• $16,192
  • €17,4658
  • 965.283
  • 2438.84
13 Şubat 2015 Cuma 16:11 | Son Güncelleme:

Büyük istasyon şefi: ENVER ERCAN

Büyük istasyon şefi: ENVER ERCAN

Cenk Gündoğdu
cenkgndogdu@gmail.com

Sanatta bazı disiplinlerle uğraşanlar, o sahada olan biteni dünyaya duyuracak kimseler olmadığından kendine “görev” vererek oturup yapılan işleri değerlendirir. Sadece kendi disipliniyle meşgul olsa çok daha verimli ve dönüştürücü olabilecekken sanatı üretmeye değil de anlatmaya, tanıtmaya, çoğaltmaya soyunurlar. Bizim edebiyatımızı düşündüğümüzde bu anlatma, tanıtma, değerlendirme işi daha çok şiire ve şaire düşüyor. Öykü, roman, deneme, tiyatro, senaryo, plastik ve sahne sanatları gibi sahalarda verimlerini ortaya koyanlar “Bu alanda da bu işler oluyor, bakın bu adamın yaptığını bir de buradan bu biçimde okuyun ve düşünün, tartışın...’’ demek durumunda değildir. Çünkü bunu hakkıyla yapan isim(ler) vardır. Ama şiirde şair kadar eleştirmen var desek yeridir. İş sadece şiiri eleştirmek, tanıtmakla bitmiyor bir de kitap ve dergi yayımlamak gibi daha büyük ve zaman alan zahmetli bir sorumluluğu da üstlenince kendinden çaldıklarından kalanlarla sanatını icra etmekle baş başa kalıyor insan. Türk şiirinde/sanatında kendinden çaldıklarıyla hizmet ederken kalanıyla da şiirini/sanatını sürdüren fedakâr süvariler vardır. Bu süvariler atsız koşarlar, kılıçsız savaşırlar, uykusuz yaşarlar, kalkansız kışlarlar... Son dönem şiirimizdeki bu atsız süvarilerden biri de Enver Ercan’dır. Kendinden çaldıklarıyla şiire dört koldan uykusuz hizmet etmeyi,  kalanlarla ise şiirine bakmayı seçmiş istisna bir şahsiyettir Enver Ercan. Onun gibi uykusuz şairlerin sanatını anlamak, anlatmak için şairin hayatına bakmak gerekir. Kendini değil de şiirin hayatını, kendi şiirini değil de Türk şiirinin hayatını yaşayan biri olunca o hayat özel değil kamusal bir şeye dönüşüyor. Ercan da kendine kamusal bir hayatı yaşamayı seçmiş biri. Yaşar Nabi gibi askerde dahi dergi yayımlayan bir ismin ardından, Kemal Özel’in bıraktığı yerden neredeyse Cumhuriyet’le yaşıt bir dergiyi çeyrek asırdır çıtasını düşürmeden, dengeleri yok saymadan, yönetmek bile başlı başına özel bir yetenektir. 

