• 18 Haziran 2014 Çarşamba 01:45
  • |
  • 18 Haziran 2014 Çarşamba 01:45

YAZAR

Alen Markaryan

Ne iskele, ne iskelet, ne de bir çatı!

Paylaş


 
Son bir aydır
Beşiktaş’la ilgili kısır bir döngü yaşanıyor.
Bir grup stadın inşaatıyla ilgili
“Ortaya karışık” bilgiler sunarken
Ki neredeyse kusacağız…
Bir grup da futbolcu transferine yön vermek istiyor.
Özellikle başka bir grup var ki,
Onlar iç işlerden sorumlu…
Mesela son söylediğim kesim
Toraman’ı da
Önder Özen’i de
Sezer’i de
Bir türlü, bir yere, bir şekilde oturtamadı.
Aşk hikayesi mi
Yılan hikayesi mi çözemedim…
Bence aşk hikayesini, yılan hikayesine çevirmek istiyorlar.
Ligler bittiğinden beri bu 3 konuyu çevirip çevirip duruyorlar.
Bir yönetici çıkıp da
“Benim ağzımdan duymadığınız sürece hiçbir şeye inanmayın” demiyor.
“Ben ne dersem o olur” diyemiyor.
Stada artı 1 koltuk konulsa haber oluyor.
Yer kaplıyor, mide bulandırıyor.
Stadın inşaatının canlı yayını da neyin nesi Allah aşkına.
Zannedersin ki
Uzayda yaşam ünitesi inşa ediyoruz.
Stadı çok merak eden gider bakar.
Sonra ikinci sırada
Futbolcuların ha bire Beşiktaş’a geldiği haberi var.
İki yılda 27 futbolcu almışız yetmiyor.
‘Edinho geldi gelecek’ deniyor
Millet yazıyor, çiziyor.
Bir bakıyoruz bardakta su yok.
Lanzini 10 gün evel bitmişti hesapta.
Evvelsi gün de daha yeni konuşmak için sözüm ona annesini babasını çağırıyorlardı.
Ne o abi!
Lanzini ana okuluna mı gidiyor yoksa!
Moledo arap saçı
Gökhan Töre tam bir muamma
Almeida diye diye adam sakatlanıverdi.
Nedir bu futbolcunun durumu.
İstiyor musun, istemiyor musun?
Durumumuz aynı Amerikan doları gibi
Dalgalanıyor da dalgalanıyor.
Abiler
Beşiktaş ligi üçüncü bitirdi.
Şampiyonlar Ligi için ön eleme oynayacağız.
Şunun şurasında 1 ay var ya da yok.
Aradığınız parayı bu lige katılımla bulabilirsiniz.
Buralara kafa yormak gerekirken
Nedir bu muamma haliniz?
Ya bu boş vermişlik?
Daha dünkü futbolcuların düğün haberleri basınımızda tam sayfa yer bulurken
Beşiktaş haberi ancak camiada kaos olursa kendine yer buluyor.
Ve hep sallantıda bir ruh hali.
Paraya gidilecek en kestirme yola 1 ay kalmışken
Takımın ne iskeleti belli, ne de iskelesi.
Tribündeki koltuklara oturmakla, tribüncü olunmayacağı gibi
Yönetici mazbatası takmakla da yönetici olunmuyor.
2-3 kişinin haricinde kimseler oralı değil.
Belki de Ahmet Kavalcı ondan istifa etti.
İşin aslına bakarsanız tarihin en şanslı yönetimlerindensiniz bence.
Ne yargılayan ne de sorgulayan var.
 Ne de bir muhalefet…
Bu durumu en iyi şekilde değerlendirmeniz gerekiyorken
Su ne hikmetse akması gerekenin tersine hareket ediyor.
Ne olursa olsun size kimse karışmıyor.
Zaten konuşacak ve karışacak adamların hepsi
Ya küstürülmüş ya da bir şekilde uzaklaştırılmış durumda.
Şu an yönetimde yıllarca dostluk, arkadaşlık yaptığımız ağabeyimiz olan insanlar var.
O yüzden rica ediyorum.
En azından basın sözcünüz çıksın
Saydığım bilgi kirliliklerine bir son versin.
Eminim ki şu etapta hiç kimse
Ne milyon euroluk transfer
Ne de stada çatı istiyor
Taraftar öncelikle ve ivedilikle
Kaybolmuş ruhumuzu geri istiyor.

