• $16,192
  • €17,4658
  • 965.283
  • 2438.84
10 Nisan 2015 Cuma 02:00 | Son Güncelleme:

Yaşamın ve aşkın hatırına: Ingrid Bergman’ı Baştan Çıkarmak

Yaşamın ve aşkın hatırına: Ingrid Bergman’ı Baştan Çıkarmak

2002 yılında Coco Chanel ile Igor Stravinsky’nin aralarındaki aşkı anlattığı romanı Coco and Igor’dan sonra Chris Greenhalgh, yine başka bir film yıldızı olan Ingrid Bergman’ın savaş fotoğrafçılığıyla ün salmış Robert Capa ile aralarındaki aşkı konu alan Ingrid Bergman’ı Baştan Çıkarmak kitabıyla çıktı okur karşısına…

LAL MİNA SOLMAZ
kitap.eki@aksam.com.tr

Nasıl bir romanla karşı karşıya olduğumuzu anlatmadan önce kısa bir bilgi verelim: Ingrid Bergman, hayatına henüz Roberto Rossellini girmeden dört yıl önce, Macar fotoğraf sanatçısı Robert Capa ile hiç beklenmedik ama bir o kadar da yoğun bir aşk yaşamaya başlamıştı. Temelleri Paris’te atılan bu ilişki uzun bir süre sessizce devam etti ve Bergman basından, stüdyosundan ve kocasından gizli bir şekilde yürüttü bu ilişkiyi. İşte Christ Greenhald’ın bu biyografik romanıyla birlikte ilk kez bu kadar gün yüzüne çıkıyor bu yasak aşk hikayesi. Ayşen Anadol ile Taciser Belge’nin ortak çevirisiyle ve Doğan Kitap etiketiyle yayımlanan kitap okurları Paris ve Hollywood’un 1940’lardaki şaşaalı günlerine götürüyor.

İLK DEFA ÖZGÜR

1930’lu yılların sonlarında İspanya İç Savaşı’nın, 1940’lı yılların başında Çinlilerin Japon istilasına karşı verdiği direniş ve 1944 yılında gerçekleşen Normandiya Çıkarması’na ait “Magnificent Eleven” (Muhteşem Onbirli) olarak adlandırılan cesur ve tavizsiz fotoğraflarıyla büyük bir ün yakalayan biri Robert Capa. Yarını düşünmeden yaşayan bir fotoğrafçı. Elinde bavuluyla bir oraya bir buraya gidip geliyor. Kazandığı parayı ya kumarda harcıyor ya da alkole yatırıyor. Tehlikeye alışık olan bünyesiyle ve savaşın yüksek dramatik atmosferiyle keyiflenebilen yapısıyla Capa’nın, zarif ve başarılı bir aktris olan Ingrid Bergman’la pek bir ortak noktası yokmuş gibi görüyor ilk bakışta. Ama kader bu ikiliyi savaş sonrasında, yalnız başlarınayken ve kişisel dertleriyle uğraştıkları bir anda yakalıyor ve bu ikili birbirinde teselli buluyor. Savaşın ardından Capa, Avrupa sokaklarında dolanıyor, içiyor, içtikçe kumar oynuyor, kumar oynarken daha çok içiyor. Bergman ise bu arada Avrupa’da kalan askeri birlikleri ziyaret ediyor. Bergman ise hayatının ve kariyerinin her noktasında önemli bir yere sahip olan sekiz yıllık kocası Petter Lindstrom’dan ilk kez ayrı olarak tek başına bir seyahatteydi. Kızları Pia’nın bakımıyla ilgilenmek için Hollywood’da kalan kocasından ayrı olarak bu yolculuğa çıkan Bergman, kendisini ilk kez bu kadar özgür hissediyordu.

Robert Capa: “Yarını düşünmeye alışık değilim”

Roman, Bergman ve Capa’nın ilişkisiyle ilgili ayrıntıları da gün yüzüne çıkarırken bir yıllık bu ilişki süresince -altı ay Paris’te, altı ay Hollywood’da- ikilinin neler hissettiğinin, neler düşündüğünün ve nasıl davrandığının da izini sürüyor. Hayatlarının meşgalesine sıkışıp kalmış ve yaşamlarını değiştirmeleri pek de mümkün olmayan bu ikilinin yaşadıklarını okurken insan kendisini onlarla özdeşleştirmeye çalışmaktan alamıyor. Siperlerin arasından savaş anlarını fotoğraflayan Capa, çok az kişinin cesaret edebileceği durumlarda buluyordu kendisini. Artık sessizlikten ve huzurun, barışın hüküm sürdüğü anlardan sıkılan bir yapıya bürünen Capa, savaşın ardından kendisini tek gecelik ilişkilerle, alkolle ve kumarla oyalamaya çalışıyordu. Kendisi de anı yaşadığını kabul ediyordu: “Yarını düşünmeye alışık değilim.”

