• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
20 Ocak 2011 Perşembe

Hayatımızdaki donma

Eskiler 'tecemmu' derlerdi: Katılaşma, donma, sertleşme anlamında. Ülkedeki kültürün giderek sertleşmeye doğru gittiğini görmekteyim. Çoğunluğun vesayetine demokrasi deniyor artık. Çoğunluğa elbette saygımız var. Ama demokrasiye daha fazla.

***
Arkasına kalabalığı almış güçlerin, sürekli övülmeye, sürekli desteklenmeye alışanların içlerindeki narsistik eğilimleri giderek güçleniyor. Eleştiriye tahammül edemiyorlar, yanlışlarından öğrenemiyorlar. Yanlışlarından öğrenemeyenlerin, kendisi gibi olmayanları anlama duyarlılığı giderek körleniyor. Allah kimseyi, ötekini anlayamayanların gafletine düşürmesin.

***
Demokrasi gözüne perde inmişin en temel özelliklerinden biri de şudur: Kendisinin, kendisinden olmayanlarca nasıl görüldüğünü bir türlü anlayamaz.

***
Gözü perdeli, sanır ki, kendi iktidarı demokrasidir. Hatta kendisi demokrasidir. Hürriyet timsali, istiklal numunesidir. Narsistin temel özelliklerinden biri de odur: Kendi sandığı bir hayale sırılsıklam aşıktır. Kafalarında, çocukluklarından bu yana geliştirdikleri düşsel dünyaya aşıktırlar. Bu dünyaya demokrasi derler. Neyi özlüyorlarsa onun adı demokrasidir artık. Bunun gerekçeleri de hazırdır: Falanca yasayı çıkarmışlar, falanca uyum yasalarını meclisten geçirmişlerdir. Anayasa değişecek, her şeyi denetleyebilecekleri bir düzen adım adım kurulacaktır. Bunun adı demokrasidir. Çünkü onlar kendi düzenlerine aşıktırlar ve bu düzenin adı demokrasidir. Bu oyuna onlar bu adı verebilirler. Şükür henüz inançlarımıza ad verme yasağı yoktur.
Demokrasi, ötekilerin de kendi yaşamlarına egemen olma hakkını verebilme duyarlığını gerektirir. Güç tümüyle 'bizimkilerin' elindeyse orada zulüm vardır: Hem bizden olmayanların hem de bizden olanların üzerinde. Bizden olmayanlar üzerindeki baskımızı anlayabiliriz de kendimize baskı uyguladığımızı nereden çıkarıyorum? Paylaşılmayan güç, gücümüz olamaz. Aileden örnek vereyim: Sürekli olarak, eşine, çocuklarına zulmeden bir baba, kendine de zulmediyordur. Artık evi onun için bir cehennemdir. Ruhu bir cehennem kazanıdır.
Demokrat, herkesin kendini, kendi özel yaşamını gönlünce yaşayabileceği bir düzenin oluşması için gerekli koşulların oluşmasına çabalar, bu koşulların yerine gelip gelmediğini denetler. Kurumları ele geçirmez. Oradaki çok sesliliği kurmaya çabalar.

***
Tam bu noktada kültürümüzdeki, hayatımızdaki tecemmudun, donmanın, katılığın durumuna bakmak gerekiyor: Aynı yüzler, benzer fikirler, benzer tavırlar: Ama her yerde. Siyasi partilerde, medyada. Yüz kıtlığı var ülkede. Medyadaki arkadaşlara diyorum ki: Yahu arkadaşlar, neden hep beni çağırıyorsunuz, bu ülkede onlarca felsefeci var. Hadi aşk meşk konularında konuşacak bir kalabalık insan var, türküler, şiir, hikmet üzerine hayat üzerine. Ellerinde bir liste: Bir olay olduğunda telefon edecekleri isimler belli. Kimisi uzmanım diye dolaşıp da bilinen sözleri geveler, kimisinin ne dediği anlaşılmaz, kimileri ise o medya kuruluşunun mesajcılarıdır, beklentiler doğrultusunda konuşur. Açarsınız kanalı, açmadan önceki tahminler doğrultusunda, aynı kişiler kendilerinden beklenen sözleri geveleyip duruyorlardır. Köşelerinde yazanların bildiğiniz tavırları sürüp gider: Akılları sıra hiç beklenmedik, çarpıcı sözlerle, heyecan yaratacaklardır. Bir süre sonra yavanlık başlar, sürpriz sandıkları sözlerde bile.
Kültür ülkemize don vurmuştur.

***
Romanlar yazılıyor, öyküler: Donu çözmüyor.  Çok eskilerin edebiyat eleştirmeni olarak donmam sürüyor. Nobel aldık. Daha fazla üşüyorum şimdi.

***
Şiir bir kardelen olarak kimi güzel şairlerin ellerinden kendini gösterebiliyor, arada bir.

***
Düşünce, hala Batı'nın tazısı olma durumunda. Bilim, teknolojiye dönüşmüş. İnanç düzenleriyle, maneviyatla uğraşanlar ya içlerine kapanmış ya taklitçi ya sığ ya politik bir düzlemdedirler.

***
Siyaset, demokrasi duyarlığı olanlara acı veren bir manzara arz ediyor. Farklı seslerin temsil edilebilmesi olanaklı görünmüyor. Muhalefet beceriksiz, iktidar kaba, zalim.

***
Günübirlik yaşayan, kendi halinde insanımız, Anadolu'nun o güzel insanı, karnını doyurma kaygısında. İktidar elinde harita, elinde grafikler, elinde pankartlar: 'Ey halkım, şu haldeydiniz, bu hale getirdim' diyor. Bakıp bakıp da söylenenlere, o güzel insanlar: 'Demek ki şu haldeymişiz bu hale gelmişiz' diyorlar. Güçlü görünene, söz verene hala inanıyorlar. 'Dünyadaki düzeni', her neyse o, ülkemize getirmeye çalışan liberal arkadaşlar, oyunu arada bir görüyorlar. Yine de, seçenek yokluğu, onları iktidar vesayetini demokrasi sanma görüşünde tutabilir.

***
Bu don neyin habercisidir? Çoğunluk vesayeti kapıdadır. Gelince, demokrasi gafilleri demokrasinin kaç bucak olduğunu göreceklerdir.  


<p>Peki, reform paketlerinde gelinen son durum ne? Hukuk ve  ekonomide hangi başlıkları konuşacağız?

Reform paketlerinde son durum ne?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yurt genelinde yapılan huzur uygulamasında 2 bin 402 kişi yakalandı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (23 Ocak 2021)