HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,3165
  • 6,0717
  • 208.568
  • 94.101
SON DAKİKA HABERLERİ
Tümü
Reklamı Kapat

Aydınlar AKP'den 'resmen' koptu

Prof. Dr. Murat Belge dün kurulan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi'yle beraber liberal, sol ve entelektüel grupların AK Parti'den kopuşunun somutlaştığı görüşünde. CHP'nin sağ parti olduğunu düşünen Belge'ye göre yeni sol partinin en büyük oy potansiyeli AK Parti tabanında

x

Şenay YILDIZ / senay.yildiz@aksam.com.tr

SATIR ARASI
Eşitlik ve Demokrasi Partisi ile Yeşiller Partisi dün Ankara'daki Kocatepe Kültür Merkezi'nde yaptıkları kongre ile birleşerek, 'Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi' adını aldı. Partinin başkanlık değil, biri kadın biri erkek eş sözcüler tarafından temsil edilmesi öngörülüyor. Resmi başvurusu bugün yapılacak olan partinin kurucuları ve parti meclisi üyeleri Ahmet İnsel, Murat Belge, Aydın Engin gibi Türkiye'nin çok tanıdığı simalar. Hal böyle olunca Prof. Dr. Murat Belge'yle yeni partiyi ve Türkiye siyasetini konuştum. Belge 'Niyetim orada dekorasyon olarak bulunmak değil; çalışmak üzere giriyorum' diyor.

Prof. Dr. Murat Belge'nin AKŞAM'a Türkiye'deki siyasi yapıyla ilgili yaptığı değerlendirmeler ezber bozacak cinsten:

- Bu partiye destek veren isimlere bakınca oldukça ünlü isimlerin yer alması dikkat çekiyor. CHP ile ilgili hep elitist eleştirisi yapılır. Bu parti nasıl halka inecek? Çünkü bana elitlerin partisi olma riski var gibi geliyor...
O liste zaten öyle, mahiyeti gereği de öyle olmak zorunda. Tanınan insanların desteklemesi bir reklam. Ama o sadece öyle gider ve bakkalla da bir ilişkisi olmazsa öyle bir parti olmaz. Ama tabii şu da var, bu parti öyle hemen eyleme geçsin diye kurulmuyor. Türkiye'de yıllardır sol bir parti yok. Bunun getirdiği bir bıkkınlık ve kendini boşlukta hissetme hali de var. Bu nedenle birçok insan partinin meziyetlerinden çok 'Sol bir parti olsa da girsem' diyebiliyor.

İKTİDAR ÖNCELİKLİ DEĞİL
- Ne amaçlıyor peki?
NE yapmıyor? Mesela öğretmeye gelmiyor. Herkese doğrusunu göstermek gibi bir iddiası yok. Öncelikli arayışı nicelikle ilgili değil.
- Nicelik arayışı yoktan kastınız iktidar arayışı da yok mu?
ERKEN dönemde evet. Bu aslında Türkiye'de bir miktar tartışıldı, çok etkili bir düşünce tarzı olmadı ama dünyada bu bilinen bir şeydir: Bazı şeyleri yapmak için ille de iktidar olman gerekmez. Güçlü bir muhalefet olarak yaptırmayacağın şeyler vardır. Kamuoyunu etkilemek, başka partileri etkilemek gibi. Bu partinin Türkiye'nin yaşadığı hayat hakkında birtakım teşhisler getirmek, mesela Kürt sorununun çözümü konusunda alternatifler ortaya koyma imkanı olacağını sanıyorum. Yani uzun vadede olaylar hakkında doğru teşhis koymuş imajının yaratılması lazım ve bunu yapabilir bu parti.
- Partiye destek veren isimler arasında siz de dahil bir dönem AK Parti'yi desteklemiş, 'Yetmez ama evet' kampanyalarına katılmış pek çok isim var. Liberal entelektüel veya sol liberal grubun AK Parti'yle yollarını ayırdığının somutlaşması mı bu partinin kuruluşu?
SANIRIM öyle, evet. Yani AK Parti keşke rota değiştirmeseydi... Biz bu partide çalışıp örgütleniriz ama AKP'nin yapacağı doğru dürüst bir işin de yine hakkını veririz. Buna bir engel yok. Ama 'Öcalan'ı ben olsam idam ederdim' deyip, ardından da 'idamı geri getiririm' diyen bir başbakanı herhangi bir şekilde destekleyebileceğimi düşünmüyorum. 'İdamı geri getireceğim' diye çırpınan bir adama iyi bir gözle bakamam.
- Murat Belge için AK Parti'yle kırılma noktası neresi?
SON seçime giderken Tayyip Erdoğan siyaset değiştirdi, başka türlü bir dille konuşmaya başladı. O dille konuşan bir adamla benim yakınlığım olamaz. İdamı geri getiririm, kürtaj... sonu yok. Bu son seçim kampanyasıyla böyle oldu. Ne oldu da böyle oldu, çözebilmiş değilim. Bilmiyorum, belki siyasi değil, tıbbi nedenleri vardır.

