• $7,4294
  • €8,982
  • 412.302
  • 1471.39
28 Nisan 2011 Perşembe

Seçime doğru bir durum değerlendirmesi

Seçim sath-ı mailine girdik. Seçimin eğik düzlemine. İntihab edeceğimiz (seçeceğimiz) vekillerimizin hür irademizle tayin edilmesine az kaldı. Seçim eğik düzleminden aşağı doğru kayıyoruz. Çoğumuz seçmiyoruz, seçemiyoruz. Seçim eğik düzleminden, aşağıda bekleyen, önceden belirlenmiş insanlara doğru kayıyoruz.
Tayin edilmişleri tayin edeceğiz çoğunlukla. Parti başkanlarının ya da parti meclislerinin seçtiklerini seçeceğiz. Seçmeye mecbur olduklarımızı seçeceğiz. Bir kısmımızın oyları istemediği partilerin adaylarına kayacak.
***
Bu seçim hukuku özgür irademizi yansıtacak seçim yapmamıza uygun değildir. Öyle bir seçime gidiyoruz, öyle bir seçim eğik düzleminden kayıyoruz ki, sonunda kimin kazanacağı bellidir. Muhalefetin iktidar yaptığı bir iktidarla karşı karşıyayız. Muhalefet hala zayıf. Zayıf muhalefet zayıf siyaset demektir. Zayıf siyaset zayıf demokrasidir. Elbette demokrasi sandıktan ibaret değildir. Ama bizim sözde demokrasimizde sandık bile halkın görüşünü yansıtmıyor.
Seçime giren partiler adil koşullarda çalışmıyor. Bütçeleri arasında farklar büyük. Baraj çok büyük bir haksızlık kaynağıdır. Halkın iradesi, seçmenlerin iradesi Meclis'e sağlıklı biçimde yansımıyor.
Ülkeyi bir örnek insanlardan oluşmuş gibi anlayan zihniyet hala egemen. Farklılıklar denince yalnızca Kürt kardeşlerimiz akla geliyor. Muhalefeti ve iktidarıyla biz bu ülke vatandaşları giderek birbirimize benzemeye başlıyoruz. Seçim konuşmaları aşağılayıcı, küçümseyici bir eda içinde sürüyor. Ayrışmalarımız, görünüşte, iktidar kavgasında. Zihniyetler büyük ölçüde aynı. Tavır aynı. Birisi A partisi, diğeri B, bir diğeri C. Deniyor ki ülke ayrışıyor. Ülke insanlarının birbirine giderek düşmanlığı artmakta. Bu görünür düşmanlık, temel bir zihniyet ayrılığının getirdiği düşmanlık değil. Elbette farklı dünya görüşleri var ortada. Farklı bakışlar, algılayışlar, farklı yaşam biçimleri var. Bu farklılıklar temel bir farklılık oluşturmuyor. Aynı biçimde savunuyorlar kendilerini. Kendilerinden olmayana bakışları aynı. Konuşmaları aşağılayıcı. Sürekli kavga ve çatışma üzerinden kendilerini var etmek istiyorlar.
Üstelik toplanıp birbirlerinin başkanlarının kabalıklarını eleştiriyorlar. Eleştirirken kendi başkanlarına toz kondurmuyorlar. Tek yanlı, sürekli kendilerini haklı çıkarıcı biçimde düşünüyorlar. Özeleştiri alışkanlıkları yok. Egoları sürekli şişirilen liderlere biat eğilimleri güçlü.
***
Bağımsızların büyükçe bir bölümü barajı aşabilmek için partilerin bağımsız kıldığı adaylardan oluşuyor. Kürt destekli adaylar, Kürtlerin sorunlarına odaklanmış. Öfkeli, saldırgan, şiddet yanlısı bir tutumla giriyor seçime Kürt destekli adaylar. Bir Türkiye partisi olduklarının farkında değiller. Fark etseler de böyle bir bakışı, böyle bir tutumu benimsiyorlar.
Siyasi tutuklu adaylar, özgürleşerek, Meclis içinde siyasi mücadelelerini gerçekleştirmek istiyorlar. Zaman zaman seçimlerin adaylar üzerinden yapılmasının seçmen iradesini daha iyi yansıtacağını düşünmüşümdür. Elbette pratikte zorlukları var ama her partinin adaylarını oylasak, partileri toptan oylamak yerine. Belki ileride teknolojinin gelişmesiyle, bilgisayarların olanaklarını kullanarak böyle seçimler yapılabilir.
***
Her seçimde belli bir entelektüel kesim seçimi protesto ettiği için oy vermez. Oy vermemekle kime hizmet etmekte olduğunu düşünemez. Şöyle bir itiraza ne der bu kesim acaba: Bu düzeni beğenmiyor, itiraz ediyorsunuz. Böyle yaparak içinde bulunduğunuz durumu, karşı çıktığınız düzeni onaylamış olmuyor musunuz? O da bu itiraza şöyle cevap verebilir: Sonu belli olan bir seçime neden katılayım ki? Bu düzen benim düzenim değil, oy versem de vermesem de ne değişir ki? Böyle bir çekinik tavır, içinde bulunduğunuz toplumun düzenine evet demek anlamına gelmez mi? Demokrasilerde yaşadığını düşünen insanların yönetime iradelerini iletmeleri gerekir. Bunun için örgütlenebilir, propaganda yapabiliriz; iktidara talip olma yükümlülüğümüz olduğunu unutmamak gerekir. (Sürekli muhalefette kalıp, iktidara talip olmayan bir partiyi demokrasi adabına uygun bir parti olarak göremeyiz.)
Bu seçimin sonucu baştan belli midir? Sonucu baştan belli olan seçimlerle demokrasi yaşanabilir mi? Diyebilirsiniz ki ' halk sürekli olarak tek bir partiye, eski bir dille 'teveccüh' göstermiş de hep aynı partiyi seçiyorsa, buna nasıl itiraz edebiliriz ki? Belki demokrasi kültürünü kavramamıza yarayacak şu soruyla bu sonucu sorgulamayı deneyebiliriz: Nasıl oluyor da bir ülkede güçlü bir muhalefet oluşmuyor? Muhalefet neden muhalefet olarak iktidara alternatif görüşler, programlar oluşturamıyor? Bir ülkede iktidara muhalif onca insan varken, bu insanlar neden bir araya gelip iktidara haddini bildiremiyor? Muhalefet özürlü yurduma selam söylüyorum.

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başkan Erdoğa

Başkan Erdoğan: Lokantalar ve otellerle ilgili kararları Kabine Toplantısı'nda atacağız

Öğretmenlere koronavirüs aşısının yapılmaya başlandı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar A-400M hangarını ziyaret etti

Balıkçı ağlarına bin yıllık tekne parçaları ile 13 amfora takıldı