 
Hakemlerin ‘Sarı’ aşkı!
Malumunuz 4 senede bir geliyor.
O yüzden Dünya Kupası’yla ilgili iki kelam da biz edelim.
Ne hikmetse maçları izlerken çocukluğum geldi aklıma.
Ben beynimde biriktirdiklerimi harcardım çoğu zaman.
Güçsüzden yana, haklıdan taraf olmak en çok kullandıklarımdı.
Bağlarbaşı’nda amatör branşların maç yaptığı spor salonu vardı.
Biz oranın müdavimlerindendik.
Salona girer, tabelaya bakar
Kim mağlupsa onu desteklerdik.
‘Algı’ öyle peydahlanmıştı beynimizde.
Geçen onca seneye rağmen
Değişmeyen çok şey yakaladım bu Dünya Kupası’nda.
İnsan bedeninde müspet ve menfi olarak biriken her bilgi
Günü geldiğinde kendine mutlaka bir pencere açıyormuş.
Baksanıza…
Şili maçını anlatan spikerin
“Türkiye Cumhuriyeti’ni ilk tanıyan ülkedir Şili” demesinin ardından maçı seyreden herkes Şili’ye sempati besledi.
Ve kazanmasını istedi.
Kolombiya Yunanistan maçında
Aklıma hep Escobar geldi.
Hani şu kendi kalesine gol attı diye öldürülen futbolcu.
‘Aman Kolombiya kazansın da yine birini vurmasınlar’ diye hep iç geçirdim.
İngiltere,
İtalya karşısında golü yediğinde
Tribünde Arjantin bayrakları açıldı.
İngiltere ile Arjantin arasında 80’li yıllarda başlayan
Falkland Adaları için yapılan savaş hala devam ediyordu.
O dönem Beşiktaş ile İngiliz takımı Aston Villa karşılaşacaktı İnönü’de.
Aston Villa sahaya çıktığında
40 bini aşkın taraftar
‘Ar-jan-tina!’ diye slogan atmıştı.
O da bir haklının yanında olma haliydi.
Fransa-Honduras mücadelesinde
Honduraslı oyuncuların devamlı yerden kalkmama durumları
Bana Abdullah Avcı’lı Büyükşehir maçlarını hatırlattı.
Bir ara, “Ayağa kalkın…”
‘Da adam gibi (!) maç seyredelim’ der gibi bile oldum.
Değişmemiş bir şey daha yakaladım Dünya Kupası’nda
Hakemler
En az bizim hakemlerimiz kadar formsuzdular.
Maçların birinden alıp, ötekine verdiler.
Ve bizim ülkemizde olduğu gibi.
“Sarı” renklere karşı başka bir sempatileri vardı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

09 Mayıs 2021 Pazar

İyi düşünelim iyi bitsin...

05 Mayıs 2021 Çarşamba

Kırk tilki yanlışını bekler

02 Mayıs 2021 Pazar

Buzdolabında ne varsa

DİĞER YAZARLAR

Aydın Türkmen

'Ah be' dedirten zafer!

09.05.2021

Engin Verel

Sonuna kadar varım

09.05.2021

Alen Markaryan

İyi düşünelim iyi bitsin...

09.05.2021

Kenan Karcı

Terim faktörü

07.02.2021

Mustafa Sapmaz

Enerjileri yükseldi

09.05.2021

Gürkan Ata

Acemice eşlik!

18.04.2021