• $16,192
  • €17,4658
  • 965.283
  • 2438.84
13 Mart 2015 Cuma 02:00 | Son Güncelleme:

Çıkmaz Sokaktaki Çellocu

Çıkmaz Sokaktaki Çellocu

Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma süreci. Padişah Abdülmecit, ataları 2. Selim ve 2. Mahmut gibi çıkış yolunun Batılılaşmak olduğuna inanmış ve Batı’ya dair değerlerin imparatorluk içinde serbestçe dağılabilmesi için kapıları dünyaya açmıştır.

Mazlum VESEK 
mazlumvesek1906@gmail.com

Batının askeri alanda kurumlaşmasının yanı sıra, müzik, dans, edebiyat alanındaki kültürel değerleri de imparatorluk sarayından İstanbul sokaklarına yayılmıştır. Bu durum, Osmanlı’ya bir kurtuluş getirmediği gibi, ülke ekonomisinde aracı-tefeci sınıfların türemesine neden olmuş ve devletin ekonomisi bu kesimlerin sıcak parasına muhtaç duruma gelmiştir. 
Ercüment Cengiz, ikinci romanı “Çellocu”da bu dönemi anlatıyor. Yaklaşık 150 yıl öncesinin İstanbul’unda, 
dünyaca ünlü müzisyen Liszt’in konser için şehre geleceği günlerde geçiyor. Yazarın anlatısı Liszt’ten önce İstanbul’a gelen İtalyan Çellocu Dante’nin gelişiyle canlanıyor. Ercüment Cengiz, sanırım yazar olarak bir şehirden bir şehre giden veya gelen kahramanları seviyor. 

OLAYLARIN SEYRİ

İlk romanı Gırnatacı’da İstanbul’dan Chicago’ya giden bir kahramanımız vardı. Bu romanda ise İstanbul’a bir Çellocu gelir. “Masallardaki kadar esrarlı bir şehrin sokaklarında yapayalnız bir müzisyen”dir, Dante. ;
Yapayalnız da olsa bu müzisyen birilerinin hayatına karışacak, birilerinin hayatında olayların seyrini belirleyecektir. 
Ercüment Cengiz, tarihin bir kesitine olay ve kişileri ekleyerek anlatısını ustalıkla örüyor. Ancak onun romanlarındaki en estetik ve ustalıklı bölüm kahramanlarını sahneye çıkarış biçimidir. Cengiz, enstrümanıyla sahnede bütünleşmiş kahramanını okuyucuyla buluşturmayı seviyor. Sadece 
bununla kalmıyor. Romana adını veren Çellocu ile yolu kesişecek kahramanları da, müzisyenin kendinden geçtiği ve enstrümanının adeta dile geldiği anda buluşturuyor. 
Maliyeci Mustafa Ali Paşa ve genç eşi Melek de, Pera’daki konserde Çellocuyu görürler. Daha doğrusu, dikkat ederek ve peşinden sürüklenerek gören Melek’tir. Yaşlı eşinden Çello dersi görmek istemesine varan süreç böylece başlar. Çellocu Dante ile Melek’in aralarında perde ile derslere başlaması vesilesiyle yan yana gelmeleri, Osmanlı egemenliğindeki Doğu-İslam kültürü ile Avrupa kültürünün de karşılaşmasıdır. 
Görmediğine bile âşık olan ve tefekkür edip bekleyen Doğu’nun gizemi karşısında Dante, yaşadıklarını sorgular. Melek’e göre, bu toprakların büyüsünde görmediğini hissetmek denilen bir şey vardır. Doğu, görmediğini anlatmayı insana 
zorunlu kılan bu arada öğreten bir coğrafyadır. 
Zamanı; ama zamana tarih olgusunu yükleyip günümüze taşıyan ses elbette toplumsal süreklilik ve hafızadır. Ancak 
yazarımız, zamanı bugüne “ses”le aktarıyor. Yok olmakta olan, yarına kalmaya çalışan bir imparatorluğun başkentinde bir yabancının elinden çıkan Çello sesi eşliğinde dönemin bütün unsurlarını okuyoruz. Çünkü Dante’ye (tabii ki yazara göre) “Müzik zamanın aynasıdır.” 

