İçtiğiniz sudaki hidrojen oranı neden önemli?

Su içmenin önemini bilmeyen yok. Peki, size, bazı suların hiçbir işe yaramadığını, üstüne bir de vücudunuza zarar verebileceğini söylesek ne düşünürsünüz? PH olarak gösterilen sudaki hidrojen oranının yüksekliğinden plastik şişede satılan sulara, 'su dünyası' hakkında bilmeniz gereken her şeyi Arınma ve Sağlıklı Yaşam Uzmanı Gül Kaynak anlattı...

Nevra Gömdenız
nevragomdeniz@me.com
Su içmek, sadece susuzluğu gidermek için değil, sağlık için çok önemli. Ancak işlenmemiş gıdanın neredeyse kalmadığı günümüz şartlarında, içtiğimiz sular ne kadar sağlıklı? İçme suyumuzun PH seviyesi kaç olmalı? Plastik şişenin zararları neler? Cam şişeler sağlıklı mı? Susuzluk bize ne yapar? Su nasıl içilir? Tüm bu soruları ve daha fazlasını Arınma ve Sağlıklı Yaşam Uzmanı Gül Kaynak'a sorduk...
- 'Doğru su' nedir?
Birincisi, temiz olacak. İçinde klor, ağır metal, bakteri olmamalı. Ama bu yeterli değil. İkinci özellik, suyun PH seviyesi, yani sudaki hidrojen oranı. PH 0 ile 7 arasındaysa asidik, 7'yse nötr, 7'yle 14 arasında ise alkali oluyor. Sağlıklı bir insan 9,5-10 PH oranında su içmeli. Obezite, iç organ yağlanması, şeker hastalığı ve kanser gibi şikayetler varsa PH seviyesi        11,5 ile 12 arasında olmalıdır. Çünkü bu hastalıklara sahip insanların vücudu asidiktir ve ancak bu şekilde daha alkali olabilirler. Şişe ve çeşme sularında 10-20 molekül bir aradadır. Ama vücudumuza daha iyi nüfuz edebilmesi için, daha ufak moleküllü su içmemiz gerekiyor. Ufak moleküller yağ hücrelerine de sızarak, parçalar ve böylece kilo vermeye başlarız. Elektron aktivitesine gelince, suyun oksijenle bir arada olması çok önemli. Eskiler, sürahiyi bardağa, yüksekten tutarak boşaltırmış. Böylece hava ve su bir araya gelip, vücuda oksijen girmiş oluyor.
- Vücudu susuz bırakmanın tehlikeleri ne?
Sağlıklı bir insanın vücut ağırlığının yüzde 70'i sudur. Kaslarımızın ve kalbimizin yüzde 75'i, beynimizin ve böbreklerimizin yüzde 83'ü, akciğerlerimizin yüzde 86'sı ve gözlerimizin yüzde 95'i sudan oluşur. Kemiklerimizin de yüzde 22'si sudur! Sadece bunlara bakarak bile, yeterince su içmezsek vücut sağlığımızı riske atacağımızı söyleyebilirim. 
 HER 15 KİLO İÇİN 1 LİTRE
- Çok su içmenin böbrekleri yorabileceği de söylenir...
Bunlar şehir efsanesi! Her 15 kilo için 1 litre su içebilirsiniz. Buna hücrelerin ihtiyacı var. Masanızda duran minik bir menekşeyle, bahçedeki ağacın su ihtiyacı aynı olabilir mi? Yetişkin bir insanın günde 3-4 litre suyun altına düşmemesi gerekiyor. Ama çok su içip, yeterince de tuz almazsanız, işte o zaman tehlike doğar.
- Türkiye'de satılan market suları, yeterince iyi mi?
Üreticiler son derece dürüst, suların PH seviyesini üzerine yazıyor. Ama çoğu insan, PH'ın düşük olmasının ne kadar zararlı, yüksek olmasının ise ne kadar yararlı olduğunu bilmiyor. Düşük PH'lı bir su içmek, kola içmekten farksız! İçeceğiniz suyun PH'ının 9,5-10 olması gerekiyor. 
- PH'ı yüksek suyu nereden bulacağız?
Su filtrelerinden. Bugün dünyada yüzlerce su filtresi markası var. Ancak tabii hepsi istediğimiz PH seviyesinde su vermiyor. Hıfzısıhha'da filtrenizden çıkan suyun PH seviyesini ölçtürebilirsiniz. Ama eğer evinizin deposu temiz değilse, işe yaramaz. Deposu temiz olmayan bir evde değil su içmek, duş bile almamak gerek.
- Su filtreleri pahalı değil mi?
Her gün marketten su satın almaktansa, su filtresi satın almak daha karlı! Zaten bunu sağlık için yapılan bir yatırım olarak görmek gerek. Maalesef sağlık harcamalarını küçümsüyoruz.
SUYUNA PH DAMLAT!
- Su filtremiz yoksa ne yapalım?
Suyun PH seviyesini yükselten çeşitli damlalar var. Dünyada yepyeni bir trend bu. Türkiye'de de satılmaya başlandı. Bu damlaların içinde mineraller var. Bu mineraller sayesinde suyun PH seviyesi yükseliyor. Ancak bu damla, suyun moleküler yapısını ufaltmak, elektron aktivitesini artırmak gibi özellikler sağlamıyor. Suya bir parça sodyum bikabornat (yemek sodası) karıştırmak, elma sirkesi veya limon damlatmak da PH seviyesini artırıyor. 
- Plastik şişede satılan sulardan bahsedelim biraz da...
Plastikte, başta dioksin olmak üzere birçok zararlı madde var. Plastik şişenin güneşle temas etmesi durumunda, bu maddeler direkt suya geçiyor. Plastik şişedeki suyu buzdolabında muhafaza etmek de bir o kadar tehlikeli. Gıdaların asla plastikle ve alüminyumla temas etmemesi gerekiyor.  
- Cam şişeler sağlıklı mı?
Sağlıklı yaşam, doğaya uyumlu bir şekilde akmakta yatıyor. Bu yüzden vücudunuza alacağınız her maddenin, mümkün olduğu kadar işlenmemiş olması gerekiyor. Herhangi bir gıda bir pakete girdiği zaman, o artık gıda olmaktan çıkıyor ve bir ürün oluyor. Üründeki bir numaralı amaç da, karı yükseltmek. Buna sular da dahil. Bu yüzden günümüz şartlarında, çeşmeden su içmek, cam şişeden su içmekten çok daha yararlı.

