Tek tip medya sistemine karşı!

Oyuncu ve seslendirme sanatçısı Toprak Sergen'i uzun zamandır ekranlarda görmüyoruz. En son 'Sen Kimsin?' adlı filmde rol alan Sergen, yaklaşık bir senedir internet üzerinde oluşturduğu 'dogasenicagiriyor' ve 'hersey' adlı platformlarda yayın yapıyor; yüz binlerce takipçisi var. Toprak Sergen'i Arnavutköy'deki evinde ziyaret ettik ve 'her şey'den konuştuk.

PINAR HİÇDURMAZ
pinar.hicdurmaz@aksam.com.tr

Oyunculuk, sunuculuk, dalgıçlık, tango, kick boks gibi pek çok uğraşıyı bir arada başarıyla yürütüyor Toprak Sergen. Bu kadar çok şeyle ilgilenen biri olmanın verdiği çeşitlilikle daldan dala atlıyoruz söyleşi boyunca. Aslında Sergen'le Arnavutköy'deki evinde buluşma amacımız, yeni projesi 'hersey.tv.tr' ve 'dogasenicagriyor.tv.tr'yi konuşmaktı.
Projeden başladık, televizyona daldık, bir baktık 'Ünlüler Çiftliği'ndeyiz; oradan çıktık, evliliğe ve ilişkilere geldik. Kısaca 'hersey.tv.tr'yi konuşmaya gittik her şeyden konuştuk...

- İnternet üzerinden yaptığınız 'dogasenicagriyor.tv.tr'den biraz bahseder misiniz?
Ekip olarak televizyona inanmıyoruz. Televizyondaki sistem, ısıtıp ısıtıp aynı şeyleri önümüze koyuyor. Bu da yetmezmiş gibi bunu çok uzun bir zamanımızı işgal edecek şekilde yapıyorlar. Alternatif bir şey ortaya koyma amacıyla yola çıktık. Her şeyi anlatan ama televizyon mantığından da farklı bir şey olması gerekiyordu. İyi ki de yapmışız. Şu anda iki yüz ellinci bölümlere geldik. Her bölüm 10-15 dakikayı aşmıyor. Facebook'un en büyük grubuyuz. 

- Televizyon sistemine niye bu kadar çok karşısınız?
Herkese koyun muamelesi yapıyorlar. Tek tip bir medya sistemi var ve değişmemekte ısrarlılar. Kendilerini bir gökdelene koymuşlar ama o gökdelenden düşmeye başladılar. Ancak kabul etmek istemiyorlar. 'Zemine çakılana kadar vaktimiz var' zihniyetindeler. Ama artık bu 'çakılıyor', bunu çakan da çok fazla sayıda insan var.  

- Projeye tepkiler nasıl?
Barcelona Teknik Direktörü Guardiola'nın 'Yeni ve farklı şeyler yapan insanlara, her zaman başlangıçta 'Deli' derler. Anladıktan sonraysa algılamış hale gelirler' diye çok beğendiğim sözü var. Herkes aslında internet üzerinde yayın yapma mantığını şu ya da bu şekilde biliyor, konuşuyor ama yapan yok. Bazıları da çok yavaş yapıyor, ritmi zayıf. Yarım saatte bir insanların ilgisini çekecek bir şey yapmazsan işin çok zor. Çünkü o koskocaman bir internet okyanusu.
Bizi günde 50 bin, toplamda 110 bin kişi takip ediyor. Çok ciddi bir rakam. Sadece izlemiyor kendi videoları da paylaşıyorlar. 

