• 9 Aralık 2015 Çarşamba 02:00
  • |
  • 9 Aralık 2015 Çarşamba 02:00

YAZAR

Alen Markaryan

Benjamin Button’un tuhaf hikayesi

Paylaş

Pazar akşamları TRT Spor’da 
Ersin Düzen’in sunduğu bir program var. 
Futbolun içinde olduğu bir sürü konuya girip çıkıyorlar.
Nispeten düzeyli de. Bazen seyrediyorum.
Son Pazar akşamı zaplarken 
Eski sezona ait dolu bir stat üzerinde yorum yapmalarına denk geldim.
Hastasıyız ya bu işlerin kilitlendim.
80’li yıllarda bir sezonun ikinci haftasına ait 
Malatya-Adana Demirspor maçının tribünündeler.
Stat tıklım tıklım
Ona vurgu yapıyorlar.
"Ne oldu da biz bu hallere geldik?" uzun çalarını 
Kulağımıza değil, gözümüzün önüne seriyorlar.
Eyvallah!
Sonra Passolig’den önceki tribünlerin doluluk (!) pardon boşluk oranıyla 
Niye kimse gelmiyor diye sızlandığımız 
Ve dem vurduğumuz 
Passolig’den dolayı tribünler boş nakaratını kıstasa sunuyorlar. 
Buna da eyvallah.
Lakin Ersin kardeşime şunları da örnek göstermeliyim ki; 
Olayı tekdüzelikten çıkartıp 
Daha ciddi platformlarda bilirkişilerle tartışalım.
En önce herkes şöyle bir silkelensin diye söylüyorum.
Şu anda Türkiye’deki tüm statlardaki insan sayısına 
Biz maçtan bir gece evvel ulaşırdık. Net.
Sonra 79 yılına ait 46 bin biletli istatistikler olduğunu hepimiz biliyoruz. 
Bacadan, tuvaletten, pideciden, İtfaiye Kapısı’ndan kulüp davetiyesi ile girenler de cabası.
İstanbul o zaman kaç kişi?
Tahmini 5-6 milyon
Dikkat!
46 bine oynuyoruz ha!
Üstüne hem Kadıköy’de hem İnönü’de eş zamanlı oynanan full statlara maçlar biliyorum. 
Breh! Breh! Breh!
Eeee! Şimdi yıl 2015.
Daha yeni 40 binlik statlar yapılıyor.
Bu arada, laf aramızda şampiyon olduğumuz 2008-2009 sezonunda 26 bin ortalamaya oynamışız.
Peki şimdi İstanbul’un nüfusu kaç?
O da tahmini 15-16 milyon.
Peki o zaman 
Bu birbirine zıt büyüme ve küçülme neyin habercisi ola ki?
Aynı Brad Pitt’in oynadığı Benjamin Button’un tuhaf hikayesine döndük.
İnsanlar bize ne anlatmak istiyor.
Bu yöneticilere bulaşan haddinden fazla paracılık.
Ve o paracıkları yönetememe iş bilmezliği
Üstüne üstten bakma pervasızlığı
Hazır kondumculuk, 
Ve ne oldumculuk
İnsanları bıktırmış, küstürmüş
Bunaltmış olamaz mı?
‘Siz statlarda kimse yok’tan şikayet ederken
Son Beşiktaş’ın Uşak’taki basket maçına 
5 otobüs gidiyor ve maça giremiyor.
Niye böyle olduğu tartışılırken bir yönetici gelen taraftara 
"İstanbul’dan buraya basket maçı için gelinir mi?
Siz deli misiniz?" diyebiliyor.
Ve bunu hakikaten böyle yaşadığı ve algıladığı ve öyle inandığı için söylüyor.
Çünkü böyle bir mevhum yok kafasında.
Sırf o yönetici için demiyorum 
Şu andaki tüm kulüplerdeki idare erkanı hemen hemen aynı kafada.
Çünkü sporcu olmak 
Taraftar ruhuna girebilmek
Ve futboldan anlamak çok zor.
Çünkü beyinlerinde yalnızca 'taraftarın cebine nasıl giderim' var.
Cebine giremediklerini adam yerine koymama var.
Paralı taraftara yönelme
Ki, taraftarın paralısı taraftarlıktan seyirci ve müşteri kapsamına alınıyor.
İşte bizim ülkemiz içinde en büyük tehlike bu!
Kendi var olan karakterinden soyutlanmak.
Aldın coşkuyu tribünlerden 
Manzara ortada
Yaaa! Sevgili Ersin işte böyle.
Niye Malatya’ya hem de 80’lere gittin ki
Daha bir hafta evvel BAL Ligi’nde Kastamonuspor 10 bin kişi geldi Beylerbeyi’ne.
2 ay evvel Zonguldakspor 5 bin kişiyle İstanbul’daydı.
İlle de eski dersen 
Kocaeli’nin, Sararya’nın İstanbul’a 12 bin kişiyle çıkarma yaptığını 
Trabzon’un bütün bir yeni açığı aldığını bilirim. 
Hadi artık bağla diyorsan
Iıh! Bağlayamam.
Futbolun içinden gelip futbolu bilenlerle belki 
O da belki ipin ucunu bulabiliriz.
Ama biliyoruz ki bağlamak için ipin tek ucu kar etmiyor. 
Öbür ucunu da bulmak gerekiyor ipin.
Yoksa bir 'ip'in üzerinde kalırız ki!!!

