• $16,192
  • €17,4658
  • 965.283
  • 2438.84
10 Nisan 2015 Cuma 02:00 | Son Güncelleme:

50 yıllık bir yazarlık macerası

 50 yıllık bir yazarlık macerası

Edebiyatımızın en değerli kalemlerinden biridir Selim İleri. Edebiyatta 50. yılın eşiğinde olan büyük yazar’la bir araya geldik ve keyifli bir söyleşi yaptık.

Mehmet Said Aydın
mehmetsaida@gmail.com

Gazeteler, yayınevleri, dergiler, bunlarla bir çok maceralarınız var. Kimi zaman “geçmiş tecrübelerle şunu söylemeliyim, artık bu konuda uyarmalıyım” dediğiniz oluyor mu?

Orada çok rizikolu bir şey var benim için, bu insanların çoğu şimdi hayatta değil. O insanların kimiyle tatsız şeyler de yaşandı, yaşanmamasına imkân yok. 50 yıla yaklaşıyor benim yazarlık maceram. Ama o insanların cevap hakkının olmadığı bir yerde ben yazmamayı bir kural olarak tercih ettim. Yazdıklarım da bu yüzden hep olumlu çıkıyor. Hatta okurlardan da, dostlardan da zaman zaman “her şey bu kadar olumlu muydu?” gibi sorular geliyor ister istemez. Orada şöyle bir ölçüt koydum; birtakım kişileri ve olayları tamamıyla yazmıyorum. Yazmamak üzerine bir şey kurdum o noktada. Yazdıklarımda herhangi bir şey sansürlü değil ama tamamen yazmamayı tercih ettiklerim var.

Cumartesi Yalnızlığı’nın 48. senesi bu sene. Bugünden bakınca, Cumartesi Yalnızlığı nasıl bir ilk kitap gibi geliyor?

Bilmem, o kadar çok yıl geçti ki… Duygu olarak çok fazla bir şey ifade edemem ama diyebilirim ki, o yıllarda yazar olmak hayatımın en kıymetli ülküsüydü. Elli yıl geçince arada, o ülkü aynı kalmıyor insanda. O kitaptan etkilenişlerimi görüyorum bakınca, üç büyük etkileniş saptadım. İlki, en belirgin olanı, şimdi yazarlık olarak benden en uzak olan ama halen en sevdiğim yazarlardan biri olan Orhan Kemal etkisi. Kitaba adını veren hikâyede ve oradaki başka hikâyelerde tamimiyle bir Orhan Kemal görünür. İkinci çizgi (ki galiba yolum oradaymış) Oktay Akbal – Nezihe Meriç çizgisi. İkisi de çok sevdiğim yazarlar ve sanırım hâlâ o çizgide yol alıyorum. Üçüncüsü ise Edip Cansever’in tespit ettiği “Yürek Burkuntuları”. “Kitaptan ayrı ve en iyisi bu” demişti Edip. O da 40-45 yıl sonra Mel’un’un çizgisi olarak karşıma çıktı.

Mel’un’da riskli bir iş yaptınız esasen…

Evet, hem riskli hem farklı. Gerçi ondan önce de birkaç kara alay kitabım vardı. Saz Caz Düğün Varyete mesela, iki seksen yatmıştır, hiçbir okur sevmemiştir. Mel’un’da aynı şey olmadı, demek ki insanın kendi okuru da zamanla değişebiliyor. Çok yadırganmadı ama riskliydi. Şöyle bir şey de var, sizden bir şey bekleniyor, siz de bir süre ona inanarak götürebiliyorsunuz. Romancı olarak ilk Her Gece Bodrum, Ölüm İlişkileri, Cehennem Kraliçesi yayıncının etkisiyle (Bilgi Yayınları’ydı yayınevim o zaman, Attilâ İlhan da yayın yönetmeniydi), “Bu romanlar iyi satıyor, öyle yaz, böyle yaz” derken sonra bir noktaya geldi; Bodrum, küçük burjuva, yaz tatili nereye kadar gidebilir? Başka şeyler yazmam gerektiğini düşündüm ve o çizgiden uzaklaştım. İlk büyük rizikom o çizgiden uzaklaşmaktı. Bir Akşam Alacası’ndan sonra çok büyük bir okur kaybı oldu, o çizgiden uzaklaştığım için. Okur soğuyuvermişti. Tekrar okurla buluşmak için epey mücadele dönemi geçti, yayınevi değiştirmenin de etkisi oldu tabii. Sonra buraya kadar geldi işte.

Bu ara Türk romanıyla ilgili yeni bir kitapla uğraştığınızı söylediniz…

“Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu” diye bir şey yapmaya çalışıyorum. Benim sevdiğim Türk edebiyatı romanlarının bende bıraktıkları izler, gözlemler çerçevesinde madde madde bir şey yapmaya çalışıyorum.

Handan İnci’nin hazırladığı Şimdi Seni Konuşuyorduk’u okuduktan sonra şöyle düşünmüştüm; insan hem çok mutlu olur, hem de bundan sonra ne yapacağı konusunda biraz kaygılanır. Siz nasıl hissettiniz? Ellinci yıl da yaklaşıyor şimdi.

Büyük bir mutluluk, hatta daha ötesi bir gönül borcu o çalışmalar. İnsanda derin bir iz bırakıyor, sonrasında ne yapacağımı çok düşünmedim doğrusu. Mesuliyet anlamında bir ağırlık oluşturmadı. O kırk yıl boyunca hep olmuştu. Handan İnci’nin böylesine ciddi bir şekilde mesai harcaması, alakadar olması hem mutlu etti beni, hem de şaşırttı. Ardından yapa yapa Mel’un’u yaptım, düşünün. (Gülüyor)

Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak
Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak

Rusya ve ABD Türkiye'nin ardından geliyor... Tonu 40 bin dolar: Bir ilk olacak

3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak
3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak

3600 ek gösterge çalışması tamam! Maaşlar artacak

Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı
Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı

Denizde milli gurur! SİDA test atışlarıyla tam not aldı

<p>Akşam TV 32 ülkeden sporcuların katıldığı 10. Uluslararası Fetih Kupası coşkusuna ortak oldu. Okç

Akşam TV 10. Uluslararası Fetih Kupası coşkusuna ortak oldu

pirinç tanelerini sanat eserine dönüştürüyor! Görenler şaşkınlığını gizleyemiyor

İOS 16 ne zaman geliyor? İşte iPhone'lara gelmesi beklenen yeni özellikler

Çanakkale denizinden çıkarıldı! 1614 adet temizlendi