- Bir dizide oynamaz mısınız?
Şimdilik düşünmüyorum. Ama belli olmaz, hayatta değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Bir kere kanal sahibinin ve yapımcının çok iyi olması, projenin arkasında durması gerekiyor ki setteki o zavallı insanları mağdur etmesin. Niye bu kadar çok senaryonun konuşulduğunu anlamak mümkün değil. Senaryo sadece unsurlardan biri, futbol takımı gibi defansın, yedeklerin, tüm oyuncuların hatta topun bile çok önemi var. Dizide de tüm bu enstrümanlar bir araya gelince güzel bir şey ortaya çıkıyor. Aslında çok önemli isimler var.  Türkiye'de şu 'dizi kafasından', 'kadın programı kafasından' kurtulabilsek çok güzel işler çıkacak ortaya. Pek çok insan benim gibi düşünüyor, izlemiyor ama bir şey de yapmıyor. Biz elimizden geldiğince yapmaya çalışıyoruz. 

- Ünlülerin çiftlik hayatı yaşadığı ve bunun kameralarla takip edildiği 'Ünlüler Çiftliği' isimli yarışmaya neden katılmıştınız?
Anlatılan öykü şuydu:
'Güzel bir yere gidilecek'; süper! '30-35 gün kadar kalınacak'; harika! 'Var mısın?' dediler, 'Varım' dedim. Üstelik 'Gelirin yüzde ellisi TEMA Vakfı'na gidecek' dediler. Gerçekten çok güzel zamanlar geçirdim. Sonunda birinci de oldum. Ama sonradan paraların TEMA'ya aktarılmadığını öğrendim. Üzüldüm. Zaten bu kadar medya maymunu olmaya gerek de yoktu. 

- Peki, Survivor'a katılır mıydınız?
Başvurdum. Sıradan bir vatandaş gibi e-posta attım. Başvuru formunda 'Kendinizi anlatan bir e-posta atın' deniyordu, ben de öyle yapmıştım. Ama şaka yaptığımı zannetmişler.

EVLENMEYİ DÜŞÜNMÜYORUM AMA EVLENEBİLİRİM DE
- Evliliği hiç düşünmediğinizi söylüyorsunuz, neden?
Gül bahçesine elinde gülle mi gidilir? Gerek yok. Karşındaki Angelina Jolie bile olsa en fazla üç-dört yıl, sonra sıkılırsın. Aynı şekilde karşındaki Brad Pitt de olsa. Çok fazla görüyorum ve duyuyorum, 'Sığınılacak bir liman arıyorum', 'Yalnızca çocuklar için bir aradayız' gibi sebeplerden dolayı evliliklerini devam ettirmeye çalışıyorlar. Yok, bana göre değil. Gerçekten enerjimi evliliğe vermektense çok daha iyi şeyler yapabilirim. Kadınları ayrı tutuyorum çünkü onların genetik kodlaması bizden farklı. Bu nedenle çocuk sahibi olmak istiyor olabilirler. Bu yüzden biraz da olsa inanabilirim. Ama anlayamadığım çok şey var. Mesela evlilikte, niye 'sonsuza dek' diye bir kodlama var? Niye, aileler kızları 25 yaşını geçtiği zaman 'Kızım yaşın geldi geçiyor, hala evlenmedin' diyebiliyorlar? Kimse de 'Sana ne?' demiyor. Bu demek değil ki ben hiç evlenmeyeceğim. Evlenebilirim de istisnalar kaideyi bozmaz. 

- Hiç evlenmeyi düşündüğünüz ya da sizinle evlenmek istediğini söyleyen birileri olmadı mı?
Bir, iki kişi oldu. 'Bizim evimiz' gibi muhabbetlere başladılar; ben de ufak ufak gazladım. Birlikte olacağım kişi benim hayatıma ve enerjime çok yatkın olmalı. Bizim ailede evlenen bol. Sekiz kardeşiz, en son bir kardeşim daha evlendi. Tabii kardeş sayım da tam bir muamma. Daha da fazla olabilir, bildiğim bu kadar. Babam dört kez evlendi. En büyük ağabeyim ikinci evliliğini yaptı. Bir tek ben kaldım. O yüzden bu tarz takılmalar oluyor arada.
 

MANŞETLER