• 23 Nisan 2014 Çarşamba 02:00
  • |
  • 23 Nisan 2014 Çarşamba 02:00

YAZAR

Alen Markaryan

E-Biletin büyük dedeleri

Paylaş

Vakti zamanında bilet alıp maça girmek için
Yorganıyla, yastığıyla maça gelenler vardı.
Sonra kapı önü kavgaları başladı.
Sokak çatışmaları
Meşhur park hadiseleri
Hepsi de ait oldukları tribün için mücadele ediyorlardı.
Kapı kuyrukları, Maçka Parkı’na kadar uzar
Açık tribünün kuyruğuyla karışır
Kaos bitmez bilmezdi.
En kötüsü de
Kapının turnikesine kadar gelip de
Gişedeki adamın ‘Bilet bitti’ demesiydi.
Yıkılırdınız…
Yıkılırdınız ama pes etmezdiniz.
Bilet bittiyse stadın duvarları var
‘Tırmanırım’ düşüncesi peydahlanırdı kafanızda.
O maça gitmek için düşmeyi
Polise yakalanmayı
Her şeyi göze alırdınız.
Ben İnönü Stadı’nın su deposunda
Duvardan duvara köprü olsun diye atılmış
50 cm’lik bir kalasın üzerinde tam 6 saat beklediğimi bilirim.
Beleşçilikten değil ha!
Fukaralıktan…
Hiç utanmadın fukaralıktan.
Hem cebimizin fukaralığı
Beşiktaş’ı olan gönül zenginliğimizin yanında ne olabilirdi ki…
Beşiktaş’le yatıp Beşiktaş’la kalkan bir jenerasyonun ilk adımlarıydık.
Sonra Türk tribün alemi
80’li yılların başında holiganizme
90’lı yılların ortasında fanatizme
2000’li yıllarda taraftarlığa konu ve model oldu.
Taraftarlık yerini, seyirci olma durumuna;
Seyircinin ‘ev hali’ de kendini ‘müşteri’ konumuna soktu.
Belki de hızla dönen bu devranın
En acı reçetesi de buydu galiba.
Sezonluk bilet koçanlarından
Kombineli bilet sistemine geçildi.
Herkes birbirine bir şey söyledi de
Herkes birbirini suçladı da
Kimse 79 yılında 6 milyonluk İstanbul’a
45 bin kişiyle hizmet eden İnönü Stadı’nın
2003 şampiyonluğunda 15 milyonluk bu şehirde
21 bin 500 kişiye düşürülmesine cevap bulamadı.
Bakar mısınız paradoksa!
Yarı yarıya statlar mutasyona uğradı.
Yalnızca ‘kale arkasında maç seyrede bilirsinize’ dönüştü.
O da daha sonra yüzde 5’lik bir kontenjana
Ve o da maalesef
Soykırıma uğramış bütün halklar gibi
Yok olup çıktı hayatımızdan…
Şimdi kimse deplasmana gidemiyor.
Bu hazin durumdan kimse kendine pay çıkarmasın.
Atlar da (!)
Jokeyler de (!)
Herkesin içinde olduğu bu gemi istedi böyle olmasın.
Hiyerarşik düzeni bozmak
Abi-kardeş ilişkilerini yerle bir etmek
Tribüncülüğü bilmem kimin kucağına bırakmak.
İğnenin ucunu değdirin kendinize hele bir bakalım.
Herkesin dirhem de olsa tuzu-biberi var bu işte.
O yüzden ‘onu istemiyoruz, bunu istemiyoruz’ diye bağırıp durmayın.
Her bir şekilde hak etti bu sonu.
Tabi ki 35 senelik maziyi
Gazetemdeki köşeme sığdırmam olası değil.
Özetin bin kere küçültülmüş halidir bu okuduklarınız.
Yastık yorganla başlayan
E-Bilete kadar uzanan,
Paradokslarla
Aşkla, tutkuyla
Takım sevdası
Ve gençliklerin heba olmasıyla dolu
Gözü yaşlı, yüreği mert
Çok garip bir serüvendir
Bugün E-Bileti istemiyorum diyenler.
Zamanında yastığıyla maça gelenlerin hakkını vermek zorundadırlar.
Tarihine saygısı olmayanların
Geleceğine dair umudu hiç olmayacaktır.