Ah şu kupa maçları!
Belki gözünüzden kaçmıştır. 
Geçen hafta Türkiye Kupası maçları vardı.
Süper Lig ekiplerinden önce Osmanlıspor 
Sonra da Gençlerbirliği ve Kasımpaşa kupaya veda etti.
Her sene ardı arkası kesilmeyen bu tabloya bir kez daha şahitlik ettik.
Büyük takımlar bu tip maçları angarya olarak görüyor. Bu kesin.
Ortaya konan ikramiye baz alındığında haksız değiller sanki.
As takım kadrosunu riske etmek doğru olmayabilir. Eyvallah!
Ama bu sefer ortaya çok ciddi bir sorun çıkıyor. 
Büyük takımın yedekleri 
İkinci lig ve üçüncü lig ekiplerinin aslarından
Daha mı kabiliyetsiz, yeteneksiz ya da vasıfsız.!?
O zaman büyük kulüplerdeki transfer komitesi ya da yöneticiler 
Transfer yapıyoruz diye paraları sokağa mı atıyorlar.
Yedek ne demek Allah aşkına!
As’ın tillahı demek.
Sakatlanan, ceza alan, o asın yerine giren adam demek.
Düşünseniz ya! Milyon dolarlara burun kıvıran futbolcu arkadaşlar
Bu kupa maçlarında kıvıracak hiçbir şey bulamıyorlar.
‘Getirisi yok diye götürüsüne yol vermem’ diyorlar.
Yönetici de aynı kafada hoca da 
Hoca "Normal lig maçında güvenmediğimden forma vermediğim oyuncuları bu tip maçlarda deneyeyim bari" diyor. 
Takım yenilirse ‘yedek oyuncuları oynattım’ arkasına sığınma hakkını ve kozunu 
Aklının bir köşesinde saklı tutuyor hep.
Niye statü değişmiyor 
Kim neyi tatmin ediyor anlamadım.
Yahu görmüyor musunuz! Tribünler bomboş
İnsanlar normal lig maçlarına gelme konusunda bile tereddüt yaşarken 
Topçunun bile angarya gördüğü bu maçlara nasıl ve niye gelsinler ki!
Nereden bakarsanız bakın tutarsız. 
Ve keyfe keder.
Netice itibariyle söyleyeceğim şu ki;
İş tamamen statüyü değiştirmekten geçiyor. 
Olayı zevkli, insanların heyecan duyacağı hale getirmek
Finaline dişe dokunuz bir mebla ya da hedef koymak. 
Ve cazip bir turnuva yaratmak yetkililerin elinde.
Spor kamuoyuna hürmetle.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

27 Temmuz 2021 Salı

Futbolun kuralları

21 Temmuz 2021 Çarşamba

Lütfen gereğini yapınız

13 Temmuz 2021 Salı

Biz yaprak sarma seviyoruz

DİĞER YAZARLAR

Aydın Türkmen

Ortada 'takım' yok

29.07.2021

Engin Verel

Reklamlar bitti

21.06.2021

Alen Markaryan

Futbolun kuralları

27.07.2021

Kenan Karcı

Biz 'bitti' dedik, bitmeden...

23.07.2021

Mustafa Sapmaz

Güneş'e yazar!..

21.06.2021

Gürkan Ata

Acemice eşlik!

18.04.2021