• 15 Aralık 2016 Perşembe 02:00
  • |
  • 15 Aralık 2016 Perşembe 02:00

YAZAR

Engin Verel

Nereden nereye 1923-2016...

Paylaş

Türk sporunun ilk teşkilatı olan Türk İdman Cemiyeti İttifakı’nın kurulmasının ardından Yusuf Ziya Öniş başkanlığında ilk Türk Futbol Federasyonu, 1923 yılında Şehzadebaşı’ndaki Letafet Apartmanı salonunda yapılan toplantıda “Futbol Heyet-i Müttehidesi” adıyla kuruluyor. Aralıksız Türkiye’nin en sevilen spor branşı olan futbolu ülkemizde sevdirip, gençlere hizmet ediyor. Bugün iftihar edebileceğimiz Türk futbolunun marka değerini her geçen gün daha da ileriye götüren bir yapıya sahip. Bizler yani spor yorumcuları ve spor yazarlarının sadece milli maç öncesinde ve yayın ihalesinde TFF aklımıza geliyor. Bu konuda 3-4 günlük yazılardan sonra Türkiye Futbol Federasyonu’nun ülke futboluna yaptığı hizmetler yedi yirmi dört aralıksız devam ediyor. 

Türkiye Futbol Vakfı Başkanlığı görevine seçildikten bu yana gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerden birini de geçtiğimiz pazartesi günü Riva Türkiye Futbol Federasyonu’na yaptık. Başkan Yıldırım Demirören beni ve yönetim kurulu arkadaşlarımı oldukça sıcak karşıladı. Vakfımızın 2023 kalkınma hamlelerini ve hedeflerini büyük bir dikkatle dinledikten sonra Demirören, “Türk futboluna kim ne hizmet veriyorsa federasyon olarak her zaman yanınızdayız ve yanınızda olmaya devam edeceğiz” dedi. 

Toplantıda TFV Müdürümüz Aram Kuran çalışmalarımızı TFF Başkanvekili Servet Yardımcı ve İcra Kurulu Üyesi Cengiz Zülfikaroğlu’na özetledi. 

Sayın Cengiz Zülfikaroğlu’na ayrı bir parantez açmak istiyorum. TFF Riva Tesisleri’ne sabah 08.00‘de gelip günün şartlarına göre akşam belli olmayan saatlerde tesisten ayrıldığını, futbolumuz adına kimin ne sorunu varsa var gücüyle çözüme ulaştırdığını hatta bu yoğun tempoda Fransa’da gerçekleşen Euro 2016’da güzel kalbinin de teklediğini o gün yaptığım ziyarette öğrendim. Cengiz Bey yenilenen Riva tesislerini, müzesinden, kütüphanesinden, kafeteryasından, toplantı salonlarına bize gezdirdi. İnanın göğsüm kabardı. Herkese şunu söylüyorum, futbolumuzu gidin yerinde ziyaret edin. Bu sıcak samimi havayı siz de teneffüs edin. 

Yayın ihalesinde gösterdiği üstün çalışmalardan dolayı Başkan Yıldırım Demirören’i kutluyorum. Günün şartlarında Türk futboluna yapılmış en büyük hizmetlerden biridir bu! Başkan Vekilimiz Sayın Servet Yardımcı’nın UEFA’da görev alması ayrı bir gurur kaynağımız olacaktır. Son söz Türk futbolunun Cengiz Ağabeyi'ne: “Her kurumda görünmez kahramanlar vardır. Sen de onlardan birisin. Emeklerine sağlık."

BUZ GİBİ GOL

Cüneyt Hoca’nın ne denli kaliteli bir hakem olduğundan şüphemiz yok. Bilhassa yurt dışındaki üst düzey hem milli hem kulüp maçlarındaki başarılarını ulusça takdir edip, alkışladık. Ancak nedense bedensel mi, beyinsel mi Türkiye içerisindeki bilhassa 3 büyüklerin maçlarında bu başarılı görüntüyü veremiyor. Tıpkı Antalyaspor-Fenerbahçe maçında olduğu gibi. 

Alper’in ve diğerlerinin penaltısını bir tarafa bırakıyorum. Ancak Sow’un röveşata ile atmış olduğu birçok golü bizler gibi hoca da takdir edip alkışlamıştır. Ama nedense çok kritik bir zaman süreci içerisinde yine atmış olduğu röveşata golünü saymamasını kendisine yakıştıramadım. Ve topa hakim olan Antalyalı defans oyuncusu değil, Fenerbahçeli futbolcu Sow. Topa vurduğu zaman rakibini görmemesi ve top ayaktan çıktıktan sonra, ayağının rakibe gitmesi kadar, rakibin kafası da Sow’un ayağına uzanıyor. Bunları göz önünde tutarsak golün temiz olduğunu anlarız. 

Sevgili hocama sormak istiyorum. Sow topu almış ceza sahasına giriyor. Tam topa vuracakken rakip kayarak topu uzaklaştırıyor ve sonrasında pozisyon icabı Sow’a ayağı çarparken, Sow da topa vuramadığı için rakibin ayağına vurmuş olsa bu pozisyon penaltı mıdır, değil midir? Eğer buna penaltı diyorsan, bu goldeki kararın doğru. Ama 'Hayır. Rakip topu uzaklaştırdıktan sonra Sow’a dokundu, devam' dersen. Kusura bakma hocam bu buz gibi gol!

BÜYÜKLER GÜNDÜZ OYNASIN

3 büyüklerin İstanbul’daki maçlarının en azından kış mevsiminde gündüz oynanmasını öneriyorum. Böylece terör olaylarının tırmandırılmaya çalışıldığı bu dönemde hem kolluk kuvvetlerinin güvenlik önlemi alması ve denetim sağlaması kolay olur. Hem de insanlar gündüz vakti aileleriyle birlikte maça gelirken zorlanmazlar. Soğuk havalarda gece saat 10'da stattan çıkıp, eve dönmek İstanbul'da yaşayanlar için tam bir çileye dönüşüyor. 

Nüfusu 17 milyonu bulan ve Benelüks ülkeleri Belçika, Hollanda ve Lüksemburg’un toplam nüfusundan daha kalabalık bir şehir olan İstanbul'da şehrin kontrolünü sağlamanın zorluğunu herkes takdir eder. Bütün bu zorluklar göz önüne alındığında en azından kış mevsiminde 3 büyüklerin iç saha maçlarının gündüz oynanması için iyi bir seçenek gibi duruyor. Takdir TFF'nin. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

23 Ocak 2022 Pazar

Zümrüd-ü Anka gelse...

20 Ocak 2022 Perşembe

Ağlanacak halinize...

16 Ocak 2022 Pazar

Geçiş dönemi!

DİĞER YAZARLAR

Aydın Türkmen

Bir çuval incir berbat oldu

24.01.2022

Engin Verel

Zümrüd-ü Anka gelse...

23.01.2022

Alen Markaryan

Larin'in halleri

25.01.2022

Kenan Karcı

Tamirci Çırağının İsyanı

12.10.2021

Mustafa Sapmaz

Fark oyun yapısı

14.12.2021

Gürkan Ata

Çok net: Bu takım savunma yapamıyor!

24.01.2022