*************************************

Töre kurşunu
Önce Gökhan’ın omuzundaki mermiye sormak lazım
‘Nereye gidiyordun?’ diye
Eğer adres doğruysa
Vah! Halimize
Sonra Gökhan’a sormak lazım
‘Ne işin vardı o saatte orada’ diye
Daha sonra Can İpekçi denen kardeşimize sormak lazım,
‘Hayırdır, futbolcularla ne işin var’ diye?
Hepsinin verilmiş sadakası varmış, acil şifalar olsun.
Lakin
Bana hiç kimse ‘Eğlenmek herkesin hakkı
Maçtan sonra serbesttiler’ falan demesin.
Bilic’in söyledikleri ortada
‘Önümüzde kalan son 4 maç için yaşayın’ lafını
Boşuna kelam etmedi adamcağız.
Kaldı ki
Futbolcuların eğlenmesi gerektiğini her fırsatta
Savunan biriyimdir ben
Şöhret, para, sağlık
İtinalı bakım (!)
Hepsi onlarda…
Kavanoza turşu mu yapacaklar!
Tabi ki gezecekler
Ama önce bir şeyi almak için
‘Hak’ edeceksin.
Sana reva görülen ikincilikten utanmıyorsan
Bari onu yakalayalım diye çaba sarf edeceksin.
O yüzden bana hiç kimse savunma yapmasın.
Bu kadar kötü G.Saray’ı bile ezip geçemiyorsan
Neyin eğlencesindesin!
Hem de kulüp çalışanlarıyla…
Vay anam var!
Sezer Öztürk’ün
İbrahim Toraman’ın
Gökhan Töre’nin
Fernandes’in başına gelenlerin hepsi

‘BOŞLUKTANDIR’

Hadi semtin içindeki üçgeni
Çoğrafi olanaksızlıktan dolayı bozdunuz eyvallah!
Peki bu üçgenin ruhsal birlikteliğinden ne istediniz?
Futbolcu, taraftar, yönetim birbirinden uzaklaştıkça
Zafiyetler baş gösterdi.
Futbolcu 7 yıldızlı tesislerden
10 yıldızlı arabalara biniyor.
100 yıldızlı evlerde oturuyorlar.
 Çoğu yöneticiden zengin futbolcular var.
Seni mi takarlar, beni mi takarlar
Taraftar baskısı neredeyse ‘sıfır’
Futbolcu kendi ensesinde
Taraftarın nefesini hissedecek.
Hissetmezse, taraftarını saymazsa futbolu hobi olarak oynar.
Ve eğlence onun esas işi olur.
İnanın çok şey yazmak istiyorum.
Ama kalem bir türlü yazmıyor.
Fuzuli’nin dediği gibi
“Konuşsam olmuyor, sussam gönül razı değil.”

YAZARIN DİĞER YAZILARI

30 Kasım 2021 Salı

Güven çıkar oyundan!

28 Kasım 2021 Pazar

Bilica'nın çukuru!

25 Kasım 2021 Perşembe

En ciddi mesele bu

DİĞER YAZARLAR

Aydın Türkmen

Aslan gibi

26.11.2021

Engin Verel

El birliğiyle...

30.11.2021

Alen Markaryan

Güven çıkar oyundan!

30.11.2021

Kenan Karcı

Tamirci Çırağının İsyanı

12.10.2021

Mustafa Sapmaz

Plan ve sakinlik

22.11.2021

Gürkan Ata

Az atak, az şutla çok iş yapmak!

29.11.2021