BİR ÇELLONUN İNCE TELİ

Kitapta, biraz daha kenarda duran karakter, Dante’nin orkestra arkadaşı Fevzi’dir. Bu topraklarda hayatın nasıl aktığını bilen ve saatine göre nasıl davranacağını bilen, olanlara çok da müdahale etmeyen biridir. Belki de, bu nedenle Dante’ye olan ilgisini dizginliyor. Doğu topraklarında, Fevzi gibi yapmayıp, harem hayatının kendisine sunduğundan daha fazlasını isteyen Melek’i ise, intihara götüren olaylar yaşanır. 
Kitapta, devlet aklını elbette Mustafa Ali Paşa temsil ediyor. Yaşadığı toprakların geleneğinden kişisel hazzı için taviz veren Paşa’nın endişesi romanda epeyce yer alıyor. Yazar, Mustafa Ali Paşa’ya merhamet ve durup düşünmek gibi vasıflar yükleyip, olmadık şeylere okuyucuyu sürüklemiyor. Paşa’nın, eşi Melek’in uygunsuz bir vaziyette Dante ile Çello çaldığını gördüğünü zannetmesi, Dante’yi öldürmek istemesi için yeterlidir. 
Bir Paşa, bu durumda devletli ve erk olmanın ruh haliyle başka bir şey yapamaz zaten. 
İstanbul’da çıkmaz bir sokakta yaşayan Dante’yi ölümün çıkmaz sokağından Gürcü halayığın merhameti ve dürüstlüğü kurtarır. Dante, bir zamanlar gemiyle geldiği İstanbul’dan gemiyle ayrılır. Adı musiki ile aynı kökenden gelen Melek (aslında Musevi kızı Angel) ise bir çellonun ince teliyle roman sayfalarından ayrılır. 
Çellocu romanı, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir dönemini ama en çok da İstanbul’u ele alışıyla okunması gereken bir kitap. İstanbul, İstanbul dışından gelen Dante’nin gözünde küf kokulu, eskimiş bir sahne perdesidir. Gönderdiği mektupların geç ulaşmış olmasını da, Doğu’nun bu egzotik şehrindeki karmaşayla anlatır. Bir İtalyan eczacının cana yakınlığını “Türkler gibi” diye tarif eder. 
İstanbul sokaklarını bir operaya benzetir. Sokaklar her milliyetten insanlarla doludur fakat o her dili anlaşılması zor bir İtalyancaya benzetir. 
Ayakta kalabilme adına arayışlar içinde olan ve kapılarını dünya kavimlerine bu denli belki mecburen açan İstanbul’da, yeni türeyen ve devletin mahkûm olduğu “paralı sınıflar” ve devlet bütçesinin düştüğü darboğaz Paşa’nın diyalogları ve 
düşünceleriyle aktarılır. İstanbul, 1850’lere doğru bir dünya kentidir. Bu dünya kentinde 80 yaşını doldurmuş bir çello sesi çınlar. O çello sesi, bir devletin, bir kentin ve toplumun can sıkıntısını ve canlılığını bir şiir gibi bugünlere aktarır. 
Çellocu, müzik ve edebiyatı buluşturan başarılı bir roman. Tarihi roman yazmanın zorlukları dikkate aldığında 
Cengiz’in başarılı bir anlatı sunduğunu söylemek mümkün.  

2023'ün ilk çeyreğinde kullanıma başlanacak! Karadeniz Gazı için 3'ü sondaj 16 gemi çalışıyor
2023'ün ilk çeyreğinde kullanıma başlanacak! Karadeniz Gazı için 3'ü sondaj 16 gemi çalışıyor

2023'ün ilk çeyreğinde kullanıma başlanacak! Karadeniz Gazı için 3'ü sondaj 16 gemi çalışıyor

Dünyanın en büyük beşinci şehir parkı olacak! 145 bin 300 ağaç dikilecek
Dünyanın en büyük beşinci şehir parkı olacak! 145 bin 300 ağaç dikilecek

Dünyanın en büyük beşinci şehir parkı olacak! 145 bin 300 ağaç dikilecek

Bakan Kurum duyurdu: 'Evi olmayanlar kira öder gibi ev sahibi olacak'
Bakan Kurum duyurdu: 'Evi olmayanlar kira öder gibi ev sahibi olacak'

Bakan Kurum duyurdu: "Evi olmayanlar kira öder gibi ev sahibi olacak"

<p>10. Uluslararası Fetih Kupası kapsamında Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları 2'ncisi Milli sporcumuz N

Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları 2'ncisi Milli sporcumuz Nihat Türkmenoğlu ile hedeflerini konuştuk

7 bin yıllık buğday Diyarbakır'da boy gösterdi! Çiftçiler 'Buğday sorunu kalmayacak' dedi

Lamborghini Sian FKP 37 modeli İstanbul'da! LEGO'ları kullanarak yaptılar

Azerbaycan'da TEKNOFEST heyecanı! Başkan Erdoğan festivalde konuşma yaptı