bağlıyız. CENTO’ya bağlıyız...”

Bildirideki “bütün ittifaklar ve taahhütler” ifadesi, İsmet Paşa’nın imzaladığı anlaşmalara atıf yapıyordu elbette.

İlk anlaşma 1 Nisan 1939 yılında, Atatürk’ün ölümünden hemen sonra imzalandı. “Her konuda müsaadeye mazhar” ülke olarak tanımlanan ABD’nin sanayi ürünleri için yüksek gümrük indirimi öngörülüyordu. Cumhuriyet döneminin ilk “kapitülasyon anlaşması”dır.

23 Şubat 1945’te imzalanan “karşılıklı yardım anlaşması”, Amerika’nın istediği bilgilerin “kolaylıkla” teminini sağlıyordu.

12 Temmuz 1947 anlaşması ise Amerikan askeri varlığının üslenmesine imkân tanıyordu. Bu dönemde Amerika, sadece askeri varlığıyla değil, “istihbarat” birimleriyle de “içimize” girdi.

Birileri, “Mecburduk... Yoksulduk... Müttefikimiz yoktu... Amerikan desteğiyle biraz kendimize gelebildik. Bu sayede çocuklarımız hiç değilse süt içebildi” diye yazıyor ama işler hiç de öyle değildi.

Mesela, İsmet Paşa, 27 Şubat 1946’da Amerika’yla bir “kredi anlaşması” imzaladı.

10 milyon dolar borç aldık.

Bu parayla savunma malzemesi satın alacaktık. Bunlar, “savaş artığı” malzemeler olacaktı ve mülkiyeti ABD’de kalacaktı. Şart buydu.

Öyle yaptık. Amerika’nın kırık dökük, işlemez savunma malzemelerini aldık ve mülkiyetini Amerika’ya bıraktık. Bir ton da faiz ödedik.

Bunları, utanmaz sol portalların anti-emperyalist sandığı İsmet Paşa ve partisi CHP yaptı.

Bağımsızlık karakterleriymiş.

Hadi gidin yatın! 

28 Ekim 2020 Güncel Haberler

28 Ekim 2020 Güncel Haberler

Van'da 210 düzensiz göçmen yakalandı

Van'da 210 düzensiz göçmen yakalandı

Genelkurmay arşivlerinden renkli Atatürk fotoğrafları

Genelkurmay arşivlerinden renkli Atatürk fotoğrafları

Besinlere dair şaşırtıcı bilgiler

Besinlere dair şaşırtıcı bilgiler