"aydnlrkpdncc.jpg"Öcalan gücünü artırdı
- Türkiye'yi çok sarsan açlık grevlerinin Öcalan'ın talimatıyla bitmiş olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
ORHAN Kemal Cengiz Radikal'de 'Öcalan bunu daha önce söyleyebilirdi ama söylemedi' diye yazdı ve siyasetin manivelalarını ellerinde tutan insanların kendi militanlarına karşı bile ne kadar acımasız olabileceklerini belirtti. Ben buna katılıyorum. Ama kim burada daha doğru davrandı ki? BDP'nin davranışı da doğru değil. Ama bana en başta Başbakan'ın haşin, hunhar, katı tavrı itici geliyor. Bu hükümet daha insanca bir tavır alsaydı, kendi açısından daha kararlı çıkardı. Şimdi Öcalan bayağı güç toplamış olarak çıktı. Eğer hükümet Öcalan'ın güçlenmesini istemiyor ise, bunu kendi eliyle yaptı. Ya da bir komplo teorisi kurarsak, hükümet aslında Öcalan'ın güçlenmesini istiyordu ama bu inandırıcı değil. Fakat benimsediği bu tavır bu sonucu getirdi.

BDP ulusalcıların yedek lastiği gibi
- Türkiye'nin siyasi parametrelerinde BDP solda mı sağda mı?
BDP'nin potansiyeli, nesnel varoluşuyla burada (solda) olması lazım. Ama benim akıl erdiremediğim şey, adeta ulusalcıların yedek lastiği gibi davranmayı tercih ediyor. Mesela parti kapatmayı zorlaştıran anayasa hükmü değiştirilirken, BDP'nin bunu boykot edip dışarıda yer almasına ben bir anlam veremiyorum. Başka türlü bir mantık olmalı. Onun için BDP gövdesi benim sol diye tanımladığım tarafta, ama aklı diğer tarafta bir oluşum gibi görünüyor.
- Halil Berktay 'BDP'ye destek vermek, şiddete destek vermektir' diye yazmıştı. Katılıyor musunuz?
BDP'ye kızmamı gerektirecek birçok neden sayabilirim. Ama Türkiye'nin bütün faktörlerini göz önüne aldığım zaman ister istemez benim oraya bakışım daha yumuşak olacaktır. Kızdıracak bir şey de olsa, onu daha kolay unutmaya, hatta icabında görmezlikten gelmeye daha yatkın oluyorum.