Ingrid Bergman: “Yaşayabildiğin kadar güzel bir hayat yaşa”

O bir yıldız. Ayakta alkışlanan, herkesin hayran olduğu. “Aslında neden film yıldızı olmak istiyordu ki? Çünkü yalnızca kendisi olmak hiçbir zaman yeterli değil, diye akıl yürütüyor. Hem de bir role hazırlanırken girdiği o garip, efsunlanmış hali seviyor. Kendisini gizleyip başka bir zamana ve mekâna taşıyabilme hali, gerçekmiş gibi hissedene kadar küvete girer gibi başka bir hayata gömülmek…” Gömülmek evet, belki de yasak bir aşka gömülmek…

Her zaman için kontrollü ve kendinden emin bir tavır sergileyen Ingrid Bergman, ilişkilerinde de kendi ağırlığını koymayı seviyor aslında. Henüz 22 yaşındayken kendisinden sekiz yaş büyük olan Dr. Petter Lindstrom ile evlenen aktris için kocası Bergman’a sevgi dolu bir kocadan çok katı bir baba profili çiziyordu. Bergman İsveç’te birkaç rol oynamaya hak kazanınca Hollywood’un da ilgisini çekmeye başladı. Bergman film çekmek için dört beş aylığına Amerika’ya gittiğinde Petter Lindstrom ilk önce kızıyla İsveç’te kaldı ama bu arada karısının kariyeriyle yakından ilgileniyor, kendi işini yapmaya da devam ediyordu –önce dişçilik yapıyordu ama sonra beyin ve sinir cerrahı olarak çalışmaya başladı. Bergman ile Capa arasındaki ilişkinin cereyan ettiği zamanlarda Lindstrom da Hollywood’a taşındı ve yazara göre Bergman bu zamana kadar muhtemelen heyecandan oldukça uzak kalmıştı. Paris’teyken “anlık bir şeyler yapmak, özgür takılmak” istiyordu. Sokakta tek başına dolaşırken gördüğü genç erkekler ona bu hayattaki görevini hatırlatıyordu: “Yaşayabildiğin kadar güzel bir hayat yaşa.”

Büyük aşkın şahidi: Alfred Hitchcock 

Bergman’ın “Notorious” filminin çekimleri için Hollywood’a dönmesi gerekiyordu, Capa da fotoğraf ve kamera işinden sorumluydu. İkilinin ilişkisini bilen tek kişi filmin de yönetmeni olan Alfred Hitchcock idi. Yazara göre Hitchcock, sonraki filmlerinden biri olan “Rear Window/Arka Pencere” filminde bu ilişkiyi bir şekilde kullanıyor. Hollywood’un gerçek olmayan dünyasının yoğunluğuyla Petter Lindstrom’un tüm gerçekliğiyle hayatlarının bir parçası olması her iki âşığın da hayatını kötü etkilemeye başlıyor doğal olarak.Bergman ve Capa’nın ilişkilerin sonunu roman henüz başlamadan zaten tarih söylüyor ama 1945’te yaşanılan bu ilişkinin Bergman’ın duygusal gelişiminde en büyük rol oynayan bir ilişki olduğu şüphesiz. “Aşk hakkında bildiği her şeyi Capa’dan öğrenen Bergman yitirmenin acısını da Capa’dan öğreniyor.

Romanın sonlarına doğru Capa gitmeden önceki bir konuşmalarını hatırlıyor.

“Bana bir söz ver” demişti.
“Ne sözü?”
“Herhangi bir
şey olursa, beni unutacaksın.”
“Böyle bir sözü nasıl veririm?”

“Benim hatırım için değil.”
“Kimin için peki?”
Capa’n
ın cevap vermeden önce birkaç saniye düşündüğünü hatırlıyor.
“Ya
şamın hatırı için.”

Dudak ısırtan, korkutan, kışkırtan bir hikaye ile karşı karşıyayız… Romanda hikâye şimdiki zamanda anlatılıyor ve böylelikle tarihsel anlar da canlılığını koruyor, bu çok güzel. Ayrıca yazar bu şekilde sinematografik ve fotografik sahneler de sunarak romanın görselliğini de arttırmış. Roman boyunca kayak sahnesinde “Spellbound” filmin, at yarışı sahnesinde “Notorious” filmine ve havalimanı sahnesinde de “Kasablanca” filmine inceden saygı duruşları yapılıyor. 1940’larda geçen bir romanı bugün anlatmak çok da kolay değil aslına bakarsanız ama Chris Greenhalgh muhteşem bir şekilde bu zorluğun altından kalkmış. Umarız bu lirik romanın, ikisi de alanlarında çok önemli olan bu iki tutkulu yüreğin yaşadıkları bir gün sinemaya da uyarlanır. 

2023'ün ilk çeyreğinde kullanıma başlanacak! Karadeniz Gazı için 3'ü sondaj 16 gemi çalışıyor
2023'ün ilk çeyreğinde kullanıma başlanacak! Karadeniz Gazı için 3'ü sondaj 16 gemi çalışıyor

2023'ün ilk çeyreğinde kullanıma başlanacak! Karadeniz Gazı için 3'ü sondaj 16 gemi çalışıyor

Dünyanın en büyük beşinci şehir parkı olacak! 145 bin 300 ağaç dikilecek
Dünyanın en büyük beşinci şehir parkı olacak! 145 bin 300 ağaç dikilecek

Dünyanın en büyük beşinci şehir parkı olacak! 145 bin 300 ağaç dikilecek

Bakan Kurum duyurdu: 'Evi olmayanlar kira öder gibi ev sahibi olacak'
Bakan Kurum duyurdu: 'Evi olmayanlar kira öder gibi ev sahibi olacak'

Bakan Kurum duyurdu: "Evi olmayanlar kira öder gibi ev sahibi olacak"

<p>Ezgi Aşık, Okçular Vakfı Genel Müdürü Ali İhsan Öz ile etkinliği gezdi.</p>

İstanbul'un fethinin 569. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen 10. Uluslararası Fetih Kupası başladı…

7 bin yıllık buğday Diyarbakır'da boy gösterdi! Çiftçiler 'Buğday sorunu kalmayacak' dedi

Lamborghini Sian FKP 37 modeli İstanbul'da! LEGO'ları kullanarak yaptılar

Azerbaycan'da TEKNOFEST heyecanı! Başkan Erdoğan festivalde konuşma yaptı