TERK EDİLMİŞ İSTASYONLAR

Dergileri insanlara benzetir bir Fransız şair: varsıl, yoksul, düzenli, tutarlı, düzensiz, dolu, boş, karmakarışık... Ben de insanlar kadar istasyonlara da benzetirim dergileri: Büyük istasyonlar, terk edilmiş istasyonlar, küçük istasyonlar, ara istasyonlar, uluslararası, şehirlerarası, taşra, ölü, canlı, kalabalık, karışık, modern, klasik istasyonlar... Varlık dergisi bu tariflerden büyük istasyona dâhildir zannımca. Hemen her yönden gelip hemen her yöne giden, yerli, yabancı, köylü, şehirli, zengin, fakir, yakışıklı, güzel, genç, yaşlı yolcuların doldurduğu ya da boşalttığı büyük saatleriyle vaktin kıblesini elinde tutan, temsiliyetleri olan o büyük şehirlerin görkemli eşikleri istasyonlar. 
Enver Ercan da çok iyi bir makinist. İdareciliğe en alttan deneyimle, çalışarak gelmiştir. Eğitimini yarım bırakarak seçtiği taşıyıcılık, düzeltmenlik, sayfa yapımcı, editörlük gibi işler bunun kanıtıdır. Görkemli şehre değen o ilk adımlardaki tuhaflığı sezen, varlıklı tavrın küstahlığını tren perona yanaşmadan gören, trene binmeden yolcunun kimliğini değil kişiliğini, niteliğini sezen, büyük istasyonun kurallarıyla treni kaldıran, yolcuyu kucaklayan, kim nasıl görmek istiyorsa -smokinle ya da hırkayla- öyle görünen yerli bir yabancıdır. Yani bir anlayışa, yönelişe, kuşağa değil de edebi düzeye göre konu ve konuklarını belirlemeye gayret ederek büyük istasyon olan Varlık’ı daha özel bir yere taşımıştır. Şiirimizin önemli değişim hatlarından biri olan 1980 kuşağının içinden gelmesine ve genç yaşta yaşlı bir derginin yayın yönetmeni koltuğuna oturmasına karşın salt kendi kuşağına çalışmamıştır. İzlemiş, okumuş ve genç isimlere, yeni yönelim ve atak hale yer vermeye gayret etmiştir. 
Şiire sevdalı ömrü; gazete sayfaları, matbaa, sendika, TV programı, kültür sanat işleri, sayfaları, dergi, yayınevi, şiir kitapları, kitap depoları arasında koşturmayla geçmiş bir edebiyat adamı olarak Ercan; keşfeden, atak, usta çıraklığın içinden gelen ve buna önem veren, yenilikçi, fildişi kuleden edebiyata bakmayan, şiirin, edebiyatın bir görgü olduğunu yaşamıyla ortaya koyan özellikle sahiptir. İzlediğim, görebildiğim kadarıyla küskünlük ve husumet içinde olmayı tercih etmemiştir.  
Değişime ayak uydurmuş, teknolojiyle, hızla, yenilikle arasına ve yayınlarına mesafe koymamış, bu sebeple de zamanının ruhunu yakalamayı başarmış biridir. 

