• $7,4294
  • €8,982
  • 412.302
  • 1471.39
10 Haziran 2012 Pazar

Yüreğimde bir garip kapak

Mikrop kaptığı için iki aya yakın beni hastanede tutan kalp kapağıma zaman zaman kızdığım oluyor: 'Kapağım, inşallah kapaklanırsın da benim bir daha kapağım olmazsın! Nereden geldin de kalbimin bir parçası oluverdin? Şimdi eksik, şimdi özürlü çalışıyorsun. Kapağım neden böylesin? Neden beni çaresiz bırakıyorsun?'
Kapağım elbette savunamaz kendini. O öyle. Onunla öyle doğdum. Bir gün terk edip gidecek belki de beni.
Peki, kapağıma kızıyorum da beynime neden kızmıyorum? 'Beynim neden özürlüsün, bir yığın kitap, makale yazdın, hiçbiri beş para etmez' demiyorum.
Peki, bedenimin tümüne neden kızmıyorum? 'Ey bastıbacak, şiş göbek bedenim, nedir senden çektiğim, neden uçurmuyorsun bulutlara beni?' demiyorum.
Demek ki kendimle ağır sorunlarım var. Bir kez beni bir konuşmamda dinleyen bir arkadaşım, 'ne kadar sakin, ne kadar mutlu görünüyorsunuz konuşurken' demişti. 'Ben' dedim o arkadaşa, 'bu konuşmaya gelmeden önce ayna önünde bu görünüşü sağlamak için ne kadar çok talim yaptım biliyor musunuz?'
Beni tanıyanlar için bayat bir şakaydı söylediklerim. Yılların yaşanmışlığı zamanla bir maske oluveriyor insanın yüzünde.
Örneğin, kapağıma kızdığım gibi yüzüme kızmıyorum. Belki kapağıma kızışım da bir şaka. İnsan organlarına kızabilir mi? 'Göbeğim ne ayıp, gittikçe büyüyor, benim önümde yürüyen bir kendini beğenmiş, ukala biri gibi duruyorsun' demiyorum göbeğime.
***
İnsan kendine kızabilir. Belki de yalnızca kendine kızmalıdır. Bakmayın herkese kızıp, bağırıp çağırdığımıza, belki de o kızdığımız yalnızca kendimizdir.
Kendime kızarsam, kendimi aşağılarsam, nasıl yardımım dokunur başkalarına? Onlara karşı sorumluluğumu nasıl yerine getirebilirim? Nasıl ödevimi yapabilirim onlara karşı? Nasıl mutlu olmalarına yardımcı olabilirim onların?
Kendine kız da,  gaflete düşecek denli pek hırpalama kendini. Uyar onu yalnızca. Kendine sana kızanlarla birlikte kız. Sana kızanlara da kızabilirsin, kendine kızarken.
Şöyle bir düşün de ona buna kızarken yakala kendini: Kendini kızmana kız. Kızmandan bir türlü öğrenemeyişine kız.
Yetersizliğini gör ama yetersizliğinin üstesinden gelmeye çalış. Bil ki ölünceye dek yetersiz olduğun alanlar, yetersiz bulduğun özelliklerin olacaktır.
Kapağına kızma. Onun ne suçu var ki? Beynine, göbeğine kızma. Onları taşıyan, toparlayan kendine kız. Mutlu bir insan olarak kız ama kendine.
Bu ne demek? Mutsuzluk ahlaksızlıktır. Yıllardır söyledin durdun. Mutsuz biri olarak mı söyledin bu sözü? Mutsuzluk anlara, kısa zaman dilimlerine sığdırılamaz. Mutluluk da. Mutluluk ya da mutsuzluk, yaşarken başımıza gelenlere karşı bir tavırdır. Başımıza gelenlere karşı bir duruştur. Karşılaştığımız belaları, çektiğimiz acıları mutlu bir insan tavrı ile karşılayabiliriz. Mutsuz olarak da karşılayabiliriz acıları, üstelik sevinçlerimizi de mutsuzlukla yaşayabiliriz.
Örneğin, kapağıma kızarken ben, mutlu bir insan olarak kızıyorum. Hayatta çektiğim acılara karşı da, içten içe ağlayışlarımda bile, mutlu olma çabası içindeyim. Şu anlamda: Yıkılmadım. Bu travmalarımın üstesinden geleceğim. Bu acılar adam edecek beni. Güzel bir insan olmaya çalışarak, güzel acı çekmeliyim. Çektiğim acılarla hayatın akışına zarar vermemeliyim. Acı çekerken çirkinleşmemeliyim. Acılarımdan dolayı kimseye bir kötülüğüm dokunmamalı.
***
Mutluluğum, kendini sorgulayamaz, eleştiri geçirmez bir ruh yapısına sürüklememeli beni. Mutluluğum beni tembel, meraksız, heyecansız, içi geçmiş bir insan yapmamalı. Mutluluk dünyadaki en ağır sorumluluklardan biridir. Şımarma, uyuşukluk, vurdumduymazlık kabul etmez. Mutluluk, sürekli öğrenme, yenilenme, eleştiri taşıyan bakışlar ister insandan.
Ben mutsuz insanları hiç sevmedim. Çekindim onlardan. Tehlikeli insanlardır mutsuzlar. Acılarının içinde yok olurlar. Çilelerini abartır, onlarla üstünlük sağlamaya, zulmetmeye başlarlar.
Ben elbette tümüyle mutlu insan olamadım. Zaman zaman kendimi öyle hissettiğim oldu, hüzünlerin, kayıpların ortasında. Ama mutluluğun bir başka yüzünü görebildim belki de: Tüm acı çeken sanatçıların, bilim insanlarının, davalarının uğruna zorluklarla boğuşanların mutlu olduklarını gördüm. Yoksa mangal gibi yürekleri olmazdı onların. Hayatın acımasız rüzgarıyla savrulur giderlerdi. Acılarını tüm yoğunluğuyla içlerinde yaşarken, onları ayakta tutan, yüreklerindeki yaşama sevinci, hayata karşı duydukları saygıydı. İntihar edenlerinde bile.
İşte o zaman yüreğime diyorum ki: 'Aslan yüreğim, uyduruk bir kapağın var ama olsun. Hala canla başla atıyorsun ya, hala damarlarımda düşüncenin, duygunun kanı var ya, sana teşekkür ederim. Bir gün beni terk edip gideceğini bilsem bile, yaşadıkça sana olan şükran duygum hiç bitmeyecek. Öldükten sonra da açmaya çalıştığım yollardan yürüyenler olursa, belki unutmaz, teşekkür ederler sana.'

<p>Peki, TEKNOFEST yerli ve milli üretime nasıl katkı sağlıyor?  ASELSAN festivalle ilgili nasıl ger

TEKNOFEST yerli ve milli üretime nasıl katkı sağlıyor?

Öğretmenlere koronavirüs aşısının yapılmaya başlandı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar A-400M hangarını ziyaret etti

Balıkçı ağlarına bin yıllık tekne parçaları ile 13 amfora takıldı