• 18 Temmuz 2018 Çarşamba 09:20
  • |
  • 18 Temmuz 2018 Çarşamba 09:20

YAZAR

Alen Markaryan

Paslanmış fermuar

Paylaş

“Önce içeride sonra dışarıda kazanacağız. 
Eğer içeride kazanırsak, dışarıda kazanacağız demektir. 
İçimizdeki nifak tohumlarına izin vermeyelim.” 
Evet. 
Bu sözler kampın ilk günlerinde olmak kaydıyla Şenol Hoca’ya ait. 
İçeride kazanmak!!! 
Birlik ve beraberliği ön plana çıkarmak istemiş olabilir. 
Bilemiyoruz. 
Lakin bilmekteyiz ki; 
Bütün imparatorluklar, 
Düşmüş olan bütün krallıklar, 
İçeriden çökertilmiş. 
Yani dost bildiklerin tarafından ihanete uğratılmışsın. 
Hançer dediğin nedir ki zaten, 
Birilerinin bütün sırlarını dışarıya taşıması değil midir? 
Sırtını döndüğünde çok derin acıyla yere düşmene gerek yok. 
Zafiyet gösterdiğin iki noktayı verdiler mi ellere, 
Geçmiş olsun. 
Caaart! Diye sesi duyarsın kaburganın ortasında. 
Bir anda feleğin şaşar. 
O yüzden, “İçeride kazanmak” ciddi bir söylem. 
Ve düşünmeye itiyor seni. 
Yoruma açık. 
“Eğer içeride kazanırsak!!” 
Bu cümle ilkinden daha geniş bir yorum yoğunluğu barındırıyor. 
“Kazanırsak!!” 
Demek ki ciddi bir uğraş var kapalı kapılar ardında. 
Bir fikir çatışması var. 
Mücadele halinde yani. 
“Eğer içeride kazanırsak, dışarıda kazanacağız” cümlesi ondan bu kadar önemli. 
Bir sıkıntı olduğu açık. 
Yüksek dalgalar korkutmaz beni, 
Sığ denizde boğulmayalım, yeter misali. 
Bu yüzden medyaya servis edilen resimler kesmiyor beni. 
Nazım, Abidin’e, 
‘Mutluluğun resmini çizebilir misin?’ derken 
Güler yüzlü Abidin’in içinde ne fırtınalar kopuyordu kim bilir? 
‘Konuşurken gözlerime bak’ cümlesini onun için çok seviyorum. 
Gözünün ferini göreceğim konuşan adamın kardeşim. 
En doğrusunu gözler söyler zira. 
**** 
İçimizdeki nifak tohumlarına izin vermeyelim. 
Bir pencereden görünen vardır, 
Bir de hangi pencereden bakıp gördüğün. 
Bu cümlede genelleme yaptığını varsaysak bile Şenol Hoca’nın, 
Dışarıya karşı birleşmeyi dile getirdiğini, 
Ki zaten normal olan bir söylemdir bu. 
Ki, ‘Futbol takımı’ dediğin beraber düşünebilmelidir. 
(Bakınız Hırvatistan mesela) 
Bu sefer ‘Nifak tohumları’ cümlesi, 
Otobanda önümüze çıkan yaya gibi durmakta. 
Çarpmamak imkansız gibi. 
Neler oluyor hocam? 
De bir hele… 
Seni böyle köşeleri kırık, 
Sırları derin, 
Ve uçsuz bucaksız denizler gibi her şeye açık konuşmaya iten ne? 
Ve bu muğlak cümleler. 
Aslında geniş bakarsanız, 
Şampiyonluğun ya da başarılı olmanın yolu, yapılacak transferlerde değil, 
Bu cümlelerde saklı. 
Ve işin en garip yanı, 
Her şeye salça olan, 
Ota-bota konuşan kesimden çıt çıkmaması. 
Fermuar çekilmiş sanki dudaklara. 
Paslanmış fermuar! 

Futbol yedisinde neyse

Lise yıllarım. 
Bağlarbaşı Cumhuriyet Lisesi, okul futbol takımındayım, 
İyiyiz de ha! 
Santrforumuz Hasan, 
Bizim okuldan Fenerbahçe’ye transfer olduktan sonra 
Spor Yazarları Kupası’nda bize kafayla gol atan Hasan. 
Kafa şutları mermi gibiydi vallahi. Neyse... 
Filanca liseyle yarı final maçı yapıyoruz. 
Kazanan Türkiye Liselerarası Şampiyonası’na katılmaya hak kazanacak. 
Ortalık cehennem. 
Dakika bir gol yiyoruz. 
Dakika 3 gol atıyor Hasan. 
Gidiyor bize ait tribünlerin önüne, 
“Nasıl gol attım!” cümlesinin argocasını kullanıyor sevinirken. 
Hani klasik kol hareketi var ya. Öyle. 
Kamera yok, cep telefonu yok. 
Ama suflör var. 
Rakip takımın hocası yedikleri golü hazmedemeyip hakeme, 
“Hocam bu nasıl öğrenci, yakışıyor mu hiç. Nerede kartın?” diyor. 
Hakem de her halde içinden ‘Burada’ diyor ki, 
Yapıştırıyor Hasan’a kırmızıyı. 
Daha dakika üç. 
Tabii masanın üstü karışık meyve tabağı! 
Aynı Bülent Korkmaz’ın, Kayseri Erciyes antrenörüyken, 
Gökhan Töre’yi hakeme şikayet ettiği gibi. 
Anlayacağınız futbol yedisinde neyse yetmişinde o. 
Ahbap, çavuş ilişkileri. 
Futbol dünyasının içindeki garip baskılar. 
Objektif olamama. 
Peki nereden esti de anlattım bunları? 
Caner Erkin’den. 
Bağlı olarak, 
Artık Federasyon dudak okuma yöntemiyle ceza vermeyecekmiş. 
Kaldırmışlar o kuralı. 
Aslında Caner’in ceza almasına sebep durum, dudak okumaya değil, 
Vücut dili tasvirine giriyor. 
Cezayı oradan aldı Caner. 
Lakin Beşiktaş camiasını ayağa kaldıran, 
O kuralın, 
Aşağı yukarı her maçta aynı görsellerden olmasına rağmen, 
Ondan sonraki haftalarda bir daha hiç yürürlüğe girmemesiydi. 
Ve cezanın uzunluğunaydı isyan. 
Zaten uygulamıyordunuz. 
Ve uygulamayacaktınız. 
Amaç o gün ayağa kalkanları yerine oturtmaktı. 
Harç bitti, yapı paydos yani. 
Ha! 
Sonradan öğrendik ki, 
Yarı final maçı yaptığımız takımın antrenörü ile maçın hakemi aynı kahvenin çocuklarıymış. 
Hadi! 
Sabah kahveniz benden olsun.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

19 Ocak 2021 Salı

Babanızın paraları değil mi? Saçın bakalım...

18 Ocak 2021 Pazartesi

Maske düşsün artık!

12 Ocak 2021 Salı

Bir iç geçiş, bir serzeniş değildir bu...

DİĞER YAZARLAR

Aydın Türkmen

Maç 'orta'da bitti

21.01.2021

Engin Verel

Yüzde 51 şampiyon

19.01.2021

Alen Markaryan

Babanızın paraları değil mi? Saçın bakalım...

19.01.2021

Kenan Karcı

Koç imzalasa limit 400'e çıkacaktı

06.08.2020

Mustafa Sapmaz

On dakika

12.01.2021

Gürkan Ata

Avcı ve Kartal!

20.01.2021