• $8,5107
  • €10,2958
  • 498.395
  • 1441.33
13 Mart 2011 Pazar

Felsefe öğrenciliği

Felsefeyle uğraşmak, 'öğrenci' olmayı bilmek demektir. Öğrenci olamazsak, felsefeye olan ilgi dışarıdan bir ilgi olarak kalacaktır. Her zaman dışarlıklı bir felsefe uğraşıcısı oluruz. İçten bir şekilde felsefeyle ilişkiye girmek ise öğrenci olmayı bilmekle olanaklı; sonsuz bir öğrenme çabası var öğrencilikte,  bu çaba da biter gibi de görünmüyor. Daha önce yaşamış olanlardan, düşünülmüş olanlardan bir şeyler öğreniriz. Aynı zamanda kendimizin onlarla olan ilişkisinden de bir şeyler öğreniriz. Bir üçüncü öğrenme daha var ki, bu kendi yaşamımızdan, başımızdan geçmiş olanlardan öğrendiklerimizdir. Bu yolu izleyebilenler için felsefe kendi kişiliğimizi katmadan ilişkiye geçebileceğimiz, tarafsız bir tutumla, soğukkanlı, yansız bir bakışla ilişkiye girebileceğimiz bir alan değildir.
Kişilik bizde genellikle öznellik olarak görülür; öznellik de olumsuz bir kavram olarak yorumlanır. Öznelliği bir tür laubalilik, karşımızdaki nesneyle ilgilenmek yerine kendi özel çağrışım dünyamıza girip bir sürü laf söylemek olarak anlıyorlar. Benim burada sözünü ettiğim sorun, kendinizi düşüncenize katma sorunudur. Dışımızdaki problemlere, herkes için ortak olan problemlere, herkesin, görebileceği, ele alabileceği problemlere, kendi bakış açımızdan, kendi duruşumuzdan, kendi deneyimimizden yola çıkarak, kendi özgüllüğümüzden, bize özgü olandan yola çıkarak bakabilme işidir ki bu, sanıyorum, zaten bütün bilimcilerin, bütün düşünen insanların da yapageldiği bir şeydir. Bunun patolojik hali, gaflettir; kendini bir matah sanmaktır ve her söylediğinin de özgün bir şeyler olduğunu düşünmektir. Akademik hayatta çoğunlukla gençken kendinize özgü laflar ettirmiyorlar. Ama bir biçimde denetim mekanizmalarından kurtulup, deyim yerindeyse palazlandığınızda, bir takım rütbeler alıp ağzınıza gelen her şeyi söylediğinizde, sizi denetleyecek bir güç olmadığı için kendinizi çok büyük bir insan sanmaya başlıyorsunuz. Şakşakçılar da olduğu sürece 'Bastır hoca', 'Helal olsun hoca', 'Ne güzel söyledin hoca' dedikçe, üfürüğün bir fırtınaya dönüştüğünü görebilirsiniz.

Felsefede öğrenci olabilmek, kesinlikle bir özeleştiriyle yürüyen bir şeydir. Bu, öylesine zalimane bir özeleştiri olmalıdır ki kendini yerin dibine sokup o soktuğun yerin üzerinde tepinmen gerekebilir. Ama bunun hastalıklı hali de 'ben akılsızım', 'ben aptalım', 'dur bakalım' falan deyip hiçbir şey söylemeden, sonunda söylediklerini totolojik hale getirip sağlamlaştırmaya çalışmaktır. Felsefede çok güvenceli bir yol ararsan, söylediklerini öyle teknik ve analitik bir biçimde söyleyeceksin ki söylediklerinde herkes bir şeyler var sanacak. Birçok akademik makalenin de böyle olduğunu düşünüyorum. Akademik rütbelerin koşullandırmaları da eklendiğinde insanlar, o bir takım dergilerde makaleler yazmak için böylesine hiçbir anlamı olmayan bir sürü laf söyleyebiliyorlar; yazdıklarını galiba bir kendileri bir de hakemler okuyor. Onun dışında, bu yazılara, arada bir anlaşmalı ya da şaşkınlıkla yapılan göndermeler de olabilir.

Çağımızdaki felsefe öğrenciliğinin zorluğu, felsefenin günümüzde geldiği yerle ilgili. Felsefe bir meslek haline geldiği için, akademik bir birimin içinde çalışan ve sırf maaş aldığı için onunla uğraşan insanlar var; içinden geldiği için, başka bir şey yapamayacağı için değil. Hasbelkader bir felsefe bölümüne kapağı atmış ve oradan da ekmek parası kazanabilmek için terfi etmek zorunda olan bu insanların da belli bir üretimde bulunmaları gerekiyor.

İyi bir felsefe öğrencisi olmak demek, felsefe yolculuğunun doğuracağı sıkıntılara katlanabilmek, o cesareti bulmak, hatta dalga geçilmeye, eğlenilmeye, dışlanılmaya katlanabilmek demektir. Felsefeciler çevresinden sürülebilirsin de, alay edilebilirsin, insan yerine konulmayabilirsin; ama benim olduğum gibi popüler de olabilirsin. Bu elbette iyi bir öğrenci olmanın göstergesi değil.

Çok tehlikeli bir yoldur kendini katarak gitmek. Söylediğin her sözün bir matah olduğunu sanmanın dışında, kendi özel cinsel problemlerinin, duygusal problemlerinin büyük felsefi sorunlar olduğunu sanma tehlikesiyle karşılaşılabilir.
Galiba sağlıklı felsefe öğrenciliği şu olsa gerek: Herkesin kendi özgüllüğü içinde sorunlarla ilişkiye geçtiği ama birlikte konuşulabilen, tartışılabilen, birlikte öğrenebilmenin gerçekleşebildiği bir öğrencilik. Felsefe hiçbir zaman bir kişilik bir etkinlik olmadığı için, felsefenin Sokrat'ın sesinin çınladığı agora'da sürekli tartışmalarla birlikte yürütülerek öğrenilebilecek bir etkinlik olduğu unutulmamalı.

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

NASA Mars'ın 3 boyutlu görüntülerini yayınladı

Düştüğü dere yatağında 5 gün mahsur kaldı

Mersin sahilinde bulundu! Sahil güvenlik hemen çalışma başlattı