• $7,5345
  • €8,9837
  • 411.286
  • 1541.98
21 Haziran 2012 Perşembe

Bu ülkeye şifa yaraşır

Aylardan beri hastalığımla muhabbet halinde olduğum için bugün size hastalıklar ve şifa üzerine, Türkiye'deki siyasete de dokunan yorumlar yapacağım.
Önce, okurlarımdan gelen istek üzerine, hastalığımla ilgili kısa bir açıklamayla başlayayım. Kalp kapağıma yerleşen mikropların temizlenmesi için iki aya yakın hastanede yattım. Sağ olsunlar, Ankara Tıp Fakültesi Kardiyoloji bölümünün değerli üyelerinin yardımlarını gördüm. Çetin Erol Hocam olmasaydı, şifa bulmam çok zor olurdu. Kendisine teşekkür ediyorum.
Mikrop gidince mikrobun harap ettiği kapak üzerinde oluşan tabakanın kopma sonucu damarları tıkama tehlikesi ile kapağın yeterli biçimde çalışmaması yüzünden hemen ameliyat olmam söylendi.
Ben teorisyen yaradılışlı bir adamım. Hayatta apansız gelen belalara karşı önceden oluşturduğum teorim yoksa çaresiz kalır, çok acı çeker, paniğe kapılırım. Açık kalp ameliyat ihtimaline karşı yeterli teorik donanımım yoktu. 'Önce nazariyat sonra ameliyat' diyen biriyim çünkü. 'Önce ameliyat sonra nazariyat' ya da 'önce ameliyat sonra düşünmeden yat' da demediğim için nazariyat oluşturmak amacıyla zaman istedim hekimlerden. Sağ olsunlar bir ay istirahat verdiler. (Sevgili genç hekim Çiğdem Koca'nın antropolojik duyarlılığının katkısıyla!) Bir ayda halimi idrak edip, kendimi teorik olarak ameliyat denen uygulamaya hazırlayacaktım.
Nazariyat dediysem, bununla tıbbi ya da biyolojik anlamda bir nazariyatı kastetmiyorum. Bu konu beni aşar zaten. Nazariyat, düşünsel açıdan, manevi bir boyutta kendimle karşılaşmanın düşünsel çerçevesinin adı idi.
Cerrahları dolaştım. Kime kestireyim bedenimi diye. Güzel insanlarla karşılaştım. Dostlarımın yardımları oldu. İsmini vermeyeceğim bir cerrah hocada karar kıldım. Dikkatli, ince bir insan olan bu hoca yeniden tetkik istedi. İşinin ehli bir kardiyolog hocanın yeniden değerlendirmesiyle şimdilik ameliyat olmamın gerekmediği sonucuna varıldı.
Şifa hikayem böyle. Şifacılarımın kontrolü altındayım.
O günlerde İspanya'dan bir öğrencim beni telefonla arayarak 'hastane' sözünün yanlışlığını vurguladı. Doğrusu 'şifahane' olmalıydı. Şifa bekleyenler vardı orada. Şifa verenler. Şifa arayanlar. Şifa sunanlar.
Dünyada şifaya ihtiyacı olanlarla, şifayı arz edenler olarak iki topluluk vardı. Şifa arz edenler de elbette şifa muhtacı olabilirlerdi. Kim şifaya muhtaç olmaz ki? Şimdi şifadan söz ederken gözlerimin önünde 'yarab, beni muhtacına muhtaç etme' diyen güzel bir hat sanatıyla yazılmış söz var.
İnsan yavrusu bu dünyaya şifa muhtacı olarak gelmiyor mu? Daha doğarken attığımız çığlığın çevirisi galiba şöyle: 'Bana şifa verin! Şifaya muhtacım!'
Hepimiz muhtacız ona. Ey şifa neredesin? Kim ki ben şifaya muhtaç değilim diyorsa, o elbette hastadır.
Kim kime şifa verebilir? Herkes herkese şifa verebilir. Ben düşmanıma bile şifa verebilirim. Dostlarım da bana şifa sunabilir. Şifalaşırız. Dostluk, şifalaşmadır bir anlamıyla.
Bir kültür, şifalaşmaların güçlülüğü, yaratıcılığı ile kendini var kılar. Şifalaşma, bir etkileşim, bir iletişimdir. Canlar arasında cereyan eden bir can diriliği sürecidir.
Şifa ihtiyacı, hava su ihtiyacı gibidir. Şifa arıyorsanız bu durum eza içinde olmanız anlamına gelmez. Şifa ucu açık bir kavramdır. Şifa buldukça insanın şifa bulası gelir. Şifaya bir sınır yoktur. Bir sevdadır şifa çünkü.
Siyasetin de bir şifalaşma olduğu nedense bilinmez. Genellikle, rakipleri ezerek gücü elde etme olarak anlaşılır. Sürekli propaganda yaparak, 'oy alma' , ne pahasına olursa olsun 'oy kazanma' sanatıdır, eğer yönetimin adı, hikmetinden sual edilmeyecek biçimde 'demokrasi' adını taşıyorsa.
Şifa yerine eza mı veriyoruz çoğu zaman? 'Oh! Bu adamın konuşması bana ilaç gibi geldi demiyor muyuz bazen, kimi insanlarla konuşurken. 'Bakışlarıyla zehir saçıyordu' da diyoruz. Yalnızca şifa değiliz birbirimize, ezayız da. Cezayız da. Belayız da.
Siyasetçi bir şifacı değil midir? Yoksa bir ezacı mı? Neden yönetenler şifacı olarak seçiliyorlar da, ezacı oluveriyorlar?
İyi bir muhalif yakınmaz. Şifacı iktidarlar için mücadele eder. Hasta eden yöneticilerin yarattığı hastalıkları görür, hastalıkların büyümesini önler. Hasta eden iktidara karşı şifacı bir tavır sergiler.
Oysa iktidarın yarattığı ezaya muhalefet de katılıyor. İkisi birden ülkeye eziyet etmeye başlıyor. 'Ey şifa neredesin?' haykırışlarıyla yıkılıyor ülkenin yeri göğü.
Kavga bitmiyor. Ölümler, öldürmeler, zulüm, haksızlık bitmiyor. Ne zaman öğreneceğiz şifayla buluşmayı? Sevgili iktidar, sevgili muhalefet ne zaman bitecek eza? Ne zaman gelecek şifa?

<p>Samsun'da eski eşi E.M.'yi sokak ortasında 5 yaşındaki kızlarının önünde öldüresiye döven İbrahim

Samsun'daki caninin ifadesi ortaya çıktı: Bir anda gözüm döndü ve sinir krizi geçirdim

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Iğdır'da esnaf ziyareti yaptı

Mavi Vatan 2021 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü başladı

Başkan Erdoğan, Mavi Vatan 2021 Taktik Tatbikatı'na canlı bağlantıyla katıldı