• 17 Şubat 2016 Çarşamba 07:45
  • |
  • 17 Şubat 2016 Çarşamba 07:47

YAZAR

Alen Markaryan

Şeytanca, Şeytani, Şeytanhane!

Paylaş

Bütün makamlarda 'koltuk' denilen meretin ne kadar sahiplenilesi, 
'Kavgasının' da bir o kadar kaçınılmaz olduğu az çok aşikâr. 
Lakin yapılmakta olan Şeref Bey Stadı'nda montelenmeye başlayan koltukların bile bir dizi tartışmanın içinde olması biraz tuhafıma gitti. 
İsminden huy mu kaptı ne! 
O yüzden 'koltuk' deyip geçmeyin, 
*** 
Diğer statlardan değişik şekilde, 
Stat koltuklarının betona değil, çelik platforma monte edildiği, 
Ve bir tona kadar dayanıklı olduğu deklere edildikten sonra, 
'Üzerinde sakın zıplamayın'cılar bir anda istila etti sanal alemi. 
Böyle düşünenler olabilir mi hakikaten diye şaşkınlık geçirmedim değil hani. 
Ne bileyim, 
Belki hayatında maça gitmemiş bir çocuk, bütün iyi niyetiyle söyledi bunu?! 
'Belki de birileri inceden ayar vermeye çalışıyor' diye söylendim durdum. 
***
Aslında her halükarda bu konuşmalar yapılmakta olan Şeref Bey Stadı'nın sahiplenilmesi açısından çok önemli. 
Ve özümsenmiş haliyle gurur verici. 
Lakin bu olay, 
Babasının aldığı yepyeni kırmızı ayakkabıları, 
Baş ucuna koyup da uyuyan çocuğu getiriyor gözümün önüne… 
Ama o da sabah uyandığında, 
Giyiyor ayakkabılarını değil mi! 
Ne demek "Zıplamayın" 
Çok hayati bir maç ve gol olmuş. 
Ama yok! Koltuklar yeni yapıldı zıplamayın! 
Eski Rusya'da gol olduğunda sadece alkış yaparlardı! 
Bırakın zıplamayı koltuğu yersin be… 
Aksine bilakis koltukların üzerinde zıplanılacağı bilinerekten o minvalde sert bir maddeden olmalı koltuklar. 
Neyin peşinde insanlar çözemedim. 
Siz 'maç' denildiğinde, tenis zannediyorsunuz herhalde. 
Ya da bilardo… 
Haaa! Unutmadan! 
Zıplayanları şikayet edelimciler var bir de, 
Gammazcılar, Brütüsçüler yani. 
Eyvah ki eyvah! 
Kime çekmişler acaba! 
Maça kâğıt kalemle gelin, 
Biriniz zıplayanları, biriniz de öksürenleri not edersiniz. 
***
Bakın arkadaşlar, 
Kimse kendi malına zarar gelmesini istemez. 
O yüzden insanları ötekileştirmenin, 
Hiç kimseye hiçbir faydası yoktur. 
Kaldı ki o koltuklar üzerinden, 
Ne edebiyatlar, ne siyasetler yapıldı. 
Ne iftiralar atıldı… 
Of of of! 
Onun için boy göstermek istediğinizde, suya atlayıp da, 
"Bak burada ayaklarım yere değiyor" demeniz, 
Çok çocukça ya da safça 
kalmaktadır. 
İlle de 'ille' diyorsanız, 
Yapıcı eleştiriler ve mantıklı önerilerle arz-ı endam edebilirsiniz. 
***
Mesela isteyen kombine 
sahiplerine, 
Belirli bir meblağ karşılığında koltuk arkasına isimleri yazma lüksü verilebilir. 
Bu hem psikolojik el frenidir hem de ufak da olsa kulübe katkı yapar. 
Mesela her tribünün koltuk yapılanmaları farklı olmalıdır. 
Kale arkalarına kolayca sökülebilen portatif bir sistem düşünülebilir. 
Zira değişkenlik kimi maçlarda mutlaka fayda getirir! 
***
Yıllar önce yazmıştım, 
Deplasmana gidilen çoğu statta, 
Koltukların yarısı kırık diye… 
Onarılmamış desek daha doğru hatta… 
Zira ev sahibinin bir hafta evvel oynadığı maçta, 
O koltuklar bir şekilde kırılmış, 
Ama üstüne basılmış, ama otururken kırılmış, 
Ama ittirilmiş ama kaktırılmış, 
Kırılmış işte! 
Ama bir şekilde onarılmıyor, bekleniliyor. 
Niye? 
Çünkü ev sahibinin bir hafta sonra 3 büyüklerden biriyle maçı var. 
Haliyle taraftarları da gelecek diye düşünüyorlar. 
'Nasıl olsa kırık olan o koltukları sahaya atar bunlar, federasyon da ceza keser. 
Biz de tescillenmiş şekilde, 
Bir hafta evvel kırılan koltukların parasını cebimizden ödeyeceğimize, 
Rahatça ve kâr ederek onlardan tahsil edebiliriz!!!' 
Şeytanca, şeytani, şeytahane 
(Son kelimeyi ben uydurdum Türkçe'de öyle bir kelime yok.) 
O yüzden sevgili muhteremler koltuk deyip geçmeyin. 
Ticari amaç içinde kullanılabiliyor çoğu zaman, 
Ve o koltuklar neredeyse, 
Bir TL'lik incecik adi plastikten tekrar monte ediliyor. 
Öyle ince ki her kıçını değdiren, 
"Garrrrrrrrrrç" diye plaka halinde 
elinde kalıyor. 
Aynı frizbi gibi. 
Adeta 'at beni' diye yalvarıyor! 
İnanın kaç kere şikayet ettiğimi hatırlamıyorum. 
Daha tribünlere maç öncesi taraftar alınmadan, 
Manzarayı görsünler diye fotoğraf çekmişliğimiz bile var hani, 
Anlayın gayri… 
***
İşte bu hallerden mütevellit, kimseye mahal verilmemeli diye düşünüyorum. 
Her kurum kendi kültürüne göre hareket etmelidir. 
Çünkü insanları ayrı kılan durduğu ve yaşadığı hayat biçimidir. 
***
Sahi bildiğiniz ve gördüğünüz tüm koltuk kavgaları neden yapılır. 
Koltuğun ağırlığından(!) değil mi? 
O yüzden Şeref Bey Stadı'nda koltuklar öyle ağır olmalıdır ki; 
Kaldırılamasın, 
Dolayısıyla da kaldırılamadığı için de sahaya atılamasın. 
Yoksa ufacık bebe, 
Babasının aldığı yepyeni kırmızı ayakkabıları giymiş diye, 
O çocuğu hor görmeyin ne olur!!!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

16 Ekim 2021 Cumartesi

Fatura!

12 Ekim 2021 Salı

Ücret ödeyip haksızlık almak

5 Ekim 2021 Salı

Yabancı hakem getirin!

DİĞER YAZARLAR

Aydın Türkmen

İki maçın gör dedikleri

13.10.2021

Engin Verel

Değişen bir şey yok

9.10.2021

Alen Markaryan

Fatura!

16.10.2021

Kenan Karcı

Tamirci Çırağının İsyanı

12.10.2021

Mustafa Sapmaz

Moral puanı ve taraftar

4.10.2021

Gürkan Ata

Kırmızı ateşledi ama liderliğe yetmedi!

28.09.2021