• $16,192
  • €17,4658
  • 965.283
  • 2438.84
15 Mayıs 2015 Cuma 02:00 | Son Güncelleme:

Değmez

Değmez

İsmail Güzelsoy, “Fennî Sihirler” üst başlığıyla yayımlayacağı kitapların ilki olan “Değmez”de, var oluşa ilişkin büyüleri şimdiye kadar tam anlamıyla çözülememiş fakat birbirleriyle sıkı bir ilişki içinde oldukları hep sezilmiş iki büyük sırrı iç içe işliyor: Aşk ve ölüm.

TOLGA MERİÇ

tolgameric@gmail.com

Bu iki büyük var oluş sırrının hemen yanı başına koyduğu ya da karşısına çıkardığı siyaset ise, bazen aşkın ve ölümün yarattığı büyülerin ayrıştırılması imkânsız bileşenlerinden birine, bazen de onların karanlık yüzlerini aydınlatan spot ışığına dönüşüyor romanda. 
Hatta siyasetin, romanın çoğu yerinde bu açıklayıcı rolün üstüne çıkarak, aşkın ve ölümün yanına eklenmiş, ikisinden de ayrı tutulamayacak üçüncü bir sırra dönüştüğü bile söylenebilir.

ZAYIF İNSANIN MUTLULUĞU İÇİN

“Değmez”, karakterlerin kendi sesleriyle var olduğu, geniş kadrolu romanlardan. 
“Sunuş” kısmında, İsmail Güzelsoy’un bir önceki romanından tanıdığımız Meddah Değil Efendi’nin adıyla karşılaşıyoruz. Değil Efendi’nin arzusu üzerine, yamağı ve evlatlığı Yamalak tarafından teybe kaydedilmiş tanıklıkların, az sonra okumaya başlayacağımız kitabın ana malzemesini oluşturduğunu öğreniyoruz. 
Meddah Değil Efendi, romanın karakterlerinden biri değil. 370 sayfa içinde adına bir iki yerde rastlıyoruz sadece. Fakat bu bilgi, olası bir edebi tuzağın yazar tarafından önceden görülerek önleminin alındığını gösteriyor bize. Yaygın hata, karakterlerin, başlarından geçenleri doğrudan okura aktarmasıdır. Oysa roman karakterleri okuru hesaba katarak anlatamazlar. Eğer Güzelsoy, okuyacaklarımızın bir teybe anlatıldığını söylemeseydi, karakterler, yaşadıklarını doğrudan okura anlatma hatasına düşebilirlerdi.  

