• 05 Kasım 2020 Perşembe 08:00
  • |
  • 05 Kasım 2020 Perşembe 08:00

YAZAR

Aydın Türkmen

Kim 'Çok iyi'?

Paylaş

Bir Liverpool efsanesi olmasının yanı sıra yakın tarihin kuşkusuz en iyi ‘merkez orta saha’ oyuncularından biriydi Steven Gerrard. Fransız Teknik Direktör Gerard Houllier’in Socrates Dergisi’nde eski öğrencisi için yazdığı ‘Öğrencim Stevie’ başlıklı yazısını yakın zamanda bir daha okudum.

Baştan sona enfes bir anlatım… Ama Gerrard için kullandığı şu cümle bugün bizim takımlarımız için de çok şey ifade ediyor: “İyi bir oyuncuyla çok iyi bir oyuncu arasındaki fark nedir, biliyor musunuz? Çok iyi bir oyuncu, en önemli anlarda sonucu belirler...”

Hagi mesela ‘Çok iyi’ydi… Fenerbahçe’de Alex, Beşiktaş’ta Sergen mesela. Oyunun kilitlendiği, sistemin çaresiz kaldığı, arkadaşlarının demoralize olduğu zamanlarda ‘Çok iyi’ olmanın gereğini yaparlardı. 

Yakın zamanda Selçuk İnan, Emre Belözoğlu, Atiba gibi isimler de duygusal etki olarak aynı rolü üstlendiler. Peki ya bugün?

Galatasaray’ın ‘Çok iyi’si kim? Ya Beşiktaş’ın? Kim “Takım kötü olsa da, çıkar işi çevirir’ dedirtiyor taraftarına.

Beşiktaş’ta ‘Çok iyi’ye aday yok gibi. Şimdilik Sergen Yalçın’ın hocalığı, tarzı bu boşluğu dolduruyor.

Galatasaray’da Fatih Hoca’yı bir tarafta tutarsak, ilk aday Arda’ydı… Transferi de biraz böyle izah edilmişti. Ağabeylik yapacak, sorumluluk üstlenecekti. Ama Arda şu an en azından fiziksel olarak o rolü sahiplenmekten çok uzakta.

Belki Muslera’nın dönmesi beklenecek. Takımda olsa çok şeyi değiştireceği ortada. O yüzden hep “Muslera Galatasaray için bir kaleciden fazlası” deniliyor. Çünkü ‘Çok iyi’ olduğunu bugüne kadar defalarca kanıtladı. 

FENERBAHÇE DEVRİM YAPAR MI?

Fenerbahçe’yi bu konu özelinde ayrı tutmak istedim. Şöyle bir tez var, “Artık kişiler üzerine değil, herkesin yetenekleriyle sahada eşit rol aldığı bir sistem geçerli. Fenerbahçe ‘Çok iyi’ ihtiyacı olmayan bir kadro kurdu.”

“Başarırlarsa bu futbol anlayışı için devrim olur” diyenler de var. Açıkçası Ali Koç’un Comolli ısrarı böyle bir ‘devrim’ arayışının ürünüydü. Ama Emre Belözoğlu tercihiyle bunun biraz ‘modifiye’ edildiğini düşünüyorum. Geçen yıl sahada, bu yıl Sportif Direktör olarak takımın başında olması yine ‘Çok iyi’ ihtiyacının tezahürüydü bence.

Transfer döneminde estirilen ‘Alo ben Emre Abin’ rüzgârı da, Sportif Direktörlüğü’nün aylar sonra resmen duyurulduğu gün yayınlanan “5 dakika 5 saniyelik” video da böyle bir hisse yönelik detaylardı çünkü.

HELAL SANA BAŞAKŞEHİR 

Şampiyonlar Ligi’nde 3 puan mucize gibiydi. Önce Leipzig sonra PSG maçındaki futboluyla o mucizeye bizi inandırmıştı Başakşehir. Dün gece de onu gerçeğe dönüştürdü. Tebrikler Okan Buruk, helal olsun Başakşehir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

29 Kasım 2020 Pazar

Aşı bulundu

24 Kasım 2020 Salı

Test pozitif!

20 Kasım 2020 Cuma

Heykel de olur tabak da

DİĞER YAZARLAR

Aydın Türkmen

Aşı bulundu

29.11.2020

Engin Verel

2020'nin laneti!

30.11.2020

Alen Markaryan

Bana bakan o muhteşem gecenin yakamozlarındayım

01.12.2020

Kenan Karcı

Koç imzalasa limit 400'e çıkacaktı

06.08.2020

Mustafa Sapmaz

Skora takılmadan

12.11.2020

Gürkan Ata

Hükmetme değil kazanma!

28.11.2020