DOĞADA MUHTEŞEM SULAR VAR, BİRİ DE ZEMZEM SUYU...
'Doğada birçok kaynakta, muhteşem sular var. Bunlardan biri zemzem suyu. Zemzem suyunun PH'ı 10. Ancak şehir hayatında bu sulara ulaşmak zor olduğu için, en ideali çeşmelerinize kalitesinden emin olduğunuz, filtre taktırmak. Yalnız dikkat etmek gerek, bazı filtreler suyun içindeki mikropları öldürürken, mineralleri de yok ederler.
Dilimizden tutun da, karaciğerimize kadar, organlarımız devamlı yenileniyor.
Eğer plastik şişeden su içersek, yeni hücreleri de vücudumuza aldığımız bu zararlı maddelerden üretmiş oluruz.
Ne yiyorsan, ne içiyorsan osun! Plastik şişeler hayatımızda son 15 senedir var.
Bundan 15-20 sene önce ABD'de herkes çeşme suyu kullanıyordu. Sonra birdenbire çeşme sularının aleyhine bir kampanya başlatıldı. Ardından da sular paketlenip satılmaya başlandı. O gün bugün, 'çeşme suları kötü, market suları iyi'!
Vücudumuzun susuz olup olmadığını anlamanın en kolay yolu, idrar rengine bakmak. İdrar renginin neredeyse su kadar berrak ve açık renk olması lazım.
Eğer idrar koyu sarı veya kahverengiye yakınsa, yeterli miktarda su içmiyoruz demektir. Düzenli kullandığımız ilaçlar varsa ve idrar koyu renkteyse, vücut o ilaçla vücuda aldığı toksinleri atamıyor demektir.
İlaç kullanan insanların daha da çok su içmesi gerekir.'

ASİT-BAZ DENGESİ HER YERDE...
ASİDİK GIDALAR
- Alkol, sigara, suni tatlandırıcı, ilaç
- Çay, kahve, kola
- Şeker ve türevleri
- Hayvansal protein
- Glutenli mayalı hamur işleri
- Meyveler: Portakal, muz, ananas, şeftali, kavun, elma
- Sebzeler: Mantar
 ALKALİ GIDALAR
- Çiğ, yeşil yapraklı sebzeler
- Baklagil ve tahıllar
- Kök sebzeler
- Meyveler: Greyfurt, limon, Hindistan cevizi, vişne
- Sebzeler: Soya filizi, salatalık, brokoli, lahana, maydanoz, domates, avokado
 ASİDİK DUYGULAR
- Öfke
- Pişmanlık
- Kıskançlık
- Stresi yönetememek
- Çok fazla çalışmak
- Çok ağır spor
 ALKALİ DUYGULAR
- Sevmek
- åşık olmak
- Kahkaha atmak
- Affetmek
- Paylaşmak
- Dua/İbadet
- Yoga, yüzme, yürüyüş gibi sporlar

SU İÇME KURALLARI
1.
Su içmeye sabahtan başlamalıyız. Uyanır uyanmaz, oda sıcaklığında iki büyük bardak su içmeliyiz. Çünkü geceden sabaha olan su ihtiyacımızla, sabahtan akşama ihtiyacımız olan su miktarı aynı.
Gün içinde su içiyoruz ama sabah uyandığımızda içmiyoruz. Suyun oda sıcaklığında olması önemli. Soğuk olduğu zaman, vücut ısısını düşürmek için gereksiz bir enerji harcıyor.
2. Suyu oturarak içmeliyiz.
Ayakta içersek, mideyi geçip hemen ince bağırsaklara ulaşıyor. Halbuki suyun midede birazcık vakit geçirmesi gerekiyor.
3. Her acıktığımızda yemek yemek yerine, bir bardak su içersek kilo veririz. Açlık ve susuzluk sinyalleri beyinde aynı loba gittiği için, susadığımızda içecek bir şey bulamazsak yemeğe yönelebiliyoruz.
Açlık sinyali su içerek kapatılabilir.
4. Yemek yemeden yarım saat önce su içmeyi kesmek gerekiyor.
5. Yemekten sonra da iki saat su içmemeliyiz. Bir şey çiğnemeye başladığımız zaman, ağızdaki enzimler iç organlara gidiyor.
Örneğin bir et parçası çiğniyorsunuz, mideye protein sinyali gidiyor.
Mide de eti sindirebilecek enzimler üretiyor. Eğer yemekle birlikte su içersek, bu enzimlerin miktarını azaltarak, yiyeceğin üzerindeki etkisini azaltıyoruz. O yüzden bir restorana gittiğinizde ilk işiniz masadaki bardakları kaldırtmak olsun!

 


MANŞETLER