• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
26 Ağustos 2012 Pazar

Terör

Terörün çok boyutlu bir yapısı var. Terör sürdüğü sürece insanlar yoğun bir korku, öfke, intikam duygularıyla davranıyorlar. Terörü oluşturanların hedefi de budur.
Terörü anlayabilmek için denenmesi gereken yollardan biri de insan sağlığı modeli olabilir. Terörü bir hastalığa benzetebiliriz. Hastalıkla savaşın üç aşamasından söz edebiliriz. İlki hastalık öncesi aşamadır. Terör hijyeni diyebileceğimiz bir çaba gerekiyor bu aşamada. Terörün bir topluma ulaşamaması için ne yapmak gerekir? Terör denen belanın çok boyutlu yapısını düşündüğümüzde terör hijyeninin nasıl sağlanabileceğini anlayabiliriz.
Terörün en azından altı temel boyutu vardır: Silahlı savaşı öngören savaş boyutu, siyasi, toplumsal, ekonomik, kültürel ve manevi boyutları. Öyleyse terörün size yanaşmaması için silahlı saldırılara karşı güçlü bir donanımla mücadele edebilen, terör odaklarını caydırıcı alt yapınızın olması gerekiyor. Bu bir.
İkincisi, toplumun yönetiminde, yönettiğiniz insanların hayat tarzlarına, inançlarına, dünya görüşlerine uygun, onların özgürce kendilerini ifade edip, var olabilecekleri özelliklerin olması gerekiyor. Böyle bir yapı çağımızda bir ideal olarak demokrasi diye adlandırılıyor.
Üçüncüsü, toplumsal düzende yaşayan insanlar, kendilerini ruhsal toplumsal yönde geliştirmeyi, birbirleriyle bir arada yaşamanın sorunlarını çözüp, tadını çıkarmayı arzularlar. Örneğin spor, müzik yapabilecekleri, eğlenip, gezebilecekleri, tartışıp konuşabilecekleri ortamları sağlayacak toplumsal kurumların, okulların ihtiyacını duyarlar. Bu ihtiyaçları karşılayabilecek toplumsal düzen kurulamadığı sürece toplum terör mikrobuna hep açık kalır. Dördüncü olarak terör illetine karşı ekonomik yapının sağlamlığı sorunu önem kazanıyor. Kültürel olarak bakıldığında ise toplumun duygularını, dilini, müziğini, değerlerini, inançlarını, özgürce yaşayabileceği bir çevre ve ortamın gerekliliğini görüyoruz. Son olarak terörün bir de manevi boyutu var: O toplumun geçmişine, geleceğine nasıl baktığı, hayatına nasıl anlamlar yüklediği, terör hijyeninin, teröre karşı toplumsal bağışıklık sisteminin sağlamlığının önemli bir göstergesi oluyor. İnsanlar o toplumda hayattan neler bekliyor? Umutları, düşleri neler? Nelere, kimlere saygı duyuyorlar? Hangi yüksek değerlerle yaşıyorlar? Hangi değerlerle yaşadıklarının farkında mıdırlar?
Terörün, terör bağışıklığı sağlam toplumlara kolay kolay sızamayacağını düşünüyorum. Elbette bağışıklık sistemi zayıfsa o toplumun içinden ya da dışından terör saldırıları başlayabilir. Hastalık modeliyle baktığımızda, vücut, mikropların girişine hazır demektir.
Mikrop girmişse, ikinci aşamadayız demektir. Savaşmak gerekiyor. Savaşmak ve karşı tarafla iletişimi koparmamak. 'Teröristle pazarlık yapılmaz' sloganını sorgulamak gerekiyor. Nasıl konuşacağınız önemli. Terör sağlığınızın yerinde olduğunu duyurmalısınız teröriste. Teröristi terörize etmenin birçok yolu olmalı, savaşmanın dışında. Altı boyutun ilki çok önemli oluyor bu aşamada. Diğer beş boyutu da ihmal etmemek gerekiyor ama. Ülkemiz şimdi bu aşamadadır. İlk aşamayı sağlayamadık. Terör sağlığımız bozuktu.
İkinci aşamada başarı kazanıldığında teröre karşı başarı kazanılmış sayılmaz. Yazık ki biz hep bu aşamada kaldık. Terörist öldürüldüğünde terör bitmez.
Önce şu terörist kimdir? Neden oradadır, neden yıllardan beri var olmaya devam ediyor? Yüzlerce görüş ileri sürüldü bu sorulara yanıt olarak. Anlayabiliyor muyuz olup biteni? Anlayıp da uygun eylemlerde bulunabiliyor muyuz? Biz nerelerde ne gibi yanlışlar yaptık da terör sağlığımız bozuldu? Neden terör karşısında yıllardan beri tekrar edip duran benzer tepkileri gösterip duruyoruz? Neden terör üzerine düşünmeyi birkaç kuruma üç beş kişiye emanet etmişiz? Neden üniversitelerimiz özerk biçimde düşünebilen araştırıcılarla, dünyada söylene söylene sakız olmuş görüşlerin ötesinde o yörenin insanının kanayan yüreğine dokunup projelerle üretmezler? Neden teröre bakışın çok boyutlu yapısını görebilecek kavrayışta ve dinamizmde etkin, cevval, her kesimden halkla iletişime geçebilecek insanlar yetiştirmeyi unutmuşuz. Terörü yalnızca savaşla yenebileceğimizi düşünüyoruz.
Silahlı mücadele bitince terör bitmez. Son aşama mikrobun kaynağını bulmaktır. Mikrobun kaynağını bularak onu yok etmeye çabalamalı. Terör saldırılarının ulaşamayacağı bir bağışıklık sistemi kurmalı.
Çözüm çok zor. Ülkemizin dışından da geliyor mikrop. Teröre karşı sağlığımızı korumak, cesaretimizi, umudumuzu yitirmemekle olanaklıdır. Bütün Anadolu halklarının bir araya gelip konuşma, birbirlerine kendilerini anlatma zamanıdır.

<p>Okurlarından gelen 'Kullanmış olduğunuz dil, çoğu kez 'ağdalı ve anlaşılması güç' noktasında gele

'Türkçenin inceliklerini kullanmazsak yok olup gidecek'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Akrep ve fare karşı karşıya gelirse... İlk kez görüntülendi!

Ölümsüzlük mantarı olarak biliniyor! Türkiye'de üretilmeye başlandı