• $7,3273
  • €8,8619
  • 413.481
  • 1495.77
17 Haziran 2012 Pazar

Eleştiri ve kıskançlık

Sanatta ve bilimde gerçekliğe olan saygımız, hakikat aşkımız önde gitmeli. Meslektaşlarımıza yönelttiğimiz eleştiriler, kendi zavallılığımızı örtmeye yönelik ruhsal saplantılarımızdan kaynaklanmamalı. Akademisyenlerin, sanatçıların, düşünürlerin, yazarların oluşturduğu bilgi ve sanat ürünü üreten topluluklarda yaşanan, üretici insanın tipik özelliklerinden biri, kıskançlık. Olumlu bir yanı yok değil, daha olumlu olanın ardına düşmemizi sağladığı için. Yarışma ortamı oluşturucu, güdüleyici, harekete geçirici, kendimizi aşmamızı sağlayıcı özellikleri var. Çevremizle ilişkimizde, iletiler, uyarılar gönderir bize kıskançlığımız. Eko-biyolojik kökleri var yaşayışımızda. İçimizdeki kıskançlık, önemli bir tanıma olanağıdır kendimizi. Kimi, neden, nasıl kıskanıyorum? Ulaşmayı düşündüğüm yerde, gördüğüm birini mi? 'Neden onun yerinde değilim?' sorusu mu yakıyor içimi? Neden onun kadar akıllı, onun kadar bilgili, yetenekli, çalışkan değilim? Peki, neden bu karşılaştırma sonucu kendimi daha 'aşağıda' görüyorum? Demek ki bende bir eksiklik var. Durumu 'gerçekçi' bir biçimde görüyorsam, bu eksikliği kapatmanın yollarını ararım. Kendimle ilişkilerimde yanılıyorsam, yanılgımın nedenlerini bulmalıyım. Neden kendimi eksik görüyorum? Bu kıskançlığın belirtisi, karşı tarafla değil de, kendimle ilgili sorunların varlığını gösterebilir. Bende yolumda gitmeyen neler var ki, kıskançlık duyuyorum? Kıskançlık kendimi tanıma yolculuğunda yol aldırabilir bana.
Kıskançlığın tümü, olmayı istediğimiz yerde, başkalarının bulunmasından kaynaklanmıyor. Türlü nedenleri ve çeşitleri var kıskançlığın. Örneğin, sevgilisini kıskanan bir delikanlıyı düşünün. Sevgilisini yitireceği kaygısı, onu yiyip bitirebilir. Üçüncü kişilerden kuşku, kendisinin sevgilisine yeterli olmayışı, sevgilisinin güvenilmezliği duyguları onu kıvrandırır. Kıskançlık burada, görünüşte, doğrudan rakiplerine değil, sevgilisine yönelmiştir. Bu tür kıskançlıkta da kendimizi kendimize gösterebilecek işaretler vardır. Bu yoğun duygusal ortamda, duyguların ağırlığından kurtulup da, kendi derinliklerimize inebilme gücümüz olabilir mi? Neden olmasın?
Kıskançlık yoğun bir yaşamın cehenneminde, dünyanın en büyük matematikçisi ya da fizikçisi olmaya çabalamanın anlamı nedir? Büyük sanatçılar, yazarlar, bilim adamları, tümüyle yaratıcı ürünler vermiş, başarılı olmuş insanlar, bu kıskançlık ateşiyle yanıp kül olan insanlar mıdır hep? Yaratıcı insanların duygu dünyalarında kıskançlığın harekete geçirdiği fırtınalar mı eser hep? Duygu dünyasında yaşanan afet sona erdiğinde, yaratıcı insan da tükenir biter mi? Huzursuz insanlardan mı çıkıyor yaratıcılar?
Genelleme yapmak zor. Kıskançlık belki de kaçınılmaz. Kıskançlık enerjisini olumlu hale dönüştüren duygu mühendisliği geliştirilebilir mi? Nükleer enerjinin hastalıkların sağaltımında kullanılması gibi, kıskançlık enerjisi, kendi eksikliklerimizin giderilmesi, gelişmemiz için kullanılabilir.
