• 9 Eylül 2017 Cumartesi 01:00
  • |
  • 9 Eylül 2017 Cumartesi 01:00

YAZAR

Kenan Karcı

Yerli malı yurdun malı!

Paylaş

Hırvatistan'ı yendik ya 'Yabancı sınırlaması' tartışması da rafa kalktı. Lucescu'nun pişirdiği bu yemek derin dondurucuya konulsa da zamanı geldiğinde yeniden ısıtılıp, servis edilecek.
Gözlemim şu ki, çoğunluk bu konuda 'Gelenekçi’ bir yaklaşım içinde. "Hayırlı sonuç, zıt fikirlerin çarpışmasından doğar. (Çıkar âsâr-ı rahmet, ihtilaf-ı rey-i ümmetten) diyen Namık Kemal'in ilkesinden hareketle, tartışmanın yararlı bir sonuç doğuracağı inancındayım.
Her değişimin, dönüşümün getirisi olduğu gibi, götürüsü de var. Ancak terazinin hangi kefesinin daha ağır bastığı önemli. Bunun hesabını iyi yapmalı.
Ben ilkesel olarak, her alanda 'Korumacı' yaklaşıma karşıyım. 'Güzel olan, iyi olan, piyasası olan kendini korur' fikrindeyim. Haliyle 'Kötü olanın, korunarak yaşatılması' taraftarı değilim.
Kuşkusuz futbolda başarıyı 'Determinist' bir anlayışla planlayamayız. Ancak bilimsel veriler ve tecrübeyle sabit 'modeller' ortada dururken, "Yabancı yasağı gelecek, Türk futbolu ayağa kalkacak" önermesi çok sağlıklı durmuyor.
İyi hatırlıyorum, 1996'da Türkiye Gümrük Birliği anlaşmasını imzaladığında da benzer tartışmalar yapıldı. Donanımı eski olan Türk sanayisinin Avrupa'yla rekabet edemeyeceğini, entegrasyonunun imkansız olduğunu, haliyle yerli sanayinin biteceğini savunanlar ağırlıktaydı. Oysa korkulan olmadı. Tam tersi Türk sanayisi kendini yeniledi, üretim kalitesini artırdı, dış pazarlardaki payını büyüttü.
Bu tür vakalarda, benim gözlemim ve vardığım sonuç şudur:
"Değişimi reddedenler, acı çekerek değişirler."
Hala var mı bilmiyorum. Çocukluğumda okullarda 'Yerli malı haftası' olurdu. Şiirler okurduk, "Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı…"
Herkesin yerli malı kullanmasında bir sıkıntı yok; sıkıntı yerli malının herkesin kullanabileceği kalitede olmaması.
Bu zihniyetten 'Evrensel rekabete hazır' bir model çıkmaz. İletişimin dünyadaki sınırları yerle bir ettiği çağda, 'Biz kendi işimize bakalım' kafasının kaybedeceği aşikardır.
Mesele futbolculara yabancı sınırı koymak değildir, mesele Türk futbolcusunun kalitesini yükseltmektir. Türk oyuncular, "Hoca beni oynatmıyor" diye sızlanmak yerine, "Hoca beni neden oynatmıyor" sorusunun cevabını aramalı.
Özetle topyekün ve ilkesel bir değişim şart. 
Müzikten-sanata, spordan-iletişime kadar… 'Öz’ün üstünü kapatmış kurumlar, paslar sökülüp atılmalı önce. 
Başarının yolu, ilkesel modelleri, zaman kaybını göze alarak ısrarla uygulamaktan geçer. Sorun kanaatimce yabancı sorunu değildir. Sorun, temelsiz ve ilkesiz, bir 'İmparator'un maharetiyle akşam inşa ettiğiniz 'Türkiye Futbol Direktörlüğü' gecekondusunun ertesi gün 'Adanalı zabıtalar' tarafından yıkılmasıdır.
Bir küçük örnek daha. İnsan vücudu gece saat 23.00 ile 05.00 arasında en yüksek düzeyde melatonini salgılar. Yani bir sporcu için en iyi dinlenme dönemi bu süredir. Gece saat 01.30’da telefonla canlı yayına bağlanan 'profesyonel'in, ülkeyi en üst seviyede temsil eden bir model olması yeterli bir ibret değil midir sizce?
Kafa değişmeli, kafa…
Kafa değişirse, düşünce değişir, davranış değişir, karakter değişir…
Ne güzel söylemiş Robin Sharma, "Bir düşünce ekersin, bir eylem biçersin. Bir eylem ekersin, bir alışkanlık biçersin. Bir alışkanlık ekersin, bir karakter biçersin. Bir karakter ekersin, kaderini biçersin."
Yerli versiyonu ise daha veciz:
"Ne ekersen onu biçersin."

YAZARIN DİĞER YAZILARI

12 Ekim 2021 Salı

Tamirci Çırağının İsyanı

9 Eylül 2021 Perşembe

Şeytani Düzen ve Cebelitarıkspor!

23 Temmuz 2021 Cuma

Biz 'bitti' dedik, bitmeden...

DİĞER YAZARLAR

Aydın Türkmen

Derbide iki top yapılmaz mı?

26.10.2021

Engin Verel

Hataların derbisi

26.10.2021

Alen Markaryan

Arka direk Larin

26.10.2021

Kenan Karcı

Tamirci Çırağının İsyanı

12.10.2021

Mustafa Sapmaz

Moral puanı ve taraftar

4.10.2021

Gürkan Ata

Bir hamle, bir gol ve 3 puan!

24.10.2021