• $16,192
  • €17,4658
  • 965.283
  • 2438.84
10 Nisan 2015 Cuma 02:00 | Son Güncelleme:

Hüzün yanığı

Hüzün yanığı

Sinan Yağmur’un Kapı Yayınları’ndan çıkan yeni romanı Hüzün Yanığı, kirlenmiş bir dünyadan sesleniyor okurlarına. Büyük şehrin arka sokaklarından, ruhların şeytana satıldığı, bedenlerin metalaştığı, çılgınlığın hat safhaya ulaştığı, gecenin karanlığından…

FERAHFEZA ERDOĞAN
kitap.eki@aksam.com.tr

Bazen aşk bile örtemiyor bu kirlenmişliği. Yine aşk, evet; ölümüne aşk; benliğini yitirme bahasına deli bir aşk bu, vesveselerin beslediği, tenden cana, oradan ruha bir yolculuk yaptıran kahramanı Turna’ya.

Turna, dünyalar güzeli, genç bir kadın, uzun ve kızıl saçları, ince endamı, çekiciliği ile dünya güzelliklerini dış görünüşünde toplamış. Hatta romanın başında bir çöplükte bulunan cesedi bile, onca sefaletin içinde güzelliğini koruyan.  Aynı Turna, dünya ıstıraplarını da ruhunda biriktirmiş yıllar yılı.

Hüzün Yanığı, romanı, Beyoğlu’nun arka sokaklarında, bir çöplüğün içinde genç bir kadın cesedinin bulunuşu ile başlar. Yine aynı sahne ile son bulur üstelik. Öyleyse ölüm, hayat çemberini tamamlarken romanın içinde, okura da bu çemberin içine girip Turna’nın hayatını yazarın kaleminden geriye dönüşlerle izlemek düşüyor. Kâh yazar alıyor sözü, kâh Turna, 291 sayfalık roman boyunca.

SEFALETİN TANIĞI

 Her şey Cem’in,  çalıştığı gazete için, bir ünlünün fotoğraflarını çekmek üzere o gece kulübünün kapısı önünde beklerken,  sokağın az ilerisindeki sefaletin tanığı olan çöplüğün içince gördüğü cesedi ihbar etmesi ile başlar. “Annesine göre muhabir, babasına göre ispiyoncu, medya dilinde bir paparazzi” olan Cem’in işi, ışıltılı hayatları haber yapmaktır aslında. Sefil hayatlar onun işine yaramaz açıkçası. İstanbul’un karanlık yüzünü, sahte yıldız tozlarıyla parıldatan starlardır Cem’in fotoğraf makinesinin hedefindekiler. Yine de böyle bir sefaletin içinde, bir çöplükte ölen o çok güzel kadın etkilemiştir onu. Rüyalarına dahi girmeye başlayınca, izini sürerek hayatını öğrenmek ister Turna’nın. Bu iz sürüş, Cem’i İstanbul’dan Kapadokya’ya kadar götürür, Turna’nın mutluluğu ve mutsuzluğu tattığı o muhteşem konağa kadar ulaştırır. Turna’nın tuttuğu, acılarının sırdaşlığını yapan defterleri bulur. Bundan sonrası okur için karanlık kuyulara giriştir. Yazarın dilinden ve Turna’nın gözünden anlatılanlar, biz okurları “Ben olsaydım Turna’nın yerinde, acaba nasıl davranırdım?” sorusunu sordurarak ilerler roman.

Sinan Yağmur, kahramanına Turna ismini boşuna vermiş olmasa gerek. Zaten kitabın içinde de turna kuşunun o insana özgü karakteri anlatılır:

“Turnalar gururlarına düşkün, son derece sade bir hayat tarzını tercih ederek yaşarlar. Eğer eşleri ölürse bir daha asla eşleşmezler… Eşlerden biri ölürse, geride kalan Turna yaşamaya devam etmez, ölümü seçer ve gidip kendini suya bırakır.” (s. 77)

