• 21 Mayıs 2016 Cumartesi 10:55
  • |
  • 21 Mayıs 2016 Cumartesi 11:01

YAZAR

Alen Markaryan

Güneşli günlerin hikayesi -4-

Paylaş

KİMSENİN EKMEĞİNDE GÖZÜMÜZ YOK

Evet Kadıköy’e gidecektik. 
Yenersek film kopacaktı. 
Onlar yenerse 
Yeni bir dizi film daha çekecektik. 
Futbol baronlarının Beşiktaş galibiyetine müsaade etmeyeceği konuşuluyor. 
Beşiktaş’ın maçı alması 
Futbol sanayi ve endüstrisini yerle bir edeceği söyleniyordu. 
Taa yıllar evvel bir yorumcunun dediği gibi 
"Beşiktaş böyle giderse kimse ekmek yiyemez, hepimiz işimizden oluruz." 
Kimse korkmasındı. 
Kimsenin ekmeğinde gözümüz yoktu. 
O yüzden yenildik!!! 

FİLARMONİ KONSERİ Mİ!

Sona gelindikçe tansiyon yükseliyordu 
Küme düşmemek için çırpınan takımlar kelle koltukta oynuyor. 
Yetenekle beraber basiret de gerekiyordu. 
Gençlerbirliği maçında yapılan kötü tezahürattan dolayı 
Eskişehir maçında kale arkaları kapanmıştı. 
Hatta o döneme dair, "Ne oluyorsunuz? 
Körfez 
Burun, 
Koy! 
Kelimelerine bile ceza kesiyorsunuz 
Sanki Filarmoni Orkestrası’nın konserindeyiz. 
Biraz sağ duyu" diye de yazı yazmıştım. 

VER ELİNİ MEKSİKA

Rize'de Sosa Paşa sahne aldı ve Frei'nin harika çalımları kaldı hafızalarımızda. Trabzon'da Q17 topu arkaya kestiğinde Süper Mario içtima çavuşu gibiydi.

Eskişehir maçını kayıpsız geçtikten sonra ikinci yarının kırılma haftasına gelmiştik. 
Karadeniz turundaydık adeta 
Önce Rize 
Sonra kardan dolayı ertelenen Trabzon maçı. 
Rize’ye çok kalabalık gidildi. 
Zira aylar süren Passolig mahkemesi sonuçlanmış 
Passolig’den dolayı protesto amaçlı maça gitmeyenler de 
Artık yapacak bir şey kalmadığından gitme kararı almışlardı. 
Rize’yi yenersek, Trabzon maçı için büyük moral depolardık. 
O maçı da aldık mı 
Ver elini Meksika!!! 
Hem de doğmamış çocuğa don beğenir gibi 
Oynanmamış maça puan dayandırma illetinden de kurtulurduk. 
Sosa Paşa’nın frikik golleri devam ediyordu. 
Şanzımanlı çamaşır makinesi gibi bir sağdan atıyordu, bir soldan. 
Frikik golleriyle kazanılan maçlar bana basketbol karşılaşmalarını anımsatır. 
"Ver eli düzgün adama topu 
Yapıştırsın üçlüğü." 
Tabi burada Kerim Frei’ın muhteşem çalımlarıyla gelen golünü anlatmazsak olmaz. 
Nefisti. 
Son dakikaya yine karın ağrılarıyla girmiştik. 
Zira fark bire inmiş 
Azrail’le cebelleşiyorduk. 
Yenilecek bir gol tüm beklentileri bozardı. 
Zira bu yazı dizinin en başından beri söylediğimiz tek şey vardı. 
O da defansa bir türlü çare bulunamamasıydı. 
Neyse ki birkaç sıyrıkla, kazasız belasız atlattık maçı. 
Takım İstanbul’a dönmemişti. 
"Şurada bir işim daha var, halledip geliyorum" modundaydık. 
Trabzon’a geçtik hani kar yağdı da oynanmadı ya bir kere. 
Yine öyle olacakmış hissiyle futbolcular 
Otobüsün perdesini aralayıp aralayıp duruyorlardı. 
Kar düşmüş müydü yollara… 
"Kar mar yok" dedi metoroloji 
Çıkın oynayın. 
Oynadık. 
Quaresma topu arka direğe yolladığında 
Gomez ictimasını verecek çavuş gibi hazır kıta bekliyordu orada. 
Yalnızca dokundu. 
Arizona sınırındaydık. 
Ve Meksika’ya geçmiştik neredeyse.

TAMAMEN DUYGUSAL

Yapılmakta olan Şeref Bey Stadımız ha bitti ha bitiyordu. 
Açılış maçı için tarih bile konulmuş. 
Biletler satışa bile çıkmıştı. 
Kendi evimizde oynanacak son 3 maça 'bilet paketi' düşünülüyordu. 
Kombinesi olanlar bile bilet alacaktı. 
Bence kombine sahibi kişilerin böyle bir konuya itiraz edeceklerini bildiklerinden 
Algıyı başka yöne doğru şekillendiriyorlardı. 
"Maç maç niye satmıyorsunuz" feryatlarıyla zaten amaçlarına ulaşmışlardı. 
Taraftarın tek maçlık istemlerini kabul eden yönetim 
Psikolojik olarak ikinci bir istek hamlesini kendiliğinden yok etmişti. 
'Zaten kulübe para lazım. UEFA bastırıyor' mevzuları her yeri sarmalamıştı. 
Bursa maçının haftasına girilmesiyle de 
17 milyonluk bilet geliri elde edilmiş 
UEFA’nın 'uygulayın' dediği mali kriterler yerine getirilmişti. 
Ve bence… 
Kriz güzel yönetildi tebrik etmek lazım… 

TARİH ÖĞRETMENİ MARiO GOMEZ

Bursa maçı gelip dayanmıştı kapıya 
Ben hem dost meclislerinde hem de yazılarımda 
Stadın açılış maçında Bursa’yla oynanmasını 
Stratejik olarak hatalı bulmuş 
İlk maçın heyecanından 
Atmosfer değişikliğinden 
Seyirci taraftar farkındalığından 
Umulmadık skorlar alınabileceğinin korkularını dile getirmiştim. 
Boşuna endişelenmişim!!! 
Aslında korkularım arasında 
'Stadın açılış maçında kazayla 
Rakip oyuncu gol atar 
Tarihe de o geçer 
İşte onu hazmedemem' vardı. 
Dedim ya panik yaptım her halde. 
40 bin kişilik stada girebilmek için 
250 bin vatandaşın semte hücum ettiği günün sonunda 
İlk golü atan oyuncu olarak 
Gomez tarihe geçiyor 
Pırıl pırıl Şeref Bey Stadı görücüye çıkıyor. 
Ve Beşiktaş, Bursa'yı 3-2’yle geçiyordu.

ÜST DİREĞE AŞIK TOP

Bitime 7 hafta vardı vardı artık. 
Beşiktaş kendi maçlarından hariç 
Fenerbahçe’nin maçlarına da odaklanıyor 
Puan kayıplarında biraz daha özgüven yakalıyordu. 
Önümüzde arka arkaya iki deplasman maçı vardı. 
Sivas, Akhisar. 
Aynı Rize-Trabzon maçlarındaki atmosfer sunuldu önümüze 
Bu keskin virajdan da dönersek önümüz 
E-23 Erzincan-Erzurum karayolu gibi açıktı. 
Zaten laf aramızda konuşuyorum. 
Bizde viraj bitmezdi. 
Sivas virajını 
Jean Reno filmlerindeki o meşhur trafik sahnesinin ustalığında döndük ama 
Akhisar maçını 
Ege’nin o girintili çıkıntılı coğrafyasında 
Virajı istediğimiz gibi alamadık maalesef 
Şarampol, viyadük ne varsa teğet geçti hayatımızdan. 
3-2 mağlupken 
Orta sahadan bomboş kalemize gönderilen top 
Canı istemediğinden kaleye girmiyor 
Üst direğe çıkıp oturuyor, 
Şehr-i Beşiktaş ölümle burun buruna geliyordu. 
Zira canı üst direği çeken top kaleye girse 
Maç 4-2 olacak 
Hayata dair özgüvenimiz azalacak 
Her şeyden önemlisi Fenerbahçe’yi iştahlandıracaktık. 
Verilmiş sadakamız varmış. 
Vites yükselttik. 
Maç 3-3’e gelmişti. 
Ve dakikalar 94’ü gösteriyordu. 
Bu sefer aynı duyguların başka versiyonunu yaşattık Beşiktaş rakiplerine. 
Sosa kazanılan frikikte topun başına geldiğinde 
Hepimiz nefesimizi tutmuştuk 
Öyle ya adam atıyordu oralardan 
O 1 saniyelik dilim içerisinde 
Milyarlarca ‘hadi’ geçti içimizden her halde. 
Top üst direğe çarpıp dışarı çıktığında 
Tek bir şey anladık; 
Topun üst direkle ilgili kesin bir hobisi vardı. 
Sahanın bütün üst direklerini dolamıştı mendebur. 
Akhisar maçına sevinse miydik, üzülse miydik çözemedim. 
Karışık duygularla geçtik işin en zor virajını. 
Onu biliyorum.

VE PAKETLEME ZAMANI

Önümüzde Kayseri maçı vardı. 
Ve o hafta Kayseri maçından çok, bilet fiyatları konuşuluyordu. 
O kadar çok dış talep vardı ki 
Hem fiyatlara hayıflanılıyor. 
Hem bilet bulmak için çaba serf ediliyordu. 
Haliyle şampiyonluğa oynayan bir takıma 
Görsel bir şov, tribün etkinliği hazırlanamıyordu! 
Ama dehşetengiz kalabalıklar vardı. 
Dediğim gibi Kayseri maçı cepteydi. 
Zaten 4-0’la da geçmiştik. 
Ve en sonunda atı Halis gibi sola çekmiştik. 
Artık vize haftaları başlıyordu. 
Bütün bir senenin ızdıraplarını 
Sevinçlerini 
Mağduriyetlerini 
Çekilen çilelerini bir yere toplamıştık. 
Ve onu nasıl paketleyeceğimiz önemliydi.

GOMEZ HAZRETLERİ DİYECEKSİNİZ

Derbi öncesi evlenen Cenk, Gomez'e yaptığı asistle tüm takımı temize çıkardı.

Galatasaray maçı haftası her şey beklediğimiz gibi gelişti. 
Başkanları "Bu maç bizim için çok önemli" diyor. 
Medyası Avrupa stratejileri için beşinciliğe vurgu yaparaktan, 
Kamçıya geçiyor, 
Fenerbahçelisi de o maçlığına da Galatasaray’ın ağzının içine bakıyordu. 
Beşiktaş ise şampiyonluğa odaklanmıştı. 
Maç günü geldi çattı 
Maç saatinde Şehr-i Beşiktaş’ta 
Tek boş sandalye yoktu. 
Maçı yayınlayan bütün dükkanlar tıklım tıklımdı. 
O iğne atsan yere düşmeyen sokaklardan 
El ayak çekilmişti. 
Kitlenmiştik. 
Maçın ilk yarısına baktığımızda 
Galatasaray iştahını, direncini görüyor. 
"Bu adamlar bütün bir sezon neredeydi?" diye soran gözlerle birbirimize bakıyorduk. 
Hoş! 
Bu soruyu Galatasaray taraftarı da sormalıydı futbolcularına ya! 
Neyse! 
Bizi ilgilendirmiyor 
neticede. 
İlk yarıyı berabere bitirdiğimizde 
Maçın da böyle biteceğini düşünerekten 
Alacağımız bir puanla 
Yarın oynanacak Fenerbahçe-Başakşehir maçının sonuçlarını masaya yatırıyorduk. 
Lakin 'Mario Gomez Hazretleri diyeceksiniz' 
Sloganını unutmuştuk 
anlaşılan. 
O çıktı sahneye 
Ve fişi çekti. 
Maçtan evvel hafta arasında 
Cenk Tosun’un düğünü vardı 
Futbolcuların düğünde 
Galatasaray maçından daha iyi oynadıkları da gücenmesinler ama aşikardı. 
Cenk Tosun bu maçta 
Gomez’e yaptığı asistle 
"Hepinizin günahı bendeydi, hepimizi temize çıkarttım" dedi. 
Fark 6 puandı ve sadece 2 maçımız kalmıştı. 
Gözler yarınki Fenerbahçe'nin oynayacağı Başakşehir maçındaydı artık. 
Fenerbahçe galibiyet haricinde sonuç düşünmüyor. 
Biz ise 'Osmanlı maçında rakibi nasıl boğarız'ın peşine düşüyorduk. 
Ve Fenerbahçe büyük sürpriz yaparak, 
Sezon başından beri oturmayan oyun sisteminin iflas etmesi sonucu yenildi. 
Artık Beşiktaş alacağı beraberliğe bile 
Şampiyon olacaktı.

YAKARIZ BU GEZEGENİ

Son 2 haftaya girilip de 
Osmanlıspor maçının gelip çattığı o gün 
Resmi kaynaklar 
Şehr-i Beşiktaş’ta 1 milyon taraftarın olduğunu söylüyor. 
Semt 
Başka bir gezegen gibi duruyordu uzaktan bakıldığında 
Yanan meşaleleri gördükçe de 
"Yakarız bu gezeni" diyenlerin şaka yapmadığını anlıyorduk. 
Üsküdar’dan bakınca 
Tüten dumanları görüyor. 
Bitecek olan savaşın zafer naralarını işitiyorduk. 
Maç saati geldiğinde 
Statta 50 bin Beşiktaşlı vardı. 
950 bini sokaklardaydı!!! 
Osmanlı Beşiktaş’ın gol silahlarına önlem almaya çalışıyordu ki; 
Simsiyah bir yüz geceyi aydınlattı. 
Marcelo’nun içine 
Ferdinand, Amokachi, Madida, Nouma kaçmıştı sanki 
Anladık ki; 
Gelmiş geçmiş Beşiktaş’ın bütün kara boğaları bizimleydi o gece. 
Evet 
Son düdükle beraber 
14. şampiyonluğunu ilan ediyordu Beşiktaş. 
Rio Karnavalı’nı organize edenler. 
Beşiktaş sokaklarını görmeliydiler o gece 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

12 Mayıs 2021 Çarşamba

Garip işler!

11 Mayıs 2021 Salı

Kurt kışı geçirir yediği ayazı unutmaz

09 Mayıs 2021 Pazar

İyi düşünelim iyi bitsin...

DİĞER YAZARLAR

Aydın Türkmen

Galatasaray final takımıdır

12.05.2021

Engin Verel

Sonuna kadar varım

09.05.2021

Alen Markaryan

Garip işler!

12.05.2021

Kenan Karcı

Terim faktörü

07.02.2021

Mustafa Sapmaz

Enerjileri yükseldi

09.05.2021

Gürkan Ata

Acemice eşlik!

18.04.2021