Burada önemli bir zorluk, kıskançlığa nasıl müdahale edeceğimiz sorusunda yatıyor. Etmeyeceğiz. Onu tüketesiye yaşayacağız. Düşüncemiz ve diğer duygularımızla ilişkiye sokarak, onun bizi ele geçirmesini engelleyeceğiz.
Önce kendimle yarışmalıyım. Kendimi geçmedikçe diğer insanları geçme şansım kalmaz.
Kıskançlığın bir yaşama beceriksizliği olduğunu söyler dururum. Bizde vardır elbette ama dönüştürülmelidir. Kıskançlığı bir iç dünya darlığı olarak yorumladığım da olmuştur. Kıskançlığımı bir öğretmenim olarak görürsem, ondan öğrenebilirsem iç dünyamın dar ufuklarının genişlemeye başladığını görebilirim.
Elbette özgüven ve özümüze duyduğumuz saygının sağlayabileceği bir iç enerjiye gereksinimimiz var, kıskançlığımızla karşılaşabilmek için. İçimizi paylaşabileceğimiz güzel insanların şifalı dokunuşlarıyla sonsuzluğa açılacak içim. Kıskançlık bir paylaşamama beceriksizliğidir.
Galiba beni neden insandan sayıp, hak ettiğimi vermiyorlar, layık olduğum sevgiyi saygıyı göstermiyorlar kaygısı da tetikliyor kıskançlığı.
Kıskanca diyorum ki: 'Ey kıskanç! Konuş, söyle derdini. Paylaş ki görebil sıkıntının köklerini.' Kıskanç da diyebilir ki: 'Kiminle konuşayım? Beni rahatsız eden, başkalarının ayağına çelme takmaya götüren duygularımı kime açayım? Çok çirkin bulmazlar mı beni? Azarlayıp, aşağılamazlar mı?' Böyle diyebilen bir kıskanç, kıskançlığıyla karşılaşabilme yolundadır. Kutlarım. Kendine açabilmiştir kıskançlığını. Sonra içini açabileceği gönüldeşini aramaktadır.
Oysa çoğu kez kıskanç, ortadan kaldırmaya çalıştığı rakiplerine karşı hep haklı olduğunu sanır. Kıskançları kıskanmayınız.
Sanatta ve bilimde gerçekliğe olan saygımız, hakikat aşkımız önde gitmeli. Meslektaşlarımıza yönelttiğimiz eleştiriler, kendi zavallılığımızı örtmeye yönelik ruhsal saplantılarımızdan kaynaklanmamalı. Eleştiri adabı olmayan bir toplumda, entelektüel ortamlarda da, eleştiri doğruya, güzele götürücü bir biçimde işlemiyor. Öğrenci ve öğretmen olarak kırk yılı aşan bir süredir akademik yaşam içindeyim. Bu yaşamın nasıl bir duygu dünyası gerektirdiğini anlayabilmiş çok az insana rastladım. Birbirini gizli ya da açık biçimde kıskanan, kıskanmakla yetinmeyip birbirlerine akademik çalışmayı zehir eden, kendini bilmez, uğraştığı alanın hakikatle olan ilgisinden habersiz, meslek aşkından yoksun, ahlak değerlerini yaşayamayan nice akademisyen gördüm.
Küçük insanların giremediği bir bilimsel araştırmalar dünyası, sanat dünyası olabilir mi?

<p>İran'ın Ankara Büyükelçisi, Türkiye'yi Irak'ın egemenliğini ihlal etmekle eleştiren ifadeler nede

Türkiye'den İran'a net mesaj!

Safranbolu'da 606 Mehmetçik kan bağışı yaptı

Dünyaca ünlü yönetmen Guy Ritchie Ayasofya ve Topkapı Sarayı'nı ziyaret etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (01 Mart 2021)