• 20 Eylül 2017 Çarşamba 02:00
  • |
  • 19 Eylül 2017 Salı 23:50

YAZAR

Alen Markaryan

'Fransız'ı oynamak moda

Paylaş

Başakşehir-Trabzon maçında ev sahibine ayrılmış tribünde, 

İki çocuk Trabzon forması giymiş diye 

Ortalığı galeyana getirip, 

Çocukların üzerinden formayı çıkarttırmak, 

Kamuoyunda infiale sebep oldu. 

Bir arkadaşın da dediği gibi, 

“Çocukların başına dikilen telsizli arkadaşın, 

Sanki Kennedy suikastini önleyecekmiş gibi tavırlar içinde olması 

Yetti ha!” dedirtti. 

İş bu duruma gelince, 

Beşiktaş Kulübü iletişim departmanı, 

Çok güzel bir davranışta bulunarak 

O iki ufak bebeyi 

Pazartesi günkü Beşiktaş maçına davet etti. 

Yalnız bu konu alkışlanası bir durum teşkil etse de 

Konuyu genele yaymak zorundayım. 

Ve hiç kimse masum değil. 

**** 

‘Statlara yıllardır çocuk tribünü yapılsın’ diye diye dilimde tüy bitti. 

Çok değil ha! 

300-500 kişi. 

50 bin kişilik statları baz alınca, 

Devede kulak bile değil. 

Ne var yani, onlardan da bir şey kazanılmasın. 

Ama kime söylüyorsun ki, 

Tabir yerindeyse, biz çalıyoruz, biz oynuyoruz. 

Bırakın çocuk tribününü, 

23 Nisan Çocuk Bayramları’na denk gelen maçlarda 

Tribünler bomboşken bile. 

‘6 yaşından yukarı biletsiz alamayız’cılar çıktı piyasaya 

Adam şehir dışından gelmiş, 

Yanında 8 yaşında çocuğu var, 

“Giremez” diyorlar çocuk için. 

“Yahu ne edelim şimdi!” diyecek oluyor babası, 

Nafile sevdalar. 

Her başarısızlıkta altyapısızlığı gündeme getirip, 

Devamında fırtına geçince 

Yine ‘Fransız’ı oynamak, 

Meşhur bizim buralarda. 

Hem altyapı dediğiniz sırf tesisle de olmuyor ki; 

Bu işin psikolojisi var, 

Mayayı iyi vereceksin. 

Havayı soluması var, 

Beynin bazı şeyleri idrak etmesi var. 

Anlayacağınız, 

Var oğlu var yani. 

Dediğim gibi, 

Çocuklarımız bizim yarınlarımız. 

O iki kardeşimizi maça davet etmek, 

Çok güzel ve gururlanılacak bir davranış ama 

YETMEZ. 

Bunu toplum olarak idrak etmeliyiz önce. 

Ve ben çuvaldızı seçiyorum. 

42 bin kişi kapasiteli stadımız var. 

200 kişilik bir çocuk tribününün kimseye zararı olmaz. 

Hadi! 

Top da bizim ayağımızdayken, 

Davranın gayri. 

Bir “İnanın çocuklar” da onlara bağırılsa fena mı olur. 

Cin olmadan adam çarpmayın

Son Beşiktaş maçını seyrediyoruz, 

Spiker anlatıyor, 

Yorumcu da konuşuyor. 

Tam o sırada Beşiktaş frikik kazanıyor. 

Topun başına Talisca ve Quaresma gidiyor. 

Spiker soruyor, 

Daha doğrusu 

Eskiden Eczacıbaşı voleybolda Violet vardı, 

Pasör. 

Çok iyiydi. 

Hah işte. 

Onun gibi kaldırıyor topu. 

Kim vurur sence? 

Tabi smaçör(!) hazır hemen yapıştırıyor. 

“Talisca vurması lazım ama Quaresma’nın egosu müsaade eder mi?” 

Ba ba ba ba! 

Durun daha bitmiyor. 

Sonra bir ara Caner’in sol kanatta iyi işler yaptığını ama yalnız kaldığını 

Hele Quaresma oraya geçtiğinde de daha yalnız kaldığını irdeliyorlar. 

“Daha da” kelimesinin içinde, 

Babel’e de yapıştırıyorlar çaktırmadan. 

Hep bir algı 

Hep bir iğneleme. 

Gören de zanneder ki Türkiye’deki bütün teknik direktörleri onlar yetiştirmiş. 

Camiada, Quaresma’ya burun kıvıran, 

Seveni kadar olmasa da sevmeyeni olan 

Ve çatlamaya müsait bir vaka teşkil ettiğini onlar da biliyor. 

Tüm bunları bildikleri için de veriyorlar algıyı. 

Bir de kötü oynarsa o gün, 

Atacaklar milletin önüne çocuğu. 

Ya nerede görülmüş? 

Yorumcu diye televizyona çıkartılan kişinin, 

Milletin algılarıyla oynadığı. 

Topçunun psikolojisini analiz ettiği, 

Hep kötüye yorduğu, 

Egoymuş. 

Bırakın futbolu, normal yaşamda bile bir insanı toplumun önüne atmak 

İnsan vicdanıyla bağdaşmaz. 

Cin olmadan adam çarpmayın. 

Yanlışlarınızdan dönmeniz umuduyla. 

3 büyük!

Beşiktaş’ın Avrupa Kupaları’nda gösterdiği kademeli yükseliş, 

UEFA listelerinde üst sıraları zorlaması, 

Oynadığı futbol, 

Bana nedense 3 büyük kavramını hatırlattı. 

Medyanın genelinde, 

Ve dilden dile dolaşan 

‘İki büyük var’ deyip 

Beşiktaş’ı bu söylemin dışında bırakmaya çalışmak, 

Vakti zamanında modaydı. 

Hele Kırmızı Koltuk adlı bir programda, 

Bu konuyla ilgili gelişen bir söylemle, 

Cem Uzan’ın sarf ettiği, “Ne 3 büyüğü!? 2 büyük var. O da Fenerbahçe ve Galatasaray’dır” mütevazılığı Hala hafızamdadır. 

Beşiktaş tribünleri de bunun üzerine, 

Bu konuşmaları ti’ye alıp, 

“Doğru söylüyorsunuz, 2 büyük var 

Biri Beşiktaş, diğeri 70’lik rakı” diye flama açmıştı. 

Aradan çok zaman geçti. 

Üçüncü yıldızın takılması bir yana, 

Futbolun Avrupa’ya açılan yüzü kapsamında 

Türkiye’ye haklı gururlar yaşattı Beşiktaş. 

Mali tablo da düzelirse eğer, 

Rakipleriyle mesafeyi açacağa benziyor. 

Bu minvalde, 

“Büyük lokma ye, büyük konuşma” atasözü önünde saygıyla eğiliyor. 

Lakin şu soruyu da sormadan edemiyorum, 

“Sahi! Ne 3 büyüğü!!!”

YAZARIN DİĞER YAZILARI

16 Ekim 2021 Cumartesi

Fatura!

12 Ekim 2021 Salı

Ücret ödeyip haksızlık almak

5 Ekim 2021 Salı

Yabancı hakem getirin!

DİĞER YAZARLAR

Aydın Türkmen

İki maçın gör dedikleri

13.10.2021

Engin Verel

Değişen bir şey yok

9.10.2021

Alen Markaryan

Fatura!

16.10.2021

Kenan Karcı

Tamirci Çırağının İsyanı

12.10.2021

Mustafa Sapmaz

Moral puanı ve taraftar

4.10.2021

Gürkan Ata

Kırmızı ateşledi ama liderliğe yetmedi!

28.09.2021