• $8,5107
  • €10,2958
  • 498.395
  • 1441.33
18 Kasım 2012 Pazar

Şiir ve akıl

Şiirin, şuuruna sahip olmayan akıl, bilim de yapsa, teknoloji de üretse eksiktir. Batı dillerinin birçoğunun köklerine inildiğinde şiir, bir meydana getirme (poiesis) sürecini içerir: Bizim Arap kökenli 'şiirimiz'de, algılama vardır, bilinç, şuur. Şiir, belli bir bilinç durumu ile yaşanabilir. Batı insanının aklı, şiirini arıyor. Bizim aklımız şiir. Farkındadeğiliz, şiir gücümüzün ayırtına varamamışız. Şiirdik, baştan aşağı. Bizde akıl, şiirledi.
Tasavvufla. Yalnız tasavvuf değil elbet, hayat bir şiirkürede geçti. Doğrusu, yaşanan gerçek, şiire dönüştürüldü. Şiir içinde yaşayan Osmanlı münevveri, şiirsel tek
seslilikte boğuldu.

SÖZ KALPTEN ÇIKAR
Alelade, şiire karşıdır, sıradanlık, yozluk, vasat” olan, ortalama olan, ortalıkta olan. Bunların hepsi karşı şiirdir. Karşı şiirdir ki şiiri besler. Şiirin kalbi, şiiri yıkmaya çalışan güçlerle atar. Aleladeyi, sıradanlığı, esir edip, onu şiire ram ederseniz, şiir, karşıtını yok etmiş olur, karşıtıyla beslenemez. Osmanlı'da şiir hayata cefa etmemiştir. Doğrusu, d”van şiiri, dar bir çevrede hayatın cefasıyla karşı karşıya gelip, yüzleşememiştir. Hayat şiirlenememiş, şiir hayata karışamamıştır. Elbette, şiiri, şiirkürede (havaküre, suküre gibi!) yaşayanlar vardı, hayatı da öyle yaşadılar. Bu, sırça saray içinde bir şiirdi.
Şuur şiire, şiir şuura girmeli. Kolay değil oysa. Şiirden irkiliyor. Şiir kolayca, denetleyen aklın yönetimine girebiliyor. Şiir, kolayca manzumeleşebiliyor. Şiire, 'söz' olarak bakılıyor; yalnız sözü söyleyenin kalbi olması gerekir: Söz kalpten çıkar: Gönülden..
Dünyanın kirliliği yalnızca havada, suda olmuyor. Sözcükler de kirleniyor. Gerçekliğe açılan şuurda, şiir ateşi yanmıyor.
Korkuluyor, şairden. Şimdiki çılgın medyadan korkulduğu gibi; susturmak için onları, para ver, ağızlarını kapasınlar, deniyor!.. Şiir, hayata sataşıyor demek ki. Platon'un kızgınlığı boşuna değil; şair aklı bu, sağı, solu belli olmaz.
Denetleyen aklın, dışında, onun gözünde pek de güvenilmez bir akıl, şiirleyen akıl.

BİLİM ŞİİRİ DIŞLAMAZ

Zaman zaman uyumlu görünüyor, yönetimle sıcak ilişkilere giriyor. Uslu, 'cici' şiir oluyor.
Zaman zaman başkaldırıyor.
Şiirin bakışı farklı çünkü. Yarattığı korku da ondan. Hesabı olanlara, denetleyenlere, güç sahiplerine, düzen koruyucularına, başıbozuk görünüşü, bu farklılığından. Bu ölçüye tartıya gelmeyişinden. Ölçüye tartıya gelmeyişteki, ölçü ve tartı, diğer akılların, denetleyen, teorik aklın ortaya koyduğu ölçü ve tartıdır. Şiirin ölçüsü kendi içindedir: Şiirleyen aklın ölçü ve tartısıdır. Dışarıdan bakılınca, sanki bunun belli bir matematiği varmış gibi görünür. (Aruz vezni, hece vezni gibi...) Bu matematiğin altında, şiirleyen bir akıl vardır. Her ölçüyü, her uyumu, her düzeni teorik aklınızla kavramaya kalkarsanız, şuurunuzun bir yanıyla kavrarsanız. Evrenin düzenindeki şiiri, dışlamaz bilim. Elbette kendi dili vardır. Bu dili anlayanlar, satır aralarındaki, matematiksel formüllerdeki, kavramsal bağlantılardaki şiiri görürler. Duyarlar.
Kaldı ki, şiirin, matematiğin dışında da kendine özgü dili vardır. Evren, sırlarını yalnızca matematik formüllerle açmaz, şiir olarak da açar.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı