• 16 Ocak 2019 Çarşamba 08:00
  • |
  • 15 Ocak 2019 Salı 23:40

YAZAR

Alen Markaryan

Kefalet

Paylaş

İnsanlar arkadaşının alacağı bir televizyona bile, kefil olmaktan kaçıp,

İmza atmaya bile imtina ederken,

Camiada herkes, peşi sıra birbirine, ne hikmetse kefil olmakta.

Baksanıza,

Atiba, Larin’e, Medel, Roco’ya,

En son finalde Şenol Hoca da Burak’a kefil oldu.

Ne demek “Ben kefilim” demek?

“İmzaya gerek yok, sözüm senettir” demek. Güzel.

Bir ara da kulüp başkanlarının,

Zorda olan teknik direktörlerine güvenoyu amaçlı,

“Ben onun her zaman arkasındayım” manşetleri vardı orta yerlerde.

“Arkasındayım” denilen hoca,

3 maçı zor çıkartıyordu iyi mi!

Neyse, Atiba’nın kefil olduğu Larin’den gram fayda alamadık.

Larin’in maliyeti ne yana düşer mesela.

Ya da Atiba,

“Larin’e ben kefil oldum. Zarar neyse bana yazın” der mi acaba?

Ya Medel, “Roco’yu ben alın dedim. Faturayı bana yollayın” diye,

Orta sahada millete yapıştığı gibi,

Yapışır mı lafının arkasına.

Yormayalım birbirimizi.

Hiçbirinin olmayacağını hepimiz biliyoruz.

Eee o zaman kefilin ne anlamı kalıyor.

Ve ortaya tuhaf tablolar çıkmakta,

Bir sürü senaryo.

Kervana en son Şenol Hoca da katılıp,

Basın toplantısında Burak Yılmaz’a kefil oldu.

Mesela Şenol Hoca yönetime,

“Başarısız olursa parasını benden kesersiniz” demiş midir acaba?

Yaptırım yok, imza yok.

Şimdi birisi çıkıp da,

“Nasıl imza yok? Burada imzalar kalplere atılır” derse hiç şaşırmam ha!

 

BİR YANIMIZ BAHAR BAHÇE!

Televizyonun teki Babel sepeti koluna taktı sokağa çıkıp anket yapmış.

Herkesin elinde bir akıllı telefon.

Soruyor,

“Cihazınızı en son ne zaman değiştirdiniz?”

Biri “3 ay” diyor, diğeri “5 ay”

“Niye?” diye devam ediyor sunucu kız.

“Bir üst modeli daha cazip geldi diyor” çoğu.

Kimisi de “Sıkıldım” diyor.

Ama beri yanda ay sonunu zor getiren insanlar da mevcut.

Aynı anda Hagi’nin,

Bir basın toplantısında konuşmasına denk geliyorum.

“2 milyona topçu oynatıyorsanız futbolunuzda kriz yok demektir.

Zira biz Romanya’da 5 bin euroya oynatıyoruz topçuları” diyor.

Tuhaf bir paradoks hakikaten.

Hem “Desinler” merakına parantez açıp,

Keyfimizden ve zevkimizden ödün vermiyoruz.

Hem de “Ayın sonunu zor getiriyoruz” diye yakınıyoruz her fırsatta.

Bir “Alo” diyeceğim diye,

Havada uçuşan 3 bin-5 bin TL’ler,

Öte yandan topa vurmasını bilmeyen futbolculara milyon eurolar...

Herkesin hayat şekli, yaşam standardı... Biz karışamayız ama,

Benim içimi en çok acıtan,

Bilinçsiz kişilerin elinde olan paraların,

Çarçur edilmesi.

Aslında ana mevzu bu.

Hagi’nin o lafına ciddi takıldım mesela.

“2 milyona topçu oynatıyorsanız sizin futbolunuzda kriz yok.”

Adamın bakış açısı doğru.

Doğru da,

Kulüpler batmak üzere, nasıl olacak?

Çünkü dışarıdan bakıldığında zenginlik gırlaymış gibi gözüküyor.

Ama içerisi harbi tsunami. Niye?

Sebebi de o har vurulup harman savrulan euroların, futbolu bilmeyen kişilerin elinde olması.

Futbolcu arkadaşlar kusura bakmasın ama

Türkiye’de 2 lira edecek futbolcu, bir elin parmaklarını geçmez.

Bu minvalde sen önüne gelene 2 lira verirsen,

Tabii kulüpler batma noktasına gelir!!!

Neyse.

Hagi’nin ironisine,

Biz net bir cevap verelim.

“Kulüpler yasası şart!”

Ve bir şarkı sözüyle taçlandıralım yazımızı.

“Bir yanımız yaprak döker, bir yanımız bahar bahçe!”

 

BABEL SEPETİ KOLUNA TAKTI

İki seneyi aşkındır biriyle çıkıyorsunuz.

İlk aylarda hatta senesini doldurmuşken bile güzel giden birlikteliğiniz,

Son 5-6 aydır,

Yolda kalmış araba gibi ancak ittirdikçe marş alıyor.

Buluşmalarınız heyecanını yitirmiş.

Telefon görüşmeleriniz bile “Lütfen.”

Mesajlaşırken bile sıkıntı olduğu belli.

“Yemeğe çıkıp düzeltelim” diyorsunuz, ağzınızdan burnunuzdan geliyor.

Sevgi yitirilmiş,

Saygı zorla ayakta duruyor.

Böyle bir durumda her iki taraf için de en mantıklı hareket,

Tak sepeti koluna herkes kendi yoluna.

Velhasıl,

Bu minvalde Babel’in gitmesi revadır.

“Saygıyı kurtarsaydık” diyeceğim ama, Taraftarla girdiği muhabbetten,

Gözden zaten düşmüştü, gönülden de düştü. Lakin, gol sonrası sevinçlerinde,

Cenk Tosun’un omuzuna sıçradığı kadar,

Artık önündeki topa bile sıçramayan bu adamla,

Birlikteliğin sona ereceğini sağır sultan bile biliyorken,

Niye o boş kalan bölgeye adam aranmadı?

Ve alınmadı anlamış değilim!

Siz hamlelerinizle şampiyonluğu,

Ya da Şampiyonlar

Ligi’ne gitmeyi taraftarınıza hissettireceksiniz ki,

Tribün kısmına umut ve heyecan salasınız.

Aksi halde,

Kapı önünde çekirdek satanlar iyi para kazanır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

05 Mayıs 2021 Çarşamba

Kırk tilki yanlışını bekler

02 Mayıs 2021 Pazar

Buzdolabında ne varsa

29 Nisan 2021 Perşembe

Kızıl tren

DİĞER YAZARLAR

Aydın Türkmen

Gözler maçta akıl derbide

03.05.2021

Engin Verel

Nazire...

04.05.2021

Alen Markaryan

Kırk tilki yanlışını bekler

05.05.2021

Kenan Karcı

Terim faktörü

07.02.2021

Mustafa Sapmaz

Letonya laneti

31.03.2021

Gürkan Ata

Acemice eşlik!

18.04.2021