GÜVENSİZLİK

Tıpkı “Hüzün Yanığı” romanındaki Turna gibi… Daha lise yıllarında tanıdığı o ilk aşkı, önce sevgilisi, sonra eşi olan Orhan öldüğünde, Turna da yaşama gücünü kaybeder, Kapadokya’nın huzur veren atmosferinden uzaklaşıp İstanbul’un karanlığında kaybolmak ister. Turna, belki de bu kadar naif olmasaydı, tercihleri farklı olabilir miydi? Öyle ya, çocukluğu memur olan babasının sık sık görev yerinin değişmesi yüzünden, hiç arkadaş edinmeye vakit bulamadan oradan oraya taşınmakla geçmiş. Köksüzlük duygusu bazı insanlarda güvensizliği de beraberinde getiriyor. Üstelik buna anne babayı çok erken yitirmeyi de eklerseniz… Daha liseyi bitirmeden hayatta yapayalnız kalmış bir genç kız düşünün. Babası tarafından canı yanmasın diye kulaklarının delinmesine dahi izin verilmemişken öyle korunaklı, yalıtılmış bir hayattan sonra, dünya halleri Turna’yı elbette çok sarsıyor. Felsefe öğretmeni olan Orhan’da hem aşkı hem de baba güvenini bulmak isterken, hayal kırıklığına uğramak, terk edilmek, İstanbul gibi insanı yutan bir şehirde yalnız yaşamak zorunda kalmak… Tam kendini toparlamışken, yaraları iyileşmese de kabuk bağlamışken yeniden karşısına çıkan Orhan’a ne kadar güvenebilir? İşte bundan sonraki hayatında aşkını yıpratışı, güvensizliği ile artık kocası olan Orhan’ı hırpalayışı hep bu yüzden: ya yine giderse, ya beni gerçekten sevmiyorsa, ya söylediği onca aşk sözleri yalansa! İşte bu vesveseler, o gururlu, naif Turna’yı olduğu kadar, Orhan’ı da yıpratır.

Aslında yazar, Turna’nın şahsında bütün evlilikleri masaya yatırıyor. Vesveseler ile iletişimsizliğin birlikteliği, evlilik kurumunu nasıl da çökertebiliyor, karı kocaların daha sonra pişmanlık duyabilecekleri kararlar almalarına neden olabiliyor, bu konuda okurları da uyarıyor yazar.

Sessizlik, tedirginlik küsmeleri getirir derler ya, küskündük birbirimize” (s. 172)

Yazarın evlilikte duygusal davranan kadının yaptığı hataları tespit edişi de dikkat çekici:

“Kadınların evliliği kâbusa dönüştürmesinin tek kapısıdır, kaybetme kaygısı. Kaygı sancıya, sancı sorguya, sorgu baskıya dönüşür, kendi aralarında dolanır, boğar dururlar birbirini… Kaybetmekten korktuğunuz bir insanı sevmek, bir çocuğun kendi annesini doğurması gibi bir şey.” (s. 173)

Hüzün Yanığı, özellikle hayatın tali yollarına henüz aşina olmayan, hata yapmaya müsait zihinlerce okunmalı. Okunmalı ki, vesveselerin aşkı nasıl da yıpratabildiği, güvensizliğin insanın içini bir kurt gibi kemirerek öncelikle sahibini yok edebildiği bilinsin; aklın gözü şaşılaştığında, gönül gözünün de körleşebildiği fark edilsin.

Dünya hali işte; her şey insanlar için. Ama akıl ile gönül birlik olduğunda, batın ile zahirin kardeşliği, dünya hallerinde bize kılavuzluk da edebilir. İşte Sinan Yağmur’un Hüzün Yanığı, romanı ile hedeflediği de bu olsa gerek. 

2023'ün ilk çeyreğinde kullanıma başlanacak! Karadeniz Gazı için 3'ü sondaj 16 gemi çalışıyor
2023'ün ilk çeyreğinde kullanıma başlanacak! Karadeniz Gazı için 3'ü sondaj 16 gemi çalışıyor

2023'ün ilk çeyreğinde kullanıma başlanacak! Karadeniz Gazı için 3'ü sondaj 16 gemi çalışıyor

Dünyanın en büyük beşinci şehir parkı olacak! 145 bin 300 ağaç dikilecek
Dünyanın en büyük beşinci şehir parkı olacak! 145 bin 300 ağaç dikilecek

Dünyanın en büyük beşinci şehir parkı olacak! 145 bin 300 ağaç dikilecek

Bakan Kurum duyurdu: 'Evi olmayanlar kira öder gibi ev sahibi olacak'
Bakan Kurum duyurdu: 'Evi olmayanlar kira öder gibi ev sahibi olacak'

Bakan Kurum duyurdu: "Evi olmayanlar kira öder gibi ev sahibi olacak"

<p>10. Uluslararası Fetih Kupası kapsamında Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları 2'ncisi Milli sporcumuz N

Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları 2'ncisi Milli sporcumuz Nihat Türkmenoğlu ile hedeflerini konuştuk

7 bin yıllık buğday Diyarbakır'da boy gösterdi! Çiftçiler 'Buğday sorunu kalmayacak' dedi

Lamborghini Sian FKP 37 modeli İstanbul'da! LEGO'ları kullanarak yaptılar

Azerbaycan'da TEKNOFEST heyecanı! Başkan Erdoğan festivalde konuşma yaptı