• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
05 Temmuz 2012 Perşembe

Ülkemdeki adalet

Ülkemizde adaletin durumu nicedir? Adalet, ülkemizin manevi atmosferinde var olabiliyor mu? Daha somut terimlerle konuşursak, adaleti arayanlar, adaleti bekleyenler, bulabiliyor mu adaleti? Adaleti sağlayacak, güvenlik güçlerimize, savcılarımıza, yargıçlarımıza, avukatlarımıza güveniyor muyuz?
Öyle anlaşılıyor ki, iktidar da dahil olmak üzere, bu ülkede insanlar, adaletin sağlanmasında engeller olduğunu biliyorlar ve bu sonuçtan korkuyorlar. Adalet yokluğu, bu ülke insanını ürkütmekte, kaygılandırmakta ve ona acı vermektedir. Adalet yokluğunu yaşayan insanların sayısının giderek arttığı bir ülkede sağlıklı bir siyaset ortamı mümkün müdür? Böyle bir ülkede ekonominin gelişmesi ne anlama gelir ki? Böyle bir ülkede mutsuz, kaygılı, ürkek insanlar yaşamakta, adalet değerinin yaşanabileceği bir yönetimi düşlemektedirler.
Adalet bir değerdir. Adil olma bir erdeme sahip olmaktır. Adalet, toplum yaşamında yasalarla sağlanmaya çalışılır. Yasaların yüksek bir değer olan adalete hizmet etmesi gerekir. Adalet ulaşılması istenen bir amaçtır.
Bir ülkenin kültürünün gelişmişliği değerleri yaşamasıyla belli olur. Kültürün manevi gücü, o kültürde yaşayan insanların hayatlarına amaç olarak aldığı değerleri yaşamasıyla kendini gösterir. Adalet böyle bir amaç değerdir.
Adalet, bir toplumu oluşturan bireyler arasındaki dayanışmanın, özgürlüğün, eşitliğin sağlanmasında, sömürünün önlenmesinde, herkesin yeteneği, emeği doğrultusunda toplumda yer almasını olanaklı kılan, sahip olunması gerekli bir değerdir.
Bir amaç olan adaleti kendi çıkarlarınız uğruna bir araç haline getirirseniz adaleti yok edersiniz. Ortada sadece adı kalır adaletin. Kendinizi kurtaracak, muhaliflerinizi ortadan kaldıracak yasalar çıkarırsanız adaleti adalet kılacak eşitlik ilkesine uymamış olursunuz ki, ortada sadece adı kalır adaletin.
Adalet ruhu, demokrasiyi kavrayıp yaşayamayan ülkelerde bulunmuyor. Demokrasilerde bizden olmayana saygı esas değil midir? Bizden olmayanın da bizim kadar hakları olduğu, ona da bize uygulanan yasaların uygulanması gerektiği ilkesi geçerli değil midir? Bizden olmayan, siyaset olarak yandaşımız olabildiği gibi muhalifimiz de olabilir, düşmanımız da. Bizden olmayanlarla aynı ülkede birlikte var olacaksak, adalet değerini bir amaç olarak demokratik bir ülkeye yakışır biçimde yaşamalıyız. Adaleti kendi kitabımıza uydurmamalı, kendimiz adalete uymalıyız.
Yazık ki değerleri yaşamakta sorunları olan ülkelerde değerler adına değerler çiğneniyor. Adaleti gerçekleştirdiğinizi söyleyerek adaleti ortadan kaldırıyorsunuz. Adaletten yola çıkmıyorsunuz çünkü. Amacınız adalete ulaşmak değil. Amacınız kendi çıkarlarınız. Kendi çıkarlarınıza adalet adını veriyorsunuz. Yasalarla dilediğinizce oynuyorsunuz. Adalet değeri adalet duygusuyla yaşanır. Adalet kendi dar çıkar ufkumuz içinde yaşanamaz.
Adaletin yaşanamazlığını nasıl ortadan kaldırabiliriz? Acımasız iktidar kavgasıyla mı? Bu iktidar adaleti sağlayamıyor, biz iktidarı ele geçirirsek, onların yaptığı haksızlıkların intikamını alarak adaleti sağlarız düşüncesi ile mi? İntikam her zaman kalıcı bir adaleti sağlayabilir mi?
Adaletin sağlanamadığı bir siyaset anlayışı değişmediği sürece iktidarların değişmesinin bir yararı yoktur. Adaletsiz bir iktidar gelir, o gider  yerine yine bir başka adaletsiz güç gelir yönetime. Zihniyetin, siyaset yapma tarzının, insan ve demokrasi anlayışımızın temellerinden değişmesi gerekiyor.
Bizim temel yanılgımız iktidarlar değiştiğinde uğradığımız haksızlıkların da değişeceği düşüncesinde yatıyor. Şunu anlayamıyoruz: Bu kafayla kaldığımız, bu kafayla algılayıp düşündüğümüz, duyduğumuz sürece aradığımız adalet hiç gelmeyecektir. İş başına getireceğimiz iktidarın bizden, bizim düşüncemizden, bizim hayat tarzımızdan olmasının adaleti getireceğini düşünüyoruz. Neden? Çünkü adaletin yalnızca kendimiz için olduğunu sanıyoruz. Bizimkiler gelir başa, benim uğrayacağım haksızlıkları önler. Ne kadar tek yanlı bencilce bir yaklaşım. Benim haksızlığa uğramayışım, başkalarına yapılan haksızlıklarla sağlanıyorsa buna adalet mi diyeceğiz? Kendimi kurtardığımda adalet var, kurtaramadığımda adalet yok. Nasıl bir mantıktır bu? Bir tek ben, bir tek benim gibi düşünenler mi yaşıyor bu ülkede, bu dünyada? Adalet ötekini, benden, bizden olmayanı gözetmekle başlıyor.
Adaletin sağlanmasında hizmeti olan insanların çok iyi yetiştirilmeleri gerekiyor. Soruşturma yapan polislerin, savcıların yürek ve beyinlerinde köklü bir adalet duygusunun yaşaması gerekiyor. Bu öyle bir duygu olmalı ki, hiçbir çıkar, hiçbir tehdit onların ruhlarındaki bu derin adalet duygusunu sarsamasın. Adalet kendi çıkar grubumuza hizmet için kullanılacak bir araç değildir. Bir amaç olan yüksek bir değerdir. İnsana saygıyla yaşanır. Adalet duygusu, özellikle bizden olanların yaptıkları, yapacakları haksızlıklara karşı duyarlı kılmalı bizi. Oysa bizden olanlar haksızlık yapmaz diye düşünüyoruz. Bu ise bu ülkeye ve dünyaya karşı yaptığımız en büyük haksızlıktır. Adalet denen o yüksek değeri bu tavrımızla derinden yaralamış oluyoruz.

<p>Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Akrep, Terazi, Yay, Oğlak, Kova ve Balık burçları yeni

Haftalık burç yorumları (25 Ocak – 31 Ocak 2021)

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kilo vermek için iştah kapatan besinler

Jason Statham Antalya'da kurşun geçirmez camlı villada kalıyor