BİLGİLER DENEYİMDEN

Enver Ercan için yitip giden bir kültürün yani Babıâli’nin son örneklerinden biri diyebilirim. Alaylı bir editör olarak, edebiyatın usta çıraklık döngüsünden gelmiş ve kendini yetiştirmiş, geliştirmiştir. Enver Ercan ile aslında bu alaylı halin de son örneğini görüyoruz. Ondan sonra başka bir zamanın göstergeleri, değerleri hayatımızda olacak. Bu yüzden ‘müzelik’ bir adamla karşı karşıyayız. 
Yunanca “empeiria” kökeninden gelen ve deneycilik olarak bilinen ve doğuştan sahip olabileceğimiz bir fikrin olmadığını, tüm bilginin deneyimden geldiğini savunan bu felsefe akımını işaret ettiği “tabula rasa” için Enver Ercan’ın hayatına bakmak yeterlidir. Zannımca bu anlayışı da sezgi ve deneyimle kendisi el yordamıyla bulmuştur. Yani Cağaloğlu’nda yaşamın deneyimle ve duyularla kazanılacak olanı, okuldaki ve kitaplardaki bilgiye tercih etmiş bir ampiriktir. Bacon, Home gibi filozoflar Ercan’ın kazanımlarını görse ampirizmin önemini yeniden vurgulardı hiç kuşkusuz. Bu yüzden tam bir amprik olan Enver Ercan’ın bu bağlamdaki verimleri büyük istasyonların büyük misafirleri ve büyük hatırası olmuştur: Şair Çünkü Onlar, Şiir Uçar Söz Olur. 
Edebiyat özellikle şiir/şair ve şiire sevdalılar için kitaplarda değil, dergilerde yaşar. Kara sevdalılardan olsa gerek ki bir dergiyle yetinmemiş Enver Ercan, Varlık’ta hayalini kurduğu ama kurumsal kimlikten dolayı ertelediği ya da yapamadığı şeyleri de rüyalarına giren o şiirlerden biri olan kendi istasyonu “Yasak Meyve”de gerçekleştirmeyi sürdürüyor. Sadece dergiciliği şiirde sürdürmemiştir, öykü ve eleştiride de ömürleri kısa olsa da akılda ve edebiyat tarihinde kalacak işler yapmıştır: Siyahi, Eşikcini, Komşu Yayınları.
Kendinden çalarak yaptığı tüm işlerden dolayı şiirine eğilmeye vakit bırakmayan Ercan; kuşağında yayın aralığını en uzun tutan ve az sayıda kitabını okura sunan şairdir. Onu şiirde çıtayı düşürmeden verimli kılan, yapaylığa düşürmeyen, kurutmayan o istasyonun karmaşıklığıdır, doğal halidir ve yazmasa ve yayımlamasa bile hep şiirde kalmasıdır. 
Enver Ercan’ın çokça sevdiği ve dergisine şiirinin adını verdiği Cemal Süreya şiirimizde verimlerini nitel ve nicel bir irtifaya maruz bırakmadan dergi yayımlamayı sürdürmüş birkaç şairden biridir. Bu yönüyle de örnek alınacak şairlerden biri belki de tekidir. Ercan’ın yayımladığı kitaplarına baktığımızda da en çok şiire, edebiyata hizmet ettiğini antoloji, derleme gibi belli bir bakış açısıyla bir toplamı değerlendiren, büyük resme uzaktan ve içerden bakan bir göz olduğunu nitel ve nicel yoğunluğuyla görürüz.
Şahsiyetini, şiire ve hayata bakışı özetleyen kimse kımıldamasın adlı şiiriyle selamlayalım: Enver Ercan’ı ‘’Kalp kırmak istemem ama/ her şiir sahibine benzer/ kimi daha yazılırken/ teslim eder ruhunu/ kimi ölü bile/ geçirilmez eve’’
Sağlıcakla kal, rüyalarına sağlık...

Türkçenin Duduaklarısın Sen 
Enver Ercan
Varlık Yayınları
56 sayfa

2023'ün ilk çeyreğinde kullanıma başlanacak! Karadeniz Gazı için 3'ü sondaj 16 gemi çalışıyor
2023'ün ilk çeyreğinde kullanıma başlanacak! Karadeniz Gazı için 3'ü sondaj 16 gemi çalışıyor

2023'ün ilk çeyreğinde kullanıma başlanacak! Karadeniz Gazı için 3'ü sondaj 16 gemi çalışıyor

Dünyanın en büyük beşinci şehir parkı olacak! 145 bin 300 ağaç dikilecek
Dünyanın en büyük beşinci şehir parkı olacak! 145 bin 300 ağaç dikilecek

Dünyanın en büyük beşinci şehir parkı olacak! 145 bin 300 ağaç dikilecek

Bakan Kurum duyurdu: 'Evi olmayanlar kira öder gibi ev sahibi olacak'
Bakan Kurum duyurdu: 'Evi olmayanlar kira öder gibi ev sahibi olacak'

Bakan Kurum duyurdu: "Evi olmayanlar kira öder gibi ev sahibi olacak"

<p>10. Uluslararası Fetih Kupası kapsamında Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları 2'ncisi Milli sporcumuz N

Tokyo 2020 Paralimpik Oyunları 2'ncisi Milli sporcumuz Nihat Türkmenoğlu ile hedeflerini konuştuk

7 bin yıllık buğday Diyarbakır'da boy gösterdi! Çiftçiler 'Buğday sorunu kalmayacak' dedi

Lamborghini Sian FKP 37 modeli İstanbul'da! LEGO'ları kullanarak yaptılar

Azerbaycan'da TEKNOFEST heyecanı! Başkan Erdoğan festivalde konuşma yaptı