• 27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:06
  • |
  • 27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:06

YAZAR

Alen Markaryan

Tam Voltran'ı oluşturuyoruz!..

Paylaş

Taaa şubatta, 
Gökhan Töre'nin 
Önce Atletico Madrid, 
Sonra West Ham'la anlaştığı şayiaları, 
Sağır sultanın bile diline düşmüşken, 
Gerekli açıklamalar ve önlemler iç cepte bekletilmiştir. 
Hâl böyleyken ve ikinci yarı itibarıyla 
Bu arkadaştan hiçbir randıman alınamamıştır. 
Üstüne; 
Quaresma'nın ilk geldiğinde gidişi, 
Fernandes'in para edişi, 
Zamanlamalarında, 
Yapılan hatalı tutumlar, 
Niye Gökhan Töre'nin karın ağrısında da devam etmiştir?
Hem de ondan gelecek parayla 
Transfer politikasına yön verme hesapları tasarlanıyorken… 
Niçin "Kiralık" şıkkı tercih edilmiştir? 
Ya da su bu minvalde akıyorsa, 
Suyun yönünü değiştirmeye niye çalışılmamıştır? 
Evet! Dediğim gibi; 
Gökhan'dan ikinci yarı itibarıyla verim alınamamıştır ama 
O dönemlerde niye küstüğü, 
Küsmeye dayalı hep sakat olduğu, 
Tartışmayı açık hale getirmiştir. 
"Sanki sene Metin-Ali-Feyyaz" flaması, 
Hepimizin başucunda duruyorken, 
Bu flamayı çağrıştıran kanatlardan birinin kırılmasına neden göz yumulmuştur? 

Ha keza Gomez… 
Fiorentina'nın 
Aynı Para Yönlendirme Kurulu Mobius gibi, 
"Yatırım yapılabilir mi? 
Ya da parlatılabilir seviyede mi?" gibi düşüncelerle, 
Elden çıkardığı, 
"Eski gücüne kavuşursa iyi para eder" mantığıyla, 
Piyasaya sürdüğü, 
Bu gol makinesinin, 
Beşiktaş'ta uzay çağını yaşadığı aşikârdır. 
Futbolcu ve taraftar bileşkesinde, 
"Aşısı" tutmuştur. 
Ve dikkat edilecekler listesine 1 numaradan girmiştir. 
Attığını vuran bu kovboyun, 
Dişlileri saat gibi çalışmaya başladığında, 
Elde tutmanın zorlukları da iyice ucunu çıkarmıştır. 
Yok mukavelede yazdığı söylenen bin lira, 
Yok sözleşmenin biteceği 21 Mayıs rivayetleri, 
Şişhane yokuşundan aşağıya tepe taklak giderken; 
Niye temkinli davranılmamıştır? 
Kimse bana "Durmak istemiyordu" 
Şıkkını ve hakkını kullanmasın. 
Zira ticarette her şeyin bir ederi vardır. 

Ya Sosa!? 
Geçen seneden beri gitmek istediği ortada… 
Tam gidecekken kaldığı da taze taze hafızalardayken; 
Ve kaldığı sene, 
Şampiyonluğumuzda pay sahibi olduğu da, 
Tartışmasız bir gerçekken; 
"Giderse gitsin, burası Beşiktaş" gibi hamasi söylemler, 
Ne yanda durmaktadır? 
İnanın bu mantık çözüm değildir. 
Bu neye benzer bilir misiniz? 
Size memleketin tekinde "Gömü var" diyorlar. 
Altın gömüsü, 
Siz de onu bulmak için yola çıkıyorsunuz.  
Kar, kış, kıyamet, 
Kavurucu sıcaklar, 
Çoluk çocuk özlemi derken, 
Nihayet söylenilen gömüyü buluyorsunuz, 
Bir fıçı dolusu altın, 
Dönüş yolundayken, 
Fıçı ağır gelmeye başlıyor, 
Ve daralıyorsunuz… 
Fazla uzun etmeyeyim, 
En sonunda dayanamayıp, onca altını, 
Bir uçurumdan aşağıya atıyorsunuz. 
O kadar ezadan, 
O kadar cefadan sonra, 
Olacak iş mi? 
Sosa da o hesap… 
Kırk yılın başı yakalıyoruz biz bu kadroları… 
Sonra!.. 
Zaten kafamı kurcalayan en büyük soru şu: 
Şampiyon olmuş ve de iyi bir sezon geçirmiş bir takımın oyuncuları, 
Yeni bir stat önlerinde, 
Deli gibi susamış taraftar yanlarındayken, 
Niye takımdan ayrılmak ister? 

Tabii ki Beşiktaş, sarsılmaz temel bir taştır. 
Lakin uyum sağlamış bu tip oyuncuları tutmak için, 
Akıllı ve ısrarcı davranmak varken, 
Boş yakalanmak, 
Ve o boşluktan yürümek göze hoş gelmiyor. 
Futbolcular, 
Kendilerine değer katmak için oynadıklarında takımlarına faydalı olurlar; 
Tabii kapasiteleri oranında… 
Sosa, yaydığı ışık ve aldığı ışık neticesinde, 
Takımdan ayrılmak istemiştir. 
Maalesef terör ve eşinin ısrarları tamamen bahanedir. 
Lakin satrançta her hamleye karşılık vermek zorundasınızdır, 
Bilesiniz. 

Takımdan ayrılan parçaların yeri dolmaz değildir tabii ki… 
Ama uyum sağlayacakları bulabilmek, biraz meşakkatlidir. 
Zira 113. yıllık kulübümüzde, 
Dertlenip de kaleme aldığım bu durum, 
Ancak ve ancak üç, 
Bilemedin dört kere vuku bulmuştur. 
Feyyaz'lı Metin'li, 
Rıza, Gökhan, Ali'li efsane kadro… 
Pancu'lu, Guinti'li, Cordoba'lı 
Sergen'li, 
100. yıldaki şaheser kadro… 
Ve Gomez'li Sosa'lı Atiba'lı, 
Quaresma, Oğuzhan'lı, 
Gurur abidesi kadro… 

Bakın, bölün, çarpın, 
Ne yaparsanız yapın… 
Sonuç yukarıda verdiklerim kadardır. 
113. yılda üç bölüm… 
Belki bir de 1939-45 yılları arası… 
Anlayın gayri… 
O yüzdendir tasalanmalarım, 
Ve içimin gidişi… 
Şampiyonlar Ligi'ne kalmışsın, 
Hem de iyi denecek bir kadroyla… 
Hazır ve birbirine uyumlu topçular büyük önem taşıyorken, 
Ve geçen seneden kalan bozuk yerleri çok da güzel onarıyorken, 
(Gökhan Gönül ve Adriano hamleleri müthiş) 
Tamamlanıyor gibi gözüken, 
"Voltran'ı" boşluğa bırakmak, 
İçimizden kopup giden nicelerinin sonuncusu olmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

20 Ekim 2021 Çarşamba

Şimdilik neyse!..

19 Ekim 2021 Salı

Skandallar zinciri

16 Ekim 2021 Cumartesi

Fatura!

DİĞER YAZARLAR

Aydın Türkmen

"El freni" inince

22.10.2021

Engin Verel

Gitmeyin daha iyi

22.10.2021

Alen Markaryan

Şimdilik neyse!..

20.10.2021

Kenan Karcı

Tamirci Çırağının İsyanı

12.10.2021

Mustafa Sapmaz

Moral puanı ve taraftar

4.10.2021

Gürkan Ata

Kırmızı ateşledi ama liderliğe yetmedi!

28.09.2021