• 18 Mart 2020 Çarşamba 08:00
  • |
  • 18 Mart 2020 Çarşamba 08:00

YAZAR

Alen Markaryan

Kaç isyan kaç hayal kırıklığı bilir misin?

Paylaş

Bu hafta gündemin tamamen Koronavirüsüne bağlı olmasından mütevvellit ‘Maç ertelenmeliymiş, seyircisizmiş, ligin kaderi ne olacakmış’ gibi sonralara bırakılacak konuları ele almıyorum. Buna mukabil yine hafta içi konu başlığı olan bir mevzunun bende olan anısını paylaşacağım sizinle..... Mecbur değilseniz evden çıkmayın. Demlerin çayı gelin haydi...

Mesut Bakkal’ın başlık olup da çıkan bir kitabı var ya hani içinde teşvik primi ile ilgili itirafların olduğu! Hani bizim kulübün de o kitabı delil gösterip federasyona başvurduğu... Hah işte! Mevzubahis maç Denizli maçı... O dönem Mesut Bakkal Denizli’de oynuyor. Denizli’yle de biz oynuyoruz! Ali Sami Yen’de.... Ben o dönem askerim. Erzurum Aşkale’de.... Elimden geldiğince takip ediyorum Beşiktaş’ı. O zaman bırak akıllı telefonu, çoğu eve hat bile bağlanmamış daha... Bazen tribünden çocuklar mektup yazıp bilgi veriyorlar, bazen de kıyıda köşede kalmış gazetelerden neler olduğunu çözmeye çalışıyoruz. O güne ait bildiğim tek şey maçı alırsak şampiyon olacağımız... Hiç unutmam. O günkü nöbetçi komutandan izin istemiştim. Hasta Beşiktaşlıydı ve kimseye taviz vermemesiyle namlanmıştı. Elimde zar var atayım dedim yine de. Şansımı denemiştim anlayacağınız. Yok! Yok! İzin alıp maça gelmek için değil, yalnızca televizyondan seyredebilmek için... Zaten az çok biliyordu Beşiktaşlılığımızı... Hiç ikiletmeden izin vermişti. Televizyon sadece karargah bölüğünde vardı. Ve ben o bölükte değildim... Bir de o işin prosedürü vardı. Çözdüm... Maç günü ve saati gelip çattığında, İstanbul’da maçta olabilmek için neler verebileceğimi düşüneceğimi hiç düşünmemiştim!!! Koca yemekhanede bir tek ben vardım, ikinci yarının başında öne geçmiştik Metin’le. Ve maç bitmez olmuştu. Saate bakıyordum 70’i gösteriyordu. Aradan yarım saat geçip bir daha baktığımda, 71’i anca deviriyordu yelkovan... Anlayın gayri... 88 .dakikada Denizli frikik kazandığında ekranda görüntü gitmişti. Televizyonda bir parazit bir karıncalanma peydahlamıştı ki, ne yaptıysam ekran kendine gelmedi. En az üç dört dakika boğuştum televizyonla. Ekran düzeldiğinde Denizlili oyuncular gol sevinci yaşıyordu. 2 frikikçi varken ‘Ben vurayım topa’ demiş, golü atmıştı Erol. Gözlerime inanamıyordum. Yıkılmışım.... En son masanın başına yığıldığımı hatırlıyorum. Ağlaya ağlaya uyumuşum iyi mi... İnanılmaz bir girdaba girmiştim. Kim bilir benim gibi kaç taraftar, kaç delikanlı o maçta harap olmuştu... Hani okumak istersen diye bir şeyler karaladım Sn.Mesut Bakkal... Bir nesil böyle büyüdü. Kaç isyan kaç hayal kırıklığı bilir misin? Öyle primdi, goldü, at ilacıydı. Yazayım da anı olsun olmuyor yani!!!

YAZARIN DİĞER YAZILARI

11 Ağustos 2020 Salı

İşte kumar budur

04 Ağustos 2020 Salı

Hiç ağrısız diş çekilir mi?

28 Temmuz 2020 Salı

Taksici olsa İstanbul'un sokaklarını ezbere bilir!

DİĞER YAZARLAR

Engin Verel

İhale Emin'e kalmaz!

12.07.2020

Alen Markaryan

İşte kumar budur

11.08.2020

Kenan Karcı

Koç imzalasa limit 400'e çıkacaktı

06.08.2020

Mustafa Sapmaz

Veda haftası

25.07.2020

Gürkan Ata

Mazeret kabul olmaz!

06.08.2020