• 18 Kasım 2014 Salı 01:45
  • |
  • 18 Kasım 2014 Salı 01:45

YAZAR

Mustafa Sapmaz

Nurtopu gibi magazinsel tartışma

Paylaş

Hiddink’ten ne beklemiştik, Abdullah Avcı’dan ne istedik, Fatih Terim’den ne bekliyoruz.

Hatırlayalım. 2016 Avrupa Şampiyonası finallerinin ev sahipliğine adaydık. Dünyanın tanıdığı bir hoca olan Hiddink’i, Fatih Terim’in ardından göreve getirmiştik.

Hollandalıdan ne istedik? Türkiye’nin UEFA’da lobisine katkı sağlamasını mı, altyapı hamlesi yapmasını mı, milli takımda yıpranmış yüzleri gençlerle değiştirmesini mi, turnuvalara katılmamızı mı, şampiyon yapmasını mı, yoksa hepsini birden mi? Belli değildi.

İsmi büyük bir hoca ile herşeyi hallederiz diye düşündük. 2012 elemeleri bitiminde de Türk oyuncuların kalbine hitap edemediği gerekçesi ile istenen sonuçları alamadığını düşünerek; sanki yüksek maaşı ve zamanını Türkiye’nin dışında geçirmesi öncesinden bilinmezmiş gibi davranarak yolları ayırdık.

Yerine kulüp takımında başarılı olan Abdullah Avcı’yı neredeyse oybirliği ile göreve getirdik. Bu sefer daha nettik! 

Futbolcunun kalbine hitap et, takımı kademeli olarak yenile. Ne yaptık? Bir model oluşturmaya çalışan, futbol kulüplerinin altyapılarını kriterlere bağlayıp denetimini yurtdışından bir kuruma yaptırarak gerçek bir akademiye dönüştürmeyi hayal eden, gurbetçileri takımın önemli parçası yapmayı planlayan, tesisleşme sevdasına sahip, genç milli takımlarda antrenman metodlarını değiştirme çabasındaki hocaya dünyayı dar ettik.

İki turnuvaya katılmasak ne olur, yapıyı değiştirelim heyecanı ile çıktığımız yolda üç maç sonunda hocanın boynuna “OLMADI” yaftasını yapıştırdık.

Fatih Terim’in yumuşak geçiş yaparak milli takımın başına geçtiği bu son dönemde, amacımız tekrar değişmişti. Bu kez ne olursa olsun 2016 Fransa’ya katılmalıydık. Yeni statünün bizi gözü kapalı orada yapacağına inancımız tamdı. Zaten Fatih Terim ilk basın toplantısında “Her gelen yeniden yapılanıyor” göndermesiyle küslükleri bitirip mevcut ile Fansa’ya gideceğimizin sinyalini vermişti.
 
Geldiğimiz noktada neyi konuşuyoruz? Neden milli takımın yenilenmediğini, altyapıların neden yetersiz olduğunu, gurbetçilerin milli takıma monte edilemeyişini, devşirmeleri, futbolcuların kalitesinin yetersizliğini…

2008’den bugüne kadar geçen altı yılı işte böyle çöpe attık. Altı yılda bu kadar karar değiştiren ve her seferinde değiştirdiği kararının ne olduğunu üç maçta unutan bir anlayış, 2000’lerin başında yapılanıp sonunda Dünya Şampiyonu ünvanını kazanan Almanya gibi mi olacaktı? Bizim herşeyden öte temel sorunumuz budur. Ne istediğimizi bilememek, karar verdikten sonra arkasında duramamak!

Bu kararları tribünler vermemiştir. Fakat kararın değişmesinde onların tavrı belirleyici olmuştur. Şimdi bu kadar “gel-git” yaşadığımız, sağlıklı düşünemediğimiz ortadayken kitleye “Taraftar Millileri de yuhalar kardeşim” derseniz; birincisi altı yıldır yapılan hataları yanlış adrese kesmiş oluruz, ikincisi birileri sövmeyi, diğerleri de dövmeyi kendine hak görür.

Benim de kendisini beğendiğim, pek çok fikirde birleştiğimiz Mehmet Demirkol, bu görüşüme karşı çıkarak “Milli Takım protesto edilir” diyor. Katılıyorum, herkes protesto edilebilir. Fakat ortak değerlerimizi bu kapsama sokar, üstelik hesabı yanlış yere kesersek sadece bir tane daha nur topu gibi magazinsel bir tartışmamız olur, o kadar: “Milliler protesto edilir mi, edilmez mi?”

Oysa bizim ihtiyacımız olan isteklerimizi belirlemek, karar almak, kararlı olmak ve yapılanmaktır. Ve bu yapıyı zedeleyecek tek bir “yuh” sesine bile tahammül etmemek!..

YAZARIN DİĞER YAZILARI

4 Ekim 2021 Pazartesi

Moral puanı ve taraftar

1 Ekim 2021 Cuma

Yolu uzun

5 Eylül 2021 Pazar

Günlük performans

DİĞER YAZARLAR

Aydın Türkmen

İki maçın gör dedikleri

13.10.2021

Engin Verel

Değişen bir şey yok

9.10.2021

Alen Markaryan

Fatura!

16.10.2021

Kenan Karcı

Tamirci Çırağının İsyanı

12.10.2021

Mustafa Sapmaz

Moral puanı ve taraftar

4.10.2021

Gürkan Ata

Kırmızı ateşledi ama liderliğe yetmedi!

28.09.2021