• 20 Ekim 2016 Perşembe 09:14
  • |
  • 20 Ekim 2016 Perşembe 09:14

YAZAR

Engin Verel

Hepsi kötü 'Tek' iyi kim!

Paylaş

15 Şubat 1998'de Fenerbahçe'nin başkanlık seçiminde iki aday vardı. Biri başkanlığı bırakan Ali Şen'in desteğini alan Vefa Küçük, diğeri de ben ve benim gibi bir çok Fenerbahçe'de futbol oynayanların desteklediği Aziz Yıldırım.
Pazar günü oylar sayılmış, bir oyla Aziz Yıldırım başkan seçilmişti. Karşı tarafın oyların bir kez daha sayılması için yapmış olduğu başvuru Aziz Bey tarafından kabul edilmiş ve sandıklar eski, o günün kulüp binasının yönetim kurulu odasına kilitlenmişti. Ve bir gün sonra yani pazartesi günü açılıncaya kadar o odaya Aziz Bey'in emriyle sivri sinek bile girmemişti. Ve bir sonra oylar sayıldı, Aziz Bey’in başkanlığı kendi listesinden 1 kişiyle seçildi. Geri kalan 13 kişi ise Vefa Bey'in listesindendi.
O günlerdeki bir çok maddi ve manevi problemleri iş bitiricilik özelliğiyle halletmiş ve karşı taraftan gelen 13 kişinin istifasıyla, kendi yönetimini yaparak iktidarını sağlamıştı.
O günden bugüne yapmış olduğu tesisleri saymakla bitiremeyiz. Türkiye’de hiç kimsenin inanamadığı futbol yıldızlarını ülkemize getiren anlayışın kapısını açan ilk başkan olmuştu. Ve camianın tümünden o günlerde alkışlar alırken, rakipler de, "Fenerbahçe maddi ve manevi nereye koşuyor" diye bir korku içine girmişlerdi.
Acemilik devri bitmiş, tecrübeli bir başkan olarak futbol dünyasında basamakları çıkmaya başlamıştı. Bu güzelliklerin yanı sıra maddi ve manevi bir çok yanlış da yapmamış değildi. İlk geldiği gün teknik direktör Otto Baric'ti. 5 Mayıs 1998'de onu kovmuş, Cemşir Muratoğlu diye birini kısa bir dönem takımın başına getirmişti.
Aynı yılın 1 Temmuz'unda Alman Joachim Löw ile tokalaşmış, 99’un Ocak ayında Marmaris'teki devre arası Löw'ün mukavelesini uzatmış, ancak 30 Mayıs'ta işine son vermişti.
Bu sefer 21 Haziran'da Rıdvan Dilmen takımın başına gelmiş, o da ancak 30 Eylül 1999'a kadar görevde kalabilmişti. 12 Ekim tarihinde patron Zidenek Zeman'dı. Maalesef o da 3 ay sonra 12 Ocak 2000’de evine gönderildi. 1 gün sonra Turhan Sofuoğlu takımın başına geçmiş, 21 Mayıs’a kadar hocalık yapmıştı. 24 Haziran 2000'de 'Mustafa Denizli şampiyon yap bizi' sloganıyla başlayan macera 24 Aralık 2001'e kadar sürmüş ve yollar ayrılmıştı. Bu sefer tarihler 3 Ocak 2002'yi gösterirken Lorant imzayı attı. Aynı yılın 7 Aralık'ında işine son verildi. 4 gün sonra da Oğuz Çetin, teknik direktör apoletini takıyordu. O da Nisan yağmurları misali 6 Nisan 2003'te yerini Tamer Güney'e bırakıyordu. Taa ki 2003'ün Mayıs'ına kadar. İşte bu yıla kadar Aziz Bey hatalar zincirine son veriyor, 1 Temmuz 2003'te 16 Haziran 2006'ya kadar sürecek 3 yıllık birlikteliği Cristoph Daum'la yapıyordu. Sonrasında ise 4 Temmuz 2006'da 2 yıllık Zico macerası ile 5 yılda 2 antrenör değiştirme olgunluğunu Fenerbahçe'ye yaşatan Aziz Bey, başkanlık serüveni içerisinde ilk başta kişileri getirirken doğru, gönderirken yapan başkan oluyordu. 1 Temmuz 2008’de Luis Aragones amca geliyor, onun da sahada uyuma özelliğiyle Haziran'da işine son veriliyordu.
Kurtarıcı olarak tekrar Cristoph Daum teknik adam olarak yuvaya dönerken, Aykut Kocaman da sportif direktör oluyordu. Ve kendisine sorulan "Daum'dan sonra Hoca olur musunuz?" sorusuna "Ben sportif direktör olarak geldim, teknik direktör koltuğuna oturursam kendimi inkar etmiş olurum" demesine rağmen o seneki ikilinin arasındaki soğuk savaş Fenerbahçe'ye şampiyonluğu kaybettirirken, Daum'u da evine gönderiyordu.
Ve 9 Temmuz 2010'da 3 yıl sürecek Aykut Kocaman devri başladı. Ve 29 Mayıs 2013'te yollar ayrılırken, 28 Haziran'da Ersun Yanal geliyor, haftalar önce Fenerbahçe'yi şampiyon yapmasına rağmen ligler başlarken 9 Ağustos’ta kapının önüne konuluyordu.
Bu sefer de 12 Ağustos'ta, "Bizim çocuğumuz" dediği ve bir çok teknik adamın yardımcılığını yapan İsmail Kartal 11 Haziran'a kadar görev alacak, Aziz Bey de imza atılırken, "Başarı İsmail'in, başarısızlık benimdir" diyecekti. Bu söylev 11 Haziran'da fiyaskoyla bittikten sonra İtalyan sportif direktör Terrenao getirilecek, onun getirdiği Portekizli Pereira da, Ersun Yanal misali 9 Ağustos'ta değil, 1 hafta sonra 15 Ağustos’ta baskılar sonucu kaçırılacaktı. Ve 1 gün sonra emekliye ayrılmış 2016 yılında 2 takımda danışmanlık ve gerilemiş Hollanda futbolunda Milli Takım'da yardımcı antrenörlük yapan Dick Advocaat gelecekti. Ve bu hocayla tarihinde 2-3 kez rastlanan 7 maçta 9 puan toplayacaktı. 
19. yılına girerken bir tek antrenörle bile bilhassa ayrılırken anlaşamayan ve huzursuz bir şekilde yollarını ayıran, çoğu zaman da  "Onlar mı şampiyon yaptı" diye eleştiren Başkan'a sormak lazım.  "Getirirken iyi ama gönderirken bu hocaların hepsi mi kötüydü? Peki o zaman tek iyi kimdi!

SÖZÜN ÖZÜ

Düşmanından çok, dostundan sakın! Çünkü dostluk biterse; sana nasıl zarar verebileceğini en iyi dostun bilir.
Bob Marley

YAZARIN DİĞER YAZILARI

26 Ekim 2021 Salı

Hataların derbisi

25 Ekim 2021 Pazartesi

İsabetsizler takımı!..

22 Ekim 2021 Cuma

Gitmeyin daha iyi

DİĞER YAZARLAR

Aydın Türkmen

Derbide iki top yapılmaz mı?

26.10.2021

Engin Verel

Hataların derbisi

26.10.2021

Alen Markaryan

Arka direk Larin

26.10.2021

Kenan Karcı

Tamirci Çırağının İsyanı

12.10.2021

Mustafa Sapmaz

Moral puanı ve taraftar

4.10.2021

Gürkan Ata

Bir hamle, bir gol ve 3 puan!

24.10.2021