• $8,099
  • €9,7068
  • 454.421
  • 1378.37
02 Haziran 2011 Perşembe

Ülkenin seçimle imtihanı

Seçim öncesi davranışlarımız, eylemlerimiz, birbirimizle olan ilişkilerimiz; manevi değerleri yaşama durumumuzu gözler önüne seriyor.  Bu dönemde halkımızın iç dünyası, endişeleri, çıkar hesapları, gelecek kaygıları ortaya çıkıyor. Seçimlerde ülke insanımızın resmi çekiliyor. Başka ortamlarda görünür olmayan hallerimiz seçim mücadelesinde ortaya çıkıyor. Karşı görüşlere meydan okurken kendinize meydan okuyorsunuz aslında, karşıtınızı açıklarken kendinizi açıklamış oluyorsunuz.

Medya, siyasetin seviyesizliğinden söz ederken nasıl seviyesizleşebiliyor görüyorsunuz. Kasetlerle varılmaya çalışılan demokrasinin halini görüp içleniyorsunuz. Güneydoğu'nun yoksul çileci insanına yakışmıyor, insanları yakmaya kalkmak. Öfke, bu kadar kıyıcı biçimde ortaya konmamalıydı. İktidar, daha olgun daha kucaklayıcı olabilirdi, olamıyor. Ülke sevgiyi unutmuşa benziyor. İktidar yanlılarının televizyon ve gazetelerinde muhalefet ve askerimizle ilgili komplo teorileri kuruluyor her gün. Askerin zulmünden şikayet edenler kendilerinden olmayanlara zulmediyor. Bu tavırla bu ülkeye demokrasi kolay kolay gelmez diye düşünüyorum. Bir yandan da yüreğim bu ülkedeki güzel insanları işaret ediyor. Ülkenin bilge insanları neredesiniz? Ülkem ağır bir varoluş sınavından geçiyor. Bu geçişi en az hasarla nasıl atlatabiliriz? Bu sınavı en düşük geçer notla da olsa nasıl geçebiliriz? Yangına körükle, yangına benzinle gidenlerimizi kim uyarmalı? Ülkeyi sonraki yıllarda anımsandığında ağır acılara mahkum edebilecek eylemlerden kaçınmamız gerektiğini kim söyleyecek bu kızgın, bu öfkeli, bu ne yaptığını düşünemez olmuş insanımıza?

***

Türkiye şu anda kimsenin gönlündeki Türkiye değil. İnsanların bunca sinirli oluşunun ardında bu var. İktidar, muhalefetin engellemeleri yüzünden özlediği ülkede yaşayamıyor. Muhalefet iktidarın götürdüğü yere gitmek istemediği için çoğunlukla acı çektiği bir Türkiye'de yaşamak zorunda kaldığını düşünüyor. Birçoğu iktidarın yanında olan değişimciler, kendi açılarından statükocu, laikçi, ulusalcı dediklerine vurdukça vuruyor. Kendileri ilerici, diğerleri gerici. Geçmişte onlara gerici diyenlerden intikam alıyorlar. Değişimcilerin de gönlündeki Türkiye de değil henüz Türkiye. Değişim kendi gönüllerindeki değişimdir. Kendi gönüllerinin dar olduğunu, ülkemin birçok insanını içine almadığını düşünüyorum. Değişim gemisine kendilerinden olanları almış pupa yelken gidiyorlar.

 Ana muhalefet partisindeki vaktiyle içlerinden birini göklere çıkardığı sanatçı milletvekili adaylarına, 'sanatçı müsveddeleri' diyebilen bir başbakanı kutlamak gerekir. Heykele ve sanata gösterdiği teveccüh bu ülkenin sanat tarihine geçecektir. Sayın Başbakan'a hiç eleştiri yapılamıyor mu yakınları tarafından. Bizleri okumuyordur elbette, vakti yoktur. Çalışkan, enerjik başbakanımızın eleştiriye ihtiyacı var. Nedense her eleştiriyi hakaret sanıyor. İktidarın özeleştiriye ihtiyacı var. Yoksa yavaş yavaş gücünü yitirir gider. Eleştiri bir imkandır. Aldığı oy sayısı değildir başarı her zaman demokrasilerde. Örnek insan olmak önemlidir. Seçim süresince yapılan mücadeledeki seviyesizlik ülkemizdeki demokrasinin geleceği konusunda iyi işaretler vermiyor. Gönül öncelikle iktidarın sonra muhalefetteki siyasetçilerin insanımıza örnek olmalarını istiyor.  Yazık ki siyasetçilerimizde henüz demokrasi olgunluğu yok.

Muhalefet liderleri de düşmekte olan seviyeye katkıda bulunuyorlar. Birisi Kılıçdaroğlu'nu uyarmalı: Kesinlik ve mutlaklık içeren sözlerle konuşuyor. Biraz daha ihtiyatlı bir dil kullanmalı. Alkışlar ve iktidar saldırısı onu yoldan çıkarmamalı. Yerli yersiz başbakana yaptığı saldırıları hoş değil. Karagöz ve Hacivat oyunu oynamak yakışmıyor bu çağda demokrasinin yollarında yürümeye çalışan siyasetimize. Daha yumuşak konuşması kendisine yakışır. Daha çok sempati toplar. Kabadayının karşısında kabadayılaşarak kabadayının oyununa geliyor. İktidar medyası nasıl da sevindi ağzından farklı anlamlara gelen sözler çıkınca. Kendi liderlerinin konuşmalarından duydukları rahatsızlığı yansıtıverdiler Kılıçdaroğlu'na hemen. Dikkatli olmalı, daha sakin, daha soğukkanlı, daha kendine yakışan bir çelebi tavrıyla davranmalı sayın ana muhalefet lideri.

Türkiye artık hiç kimsenin gönlündeki Türkiye değil. İnsanların bunca sinirli oluşunun ardında bu var. Seçimlerin ardından, Türkiye hiç değilse birilerinin gönlündeki Türkiye olacak mı? 13 Haziran sendromu diye bir sendrom yaşamakta ülkemiz. Öyle bir hastalık tablosu yaşıyoruz ki, endişemiz seçimler yaklaştıkça artmakta. Galiba kimse tam memnun kalmayacak sonuçlardan.

Yeniden toparlanıp, bu ülke için çalışmaya devam edeceğiz, bunca karamsar tabloya rağmen. Her kesimden insanımız, cumhuriyetimizin değerleri üzerine kurulacak demokrasinin doğum sancılarını çekerek, bir arada özgür yaşamanın kahrını ve sevincini yaşamayı öğrenecek.

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler