• 12 Ekim 2016 Çarşamba 09:38
  • |
  • 12 Ekim 2016 Çarşamba 09:38

YAZAR

Alen Markaryan

ANA ÖRGÜSÜ KASKOL VE ARMAMIZ

Paylaş

Şeref Bey’in ağzından çıkan son kelimeye istinaden 
Taraftarın emekleriyle geliştirilmiş 
Ve kulübe hediye edilmiş bir projeydi; "Feda" 
Tüm camia sahiplendi. 
Maksat elbirliğiyle bir şeyler yapılabilirliği ispatlamaktı. 
Ve kulüp bir an evvel içinde bulunduğu dar boğazdan çıksındı. 
O bize yeterdi. 
Sonra devam olarak "Gururlan" konsepti söyleniyor ama 
Ondan önce Çarşı'nın isim hakkının kulübe bilabedel verilmesi vardı. 
O daha ciddi bir projeydi bence. 
Her aklıma geldiğinde niyeyse sırtımdaki sancı celallenir. 
Neyse… 
Şimdi de "Efendi". 
İlk bakışta Beşiktaş dergisi Soner Yalçın'ın kitabını hediye ediyor abonelerine sandım iyi mi. 
Sonra önü baskılı tişört olduğunu duydum. 
İyi de satmış. 
Arz-talep meselesi. 
Talep varsa sıkıntı ve sorun yok. 
Lakin işin bir de manifesto ayağı var. 
52 maçlık yenilmezlikler, 
Namağlup şampiyonluklar, 
Kutlama ahlakı, 
Taraftarın desibel rekorları anlatılmış, 
Yani Efendi, 
Kazanılmış başarılara ve vakur duruşa istinaden denmiş. 
İyi güzel de, 
Beşiktaş taraftarının toplumda saygı görmesi 
Başarı gözetmesini gerektirmez ki. 
"Koskoca Beşiktaş tribünü" yakıştırması 
Bütün bu yazılanların daha vuku bulmadığı tarihlerde apolet almıştır mesela. 
Ben biraz farklı bir pencereden bakıyorum maalesef. 
Şöyle ki; 
Bizim jenerasyon ve bizim büyüklerimiz 
45 bin, 50 bin biletli tribünleri doldururken 
13 sene 
14 sene 
15 sene şampiyon olamamış bir neslin çocuklarıydı. 
İnadına coşar 
İnadına taşardı. 
"Ali Şen beslesin baklava börekle 
Biz yürürüz zeytin ekmekle" diye bestemiz bile vardı hani. 
Aradaki zenginlik farkına dem vururduk. 
Küme düşmeye oynarken bile stat hınca hınç dolardı. 
Bırak tribünleri, duhuliye yok satardı. 
Bu tribünler kurulurken bir siyahı, bir beyazı bir de arması vardı insanların. 
Bir de ana örgüsü kaşkolları. 
Ve insanlar onların peşinden giderdi hep. 
Hani şair demiş ya; 
"Yaram derindedir. 
Fitil tutmaz bilirim" diye 
O hesap… 
Nereden nereye geldik diye iç geçirdim. 
Bir anda ağzımdan bunlar dökülüverdi kaleme. 
Fazla da yazmak istemiyorum açıkçası 
Sadece insanların yazılmış manzumelere oranla 
Beşiktaşlı olmadığını bilin istedim. 
Çok cefalar çekildi bugünlere gelmek için. 
Şimdi görmekteyim ki; 
Başarıya şartlandırılmış topluluklar 
Ve arka bahçesinde sukut-u hayal var. 
Ve değerlerimiz… 
Lütfen biçimlendirmeyelim. 
Ne olur!... 

Asla kural tanıma!

Malumunuz pazar günü bir hazırlık maçındaydık Başakşehir'le. 
Fena maç da olmadı sanki. 
En azından 'Genç topçular forma şansı buldu' diyebiliriz. 
Ama benim takıldığım mevzu bambaşkaydı. 
Gözüm saha kenarındaki reklam panolarına 
Kulağım stat hoparlörüne takıldı. 
Niye mi? 
Biri "Ben gidiyorum" diye ayağa kalkıyor, 
Öbürü "Poh yeme otur yerine" diyordu. 
Nasıl paradoks anlatamam yani. 
Stat hoparlöründen devamlı 
"Merdivenleri boş bırakın. Rakibe ve hakeme zarar verici hareketlerden kaçının." 
Kısacası, "Kurallara uyun, takımınıza ceza yedirmeyin" anonsu yapılmaktaydı. 
Kurallara uyun! 
Eyvallah. 
Peki Beşiktaş’ın sponsoru Adidas'ın 
Saha kenarındaki elektrikli reklam panolarında 
Devamlı akan sloganı ne biliyor musunuz? 
Hem de 90 dakika boyunca; 
"Asla kural tanıma" 
Şaka olsa bu kadar olma iyi mi! 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

26 Ekim 2021 Salı

Arka direk Larin

20 Ekim 2021 Çarşamba

Şimdilik neyse!..

19 Ekim 2021 Salı

Skandallar zinciri

DİĞER YAZARLAR

Aydın Türkmen

Derbide iki top yapılmaz mı?

26.10.2021

Engin Verel

Hataların derbisi

26.10.2021

Alen Markaryan

Arka direk Larin

26.10.2021

Kenan Karcı

Tamirci Çırağının İsyanı

12.10.2021

Mustafa Sapmaz

Moral puanı ve taraftar

4.10.2021

Gürkan Ata

Bir hamle, bir gol ve 3 puan!

24.10.2021