• 19 Şubat 2020 Çarşamba 08:00
  • |
  • 19 Şubat 2020 Çarşamba 09:23

YAZAR

Alen Markaryan

Beşiktaş'a borcumuz

Paylaş

Kongre kangren olursa  ‘Yaranın ötesini kesip atman gerekir’ diye yazı yazmıştım çok önceleri...  Zira her gittiğim mali kongrede bir dolu yalan söyleyen adamlarla o yalanları alkışlayan kitleleri Beşiktaş’a yakıştıramadığımdan sebepti,  serzenişlerim...

Hele son 5 -6 sene faciaydı. Öyle ki o zamanlar yayında olan BJK TV, aldığı emir doğrultusunda göstermesi gerekenleri gösterir, gayrısını ‘Taze bitti’ diye yayından kaldırırdı... Kim ne konuşmuş, kim yalan söylemiş… Kim diretmiş, kim isyan bayrağını açmış göremezdi. Haliyle dışarıda kalan ahali, mesela çocuğun teki şimdilerde ortaya çıkan gariplik ve tuhaflıkları söyledi diye yaka paça kürsünün arkasına alınmış , tokatlanmış, ve bunlar yönetici denetleme ve divan üyelerinin gözü önünde yapılmasına rağmen kimseden ses çıkmamıştı. Biz ki bir tek Beşiktaş taraftarının herhangi bir maçta yediği fiskeye tahammül edemiyorken, anlayın gayri duygularımızı.... Mesela yine bir delikanlının teki,  yönetim kurulunun olduğu yere dönüp  “Voleybolu nasıl küme düşürürsünüz” dedi diye önde oturan kongre üyelerince yuhalanmıştı... Siz hiç Gomez transferindeki akla yatmayan olayları ortaya çıkarmaya çalışan bir kongre üyesini, sırf bunlarla uğraşıyor diye, üyelikten ihracının başkan tarafından istendiğini biliyor musunuz? Kongre başkanlarının, o dönemki yönetimin istediği adamlardan olması, kongrede bırakın Beşiktaşlı olmayanları, üyeliği bile bulunmayanların nasıl cirit attığını duydunuz mu hiç? Bunlarla mücadele edenlerin de sosyal medya mevzu bahis kitle tarafından ve onları yarattığı trollerle nasıl ezilmeye çalışıldığını. Hatta bu satırları okuyanların bile zaman zaman bilmeden bu kervana katıldığını bildiğimizi bilmenizi isterim... Bu kongre muhabbetine depreşmemin nedeni, geçtiğimiz cumartesi gerçekleşen divan kurulu toplantısıydı....

NE DAİRE NE TAPU

Sevgili Mesut Urgancılar’ın deklare ettiği yatırım amaçlı 11 daire alınmış, ‘Ama ortada ne daire ne de tapu var’ demesi, beni şaşırtmadı ama yine sevgili Mesut’un ‘Beşiktaş’ın taraftarı var diye biliyorduk’ kelamına şaşırmadım desem abartmış olmam. Burası yeri değil ama İstanbul’dan Uşak’a takımını desteklemeye giden Beşiktaş taraftarına “Siz deli misiniz oradan buraya basket maçı için gelinir mi?” deyip umursamayıp, arkasını dönüp giden yöneticiyi gördü bu gözler. Siz değil belki ama bundan evvelki yönetimin bu minvalde hareket ettiğini herkes biliyor yani... Yani müşterileşmeyi benimsemek ve onu savunmak... Taraftar da çareyi deplasmanlara giderek amatörleri kovalayarak buldu....  Aşkından vazgeçmedi yani... