• $7,3856
  • €8,9733
  • 442.685
  • 1546.7
04 Ekim 2012 Perşembe

Hamasetle demokrasi olmaz

Bu ülkeyi değiştirdiğini söyleyen iktidar, bunca yıllık iktidarı boyunca değişti mi? Baştan beri, muhalefete karşı aldığı tavır, yüksek perdeden küçümseyici konuşma biçimi, her şeyi noksansız, yetkin bir biçimde yaptığını iddia etme alışkanlığı, ufak tefek farklılıklar olsa da değişmedi.
İktidarın dünyaya bakışı öteki odaklı değil. Ne demek? Kendisinden olanı gözetip, olmayanı dışlayan tavrı, art ardına gelen örneklerle giderek pekişmektedir. Sayın Başbakan partisinin 'büyük' kongresinde 'yüzde doksan dokuzla bile iktidar olsak, yüzde birin hakkını, hukukunu, tercihlerini korumak boynumuzun borcu olarak kalacaktır' demesine karşı, o kendisine oy vermeyen yüzde elliyi gözden çıkarmışa benziyor. Onları dinlemek istemiyor. Kendisini, bu ülkede Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana halkın sesini yansıtan, daha önceki darbeci yanlısı, azınlıkta olan iktidarları ortadan kaldıran; 2014, 2023, 2071 yılları için büyük hedefleri olan büyük bir kurtarıcı olarak görüyor. Büyük kurtarıcılara karşı yürütülen eleştiriler, kurtarma çabasını engellemeye hizmet eder. Böyle kişiler,olsalar olsalar bozguncu, terörist insanlar olabilirler. Büyük misyon sahibi, yüksek hedeflerin ardına düşmüş, üstelik yıllardır büyük ölçüde halkın teveccühünü kazanmış kurtarıcıların yolu eleştirilerle kesilemez. Bu nifakçılıktır. Birleşmenin zamanıdır, tevhidin zamanıdır, kesretin değil. Muhalifler ise yüksek amaçlara doğru yürüyen dava insanının önünü kesenlerdir. Onlara hadlerini bildirmek gerekir.
Burada, kendi koyduğu Türkiye modelini bütün Türkiye'nin modeli sanan; kendini halkın bütünü olarak gören, ülkeye yıllardır egemen olan vesayeti kaldırıp demokrasiyi getirdiğini ileri süren lider merkezli bir partiyle karşı karşıyayız. Bu partiden önce demokrasi yoktu, demokrasi onunla başladı. Böyle bir görüş, abartılı bir biçimde, partinin iktidar olarak her icraatını demokratik sanmasına yol açıyor. Biz ne baskılar altında kaldık, yıllarca hakkımız yendi. Şimdi hak yeme sırası bizde demiyorlar elbette. Şimdi demokratik olma sırası bizde diyorlar. Buna Sayın Başbakan'ın bütün samimiyetiyle inandığını düşünüyorum. Kendisini sürekli eleştiren biriyim ama samimiyeti konusunda, davasına inanmışlığı, davası için ölümü bile göze almışlığı konusunda zerre kadar kuşkum olmadı hiç. Ona kendisinden olmayanı düşündürecek, öteki odaklı süreç, ancak halkın teveccühünü, ilgisini yitirmeye başladığında ortaya çıkabilir.
Kendisinden olmayanın göz önüne alınmadığı bir yönetim biçiminin demokrasi olduğu elbette söylenemez. Kendisine söz söyleyeni hemen azarlayıp, lafın altında kalmamak, karşısındakinin ağzının payını verme tavrı içinde olan bir yönetimden demokrasi nasıl beklenebilir?
Üstelik rakipleri karşısında sahip olduğu önyargılarda onun demokratik bir tavır içinde olmasını engellemektedir: Rakipleri çağın gerisinde, beceriksiz, iş bilmez, kendi içlerinde çatışmalar yaşayan partilerdir. Yeni fikirleri yoktur. Yeni fikir, yalnız iktidar partisinin tekeli altındadır.
Cumhuriyetin kurucu değerleri çağın gerisindedir. Milliyetçi, mukaddesatçı tutumla iktidar partisi, çağıyla bütünleşmiş, çağının da ilerisindedir. Büyük bir tutkuyla, bu tutkusuna yoğunlaşmış bakışıyla, iktidar, kendisini tutanlardan gayrısını artık görmezden gelme aşamasındadır. İleri demokrasi gelmiştir bu iktidarla birlikte ülkeye. Artık baştan beri kendisiyle yürüyenlerle, sonradan kendisiyle yürümek isteyenlerle yürüyecek, ülkeyi onlardan gelen taleplerle yönetecektir. Yüzde birin hakkını gözettiğini söyleyecek ama yüzde elliye yakının hakkına gözlerini kapayacaktır.
Esip gürledikçe, kendisine hayranlar bulacak, hayranlar buldukça muhalefeti küçümseyecek, ötekinin sesini duymaz olacaktır.
İktidar giderek bu ülkeye esip gürleyen bir siyaseti getirmek istiyor. Özellikle ana muhalefet bu oyuna gelmemeli. Yazık ki geliyor. Ülkenin ağır sorunları var, bu sorunlar şarkılar, türküler, hamaset ve duygusallık kokan şiirlerle çözülemez. Parti disiplinin dorukta olduğu, propagandayı, halkla ilişkileri, kongre organizasyonlarını, halkı duygularından yakalamayı bilen ekipleriyle iktidar, anlamayı, çözüm bulmayı öngören rasyonel düşünce yerine, ele geçirmeyi, etkilemeyi temele alan stratejik düşünmeyi yeğliyor.
Yazık ki iktidar, bizim gibi çoğulcu bakışı merkeze alarak, soğukkanlı, eleştirel düşünmeyi, farklı yaşam biçimlerinin bir ahenk içinde bu ülke sevgisiyle bir arada yaşamasını amaçlayan muhalefetine hala seslenmeyi bilmiyor.

<p>EGE'DE TÜRKİYE'NİN HAKLILIĞI ÇOK AÇIKTIR'</p><p>'Adına Egeler denilen, aslında bizim Adala

'Ege'de Türkiye'nin haklılığı çok açıktır'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kırıkkale'de polis merkezi önünde silahlı kavga: 1 yaralı

Kimyasal tuvalet, bomba gücü göstergesi, radyasyon ölçüm cihazı... Nükleer sığınak açık artırmaya çıkarıldı