ÖFKELİ KALABALIĞIN ÇOCUKLARI

Roman, Nevirmor adlı tek gözü oyulmuş erkek kargayla aslında rengi bembeyaz olan Simsiyah adlı dişi karganın aşka doğru kanat çırpacağı hissedilen tanışmalarıyla başlıyor. Tanışmanın odağındaysa, Aras Nehri’nin ortasındaki buzulun içinde salınıp duran ve ölü mü diri mi olduğu anlaşılamayan, edip Faruk Ferzan var. Kendisi bile “Ne oldu bana? Öldüm mü?” diye soruyor kendine. 
Ölüp ölmediğini bir türlü anlayamıyor.
Faruk Ferzan’ın büyüleyici hikâyesinin içine girmeden önce, kendisini civardaki Doslar kasabasından kurtarmaya gelecek, hepsi birbirinden gizemli, tuhaf kişilerle tanışmaya başlıyoruz. Onların çekim alanlarına kapıldıkça, önce bildiğimiz bu dünyadan kopuyor, sonra da içine çekildiğimiz dünyanın yine aynı dünya olduğunu fakat romanın yarattığı illüzyon sayesinde kendimize ve hayata başka bir gözle bakmaya başladığımızı kavrıyoruz. Kargaların kendi aralarındaki konuşmalarının ya da Ninno adlı tatlı küfürbaz karakterin ayazdan toprağa kadar doğadaki canlı cansız her şeyle sözlü iletişimde olmasının içerdiği fantastik dünyanın etkisi değil burada söz konusu olan. Çünkü yazar, fantastik bir dünya kurmaktan ziyade, dünyanın sade görünüşündeki fantastiği göstermekte başarılı. Fantastik öğeleri kullanışı da, daha çok, bilinenin, apaçık ortada olanın fantastiğini göstermek için sanki.      
Faruk Ferzan’ın, uzaklardaki kaptan babasını ve tuhaf okuma alışkanlıkları içindeki annesini betimleyerek çocukluğunu anlatmaya başladığı bölüm, resim sanatının gizlerini de fısıldayışıyla, okuma hazzının doruğa çıktığı bölüm romanda. Sonrasında, kitap bitene kadar, okuma hazzı aynı dorukta sürüp gidiyor. Sihirbaz Mandereyke’yle tanışması, onun “Fenni Sihirler ve Hileli Aletler Dükkânı” için resim çizmeye başlaması, Mandereyke’nin tuhaf gönül ilişkisinin sonunda bir arabanın altında kalması, annesinin babası yüzünden kendini asması, ilerleyen yıllarda Serbeste 
gazetesine tefrika roman yazıp çizmeye başlaması ve aykırılığına rağmen hücrelerimize tanıdık gelen bir aşka kapılması, günümüzde artık yakalanması zor bir edebi özgünlüğün yarattığı hazlarla okutuyorlar kendilerini.
İsmail Güzelsoy, röportajlarından birinde, bu gazete talanını, “Tan Olayı” diye tarihe geçen, sol eğilimli Tan gazetesinin 1945’teki yağmalanmasından esinlendiğini belirtirken, tarihe bire bir bağlı kalmadığını, onu asıl ilgilendirenin “kendisine benzemeyen hiçbir şeye yaşam hakkı tanımayan öfkeli kalabalık” olduğunun da altını çiziyor. “Hepimiz o dizginlenemez öfkenin çocuğuyuz bir bakıma,” diyor. Böylece, romanında siyasetin nerede durduğunu, insana, hayata, aşka ve ölüme siyasetin neresinden baktığını da açıklamış oluyor. 

OKUR ŞOK OLUYOR

Romanda Faruk Ferzan’dan sonra sahneye çıkan ve onun hikâyesini bazen aşa aşa romanın hikâyelerini birbirine bağlayan bir başka önemli karakterin adı Sadere. 
Annesini büyük ihtimalle kendisini doğururken öldürmüş bir Avcı’yla başlayan hayatı, şifacılıktan tıbbın en karanlık alanlarına doğru ilerlerken, okur gerçekten de şoke oluyor. “İnsan yaratan”ından “İnsan Çiftliği” kuranına dek, 
hekimliğin ve tıbbın olası yüzlerine inanarak yer altına iniyor ve orada siyasetin ta kendisini görüyor. Ölüm, siyasi bir baskıya, siyasi bir karara dönüşüyor. Buna itiraz edip başkaldırmaksa yine kanlı bir siyaseti şart koşuyor… 
Ve bütün bunlara verilebilecek tek bir yanıt var: “Değmez…”
İsmail Güzelsoy, burada sadece birkaç tanesine yoğunlaştığımız çok sayıdaki hikâyeyi ana hikâyeye bağlaya bağlaya ve her çözdüğü düğümde okuru şaşırta şaşırta yazıyor. 
Belki yan hikâyelerinin sayısı biraz fazla. Belki asıl hikâyenin başlaması için biraz sabretmek de gerekiyor okurken. Ama bütün bunların sonunda farkına vardığımız ve bir daha unutamayacağımız şey hepsine değiyor…  

Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak
Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak

Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak

3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak
3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak

3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak

Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı
Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı

Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı

<p>10. Uluslararası Fetih Kupası kapsamında Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları 2'ncisi Milli sporcumuz N

Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları 2'ncisi Milli sporcumuz Nihat Türkmenoğlu ile hedeflerini konuştuk

pirinç tanelerini sanat eserine dönüştürüyor! Görenler şaşkınlığını gizleyemiyor

İOS 16 ne zaman geliyor? İşte iPhone'lara gelmesi beklenen yeni özellikler

Çanakkale denizinden çıkarıldı! 1614 adet temizlendi