• $13,4726
  • €15,2894
  • 793.592
  • 2011.16
3 Şubat 2013 Pazar

Gıcıklar üstüne

İşim onlarla uğraşmak. Çevremde gıcık bulamayınca üzülürüm de. 'Allah Allah nereye gitti bu gıcıklar?' derim, kendi kendime. Düşünmek, ister istemez gıcıklığa bulaştırır insanı. Gıcıklarla yaşıyorum dedim. Sınıftalar. Okuldalar. Akademik kubbe gıcık yetiştiren bir bahçedir, şükür. Gıcık öğrencilerim olmadı mı üzülürüm. Çok uyumlu. Çok boynu bükük. 'Fikir kaynamıyor demek ki içlerinde' derim. Fikir kaynatanlar gıcık olmak zorunda mıdır? Elbette değil. Gıcıklık karşımızdaki insanın bize yüklediği bir sıfattır çoğu zaman. Başkalarına görünüş biçimlerimizden biridir. Bakarlar bakarlar da yüzümüze, ardımızdan 'ne gıcık insan bu yahu' derler. Yüzümüze diyenler de olur ha. Hıyarlar hakkında kitabım var da gıcıkları unutmuşum nedense. İlk kez yazıyorum burada. Dünya şahidimdir. Gıcıklar hıyar mıdır? Olanları vardır elbet ama olmayanları da vardır. Gıcık olmamaya çalıştıkça gıcık olanları görüyorum televizyonlarda. Bir edep bir edep. Zorlama. Yapmacık bir zarafet. Biliyor çevreyi rahatsız ettiğini. Hem hoşlanıyor bu durumdan hem de hoşlanmamış gibi yapıyor. Ben gıcığım beni böyle kabul edin, dinleyin sevin demek istiyor.

Kapitalist dünyada farklı olma, etkin olma yollarından biri. Medyada aykırı fikirlerle dolanacaksınız. 'Vay be diyecekler kimileri, şu korkusuza bak, neler söylüyor öyle, nasıl da edepsiz, kesin bunu bir köşede sıkıştırıp döverler.'
Gıcıklık bizim gibi ülkelerde piyasası olan bir var olma biçimidir. İktidar gıcıktan yana ise. İktidara karşı gıcıklık tutukevlerinde süresiz oturmayı gerektirebilir. İktidara hizmet eden gıcıklara saygım olmamıştır. İnsanların birbirlerine duydukları 'antipati'nin hiç önemli olmadığını, kamusal alanda görülecek işlerin sempati ve antipati ile yürütülmediğini söyleyebilirsiniz. Birbirlerinin yüzlerini gördüklerinde hatta adlarını duyduklarında bile tüyleri diken diken olup acı çeken nice insanın kamusal alanda bir arada yaşamalarının ne kadar 'verimli' ne kadar kamu yararına olacağını sanıyorsunuz?

***

Düşümde, gıcıklığın sürekli artışından dolayı dünyanın bir sempati kirliliği, ağır bir duygudaşlık sorunu yaşadığını yazıyormuş gazeteler. Deniyormuş ki: İnsanlar! Dünyamız hızla gıcıklıkla kirlenmektedir. Bu kirlenme çevre kirliliğini kat kat aşmış durumdadır. Dünya ülkeleri bir araya gelerek dünyayı gıcıklıktan arındırmanın yollarını aramaktalar. Bu amaçla dünyanın birçok ülkesinde Gıcıklıktan Arındırma Merkezleri kurulmuştur. Gıcıklıktan Arındırma Merkezi’nin bir kartı geçmiş elime üzerinde şöyle yazıyormuş: 'Sen bana gıcık ben sana, tasam çok uzak tasana, hayat bir cehennem olmuş, çekilmiyor anlasana.'

Gıcıklığın hıyarlardan farklı yanlarından biri, psikolojik yargılamalara daha yakın oluşundandır. Hıyarların herkesçe kabul görecek 'objektif' niteliklerinin daha kolay bulunmasına karşın gıcıklık büyük ölçüde 'öznel'dir. Her rahatsızlık duyduğumuz insan gıcık değildir. Zekasından, haddini bilmeyişinden, itiraz edişinden, bizim kendi zayıflıklarımızdan dolayı karşımızdakini gıcık görebiliriz. Birini gıcık görüyorsak soralım: Gıcıklık acaba kimdedir? Bizde mi, onda mı?

Sokrates at sineği olduğunu söyler ama hiç gıcık olmamıştır. (Elbette benim gözümde!) Sokrates edepli bir hakikat arayıcısı idi. Arayışlarınızdan dolayı sizden rahatsız olanlar elbette olacaktır. Onlar sizi gıcık sanabilir, kendi gıcıklıklarından. İnsana, sizden başka olana saygınızı sürdürdüğünüz, dünyayı farklılıkların zenginliğinde sevgi ile kucakladığınızda, gıcıklar, size gıcık olabilirler.
Bu yazıyı gıcıkları gıcık etmek için yazdığım sanılırsa da onları sevgi ile selamlamak amacı taşıdığımı gün gelir anlarlar sanırım.

<p> </p>

'İBB Engelleniyor' algısı neden yapıldı?

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (15 Ocak 2022)

Almadan önce etiketteki detaya dikkat! Peynir sahtecilik nasıl yapılıyor

Bear Grylls herkesi böyle kandırdı! Kamera arkası görüntüleri ortaya çıktı