Kürtler Türkiye'den soğuyorlar
- Kürt meselesinde ne yapılırsa, normalleşme sağlanabilir bu aşamadan sonra?
Anayasa ve çeşitli yasa değişiklikleri ile Türkiye'nin idari yapısında -yalnız Kürtler değil- herkes için özerkleştirici, dolayısıyla özgürleştirici bazı tedbirler alınması gerekiyor. Zamanında verildiğinde verilmesi etkili olacak bir sürü hak sittin sene sürüncemede bırakıldığı için gerçekleştiği anda doyurucu olmuyor. Bu bahşeden senyör tavrından vazgeçmesi lazım 'Ben Türk'üm' diyen adamların, en başta Tayyip Erdoğan olmak üzere. Halk arasında 'Ağlamayan çocuğa meme vermezler' diye bir laf var bizim halk bilgeliğimizde. Kürtler çocuk değil, yaptıkları iş ağlamak değil, bizim yapacağımız meme vermek değil! Eşit insanlarız biz. Bir Türk'e böyle bir muamele yapılsa kıyamet kopar. Yani psikolojik mesele hukukla çözülecek meseleden çok daha büyük. 
- Bazı haklar verilse dahi 'hiçbir ilerleme' yok jargonu ile devam ediyorlar diğer tarafta. Ne olursa olsun bu iş PKK'nın istediği şekle sürüklenecek mi?
Herhalde bu 4 ülkede oturan bütün Kürtlerin aklında 'Bir gün burada büyük Kürdistan olacak, biz de onun özgür vatandaşları olacağız' diye bir şey vardır. Ama bunu 'Olsa ne iyi olur biz Kürtler için' şeklindeki bir düşünce olmaktan çıkarıp, uğrunda bir mücadele haline getirecek olan şey bu psikolojik soğumadır. Kürtlerde bir tür ilgi kaybı, uzaklaşma görüyorum. Bu artık bir hayalden somut siyasi hedefe dönüşüyor bence. Hakkari'yi bir kenara bırakın, Diyarbakır'da bile sıradan insanlar kendilerini itilmiş, horlanmış, kaderi Türkiye'den ayrı görüyor.
- Nereye varır böyle giderse?
TÜRKİYE hiç hazır değil buna ama böyle giderse, bu iş ayrılığa kadar gelir. İnsan fazla düşünmek istemiyor olabilecekleri. Ama süreci kesinlikle kaybedilmiş görmüyorum henüz.

Türkiye'de bize sol diye yutturulanlar, aslında sağ
- Mevcut siyasi parametrelerden bakınca size oy verebilecek tabanı nereden bulacaksınız? CHP mi, MHP mi, BDP mi, AK Parti mi?
SONUÇ olarak en zengin taban bence bugün AKP'ye oy verenler diyebileceğim tabandır. Belki 20 yıl önce CHP derdim ama CHP küçülürken homojenleşiyor da. CHP'ye oy verenler belli kaygılar ve korkularla oy veriyorlar. O taban bu partinin tabanı olacak bir yapı değil.
- Yeni CHP adı altında Kılıçdaroğlu'nun yapmaya çalıştığı dönüşüme rağmen de hiçbir uyuşma göremiyor musunuz?
ONUN CHP'yi büyütmek için seslenmeye çalıştıklarına seslenmeli bizim parti. O olur. Ama bugüne kadar CHP'li olmuşlardan bir hayır geleceğini sanmıyorum. Türkiye'de sol çok tembel. O bakımdan düzenin en sağlam kilidi CHP. Çünkü o orada durdukça 'Bir gün sol olabilir' diye ümit yaratıyor. Onun için de kimse sokağa çıkmıyor. CHP orada bir dalgakıran gibi, herhangi bir değişim dalgasını engellemek için orada duruyor. Ama AKP tabanında bir potansiyel olabilir.

İKİ CEPHE OLUŞABİLİR
- Peki, o zaman şunu soracağım: Bu nasıl sol? AK Parti kendisine muhafazakar demokrat diyor. Siz tabanlarında potansiyel görüyorsunuz...
BEN 60'lardan bu yana bu işlerin içindeyim. Türkiye'nin sosyalizmi arasında söz söylemiş insanlar arasında İdris Küçükömer'in çizgisine yakınım. İdris 'Türkiye'de bize sol gösterilen şey sağdır aslında' diyordu. İşte o bürokratik yapı, CHP dediğimiz... Bence de bu doğru. 
- CHP sağ mı?
EVET. Asıl sağ o.

MHP VE CHP YAKINLIĞI
- AK Parti'yi nereye yerleştiriyorsunuz?
MEKANİK olarak düşününce eğer bütün İttihat Terakki çizgisi, Kemalizm, CHP sağsa, o zaman Abdülhamit, Menderes, AP çizgisi de sol olmalı. İdris buna benzer laflar da etti. Ama ben şuna katılmıyorum. Evet, bize sol diye gösterilen sağdır ama dolayısıyla bize sağ diye gösterilen sol olmaz. Çünkü böyle oturduğun yerden sol olmazsın. Sol olmak birtakım değerleri ciddi biçimde benimsemek, onlar uğruna mücadele etmektir. Bence şu anda AKP bu değil ama AKP tabanına solun yapması gerekenler yaptırılabilir ve o zaman o taban da sol olur, dönüştürülebilir.
- Türkiye'de sağ AK Parti ve CHP içinde bölünüyor mu diyorsunuz?
EVET, bu memleketin Batılılaşma serüveni ortaya böyle iki şey çıkarıyor. Biri bürokratik Kemalist bir sağ, biri de daha popülist, aşağıdan yukarı bir sağ. Bu aşağıdan yukarıya sağ daha dinci veya milliyetçi olabilir, AK Parti veya MHP gibi. Öbürü yukarıdan aşağıya doğru inen bir patrisyen, elitist hareket. Ama Türkiye'nin bugünkü şartları başka türlü bir ayrımlaşmaya da yol açabilir. Yani patrisyen-Kemalist sağ ile pleb MHP sağı birbirleriyle daha rahat anlaşır hale gelebilirler ve orada da sol, liberaller, İslamcılar gibi biraz amorf, kendi içinde tam oturmamış birtakım şeyleri barındıran bir cephe oluşabilir. Mesela Kürt meselesi, AB gibi konular bu tarz bir tür bir şeyi teşvik etmeye devam edecek gibi görünüyor.

Darbeler dönemi bitti diyemem
- Tahsin Şahinkaya ve Kenan Evren'in ifadeleri alındı bu hafta. Bu sürecin anlamlı bir sonucu olacak mı sizce?
BU saatten sonra 12 Eylül işlerinden bir sonuç çıkacağını sanmıyorum ama dayandığı temel doğru ve sağlam. Ben Türkiye'de henüz darbeler dönemi bitti, ordu da o nüfuzu bir daha elde edemez diyemem. Çünkü anayasa veya diğer yasalarla yazıya geçmedi henüz. Bir bilek güreşi oldu. Siviller askerlerin bileğini yere getirdiler ama bunun tarihe geçmesi lazım. Bir süre daha yapmazsan unutulur bunun böyle olduğu ve o dönemler geri gelebilir de.

Murat Belge kimdir?
1943 doğumlu olan Murat Belge 1966'da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. 1981'de doçentken istifa etti. Halkın Dostları, Birikim, Yeni Dergi, Yeni Gündem, Milliyet Sanat, Papirüs dergilerinde ve Cumhuriyet, Demokrat, Milliyet, Radikal gazetelerinde yazdı. 1983'te İletişim Yayınları'nı kurdu. 1997'de profesör olan Murat Belge Bilgi Üniversitesi'nde öğretim üyesi ve Taraf'ta yazıyor.

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri
Kocaeli´de halk otobüsü şoförü, durakta tekerlekli sandalyede bekleyen engelli çocuğu ve annesini ar

Kocaeli´de halk otobüsü şoförü engelli çocuk için güzergahını değiştirdi

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Türkiye'nin en yüksek barajı projesinde sona geliniyor

Cudi ve Gabar'daki teröristlere ‘eşek arısı’ adlı dronelar ile büyük darbe indirildi

En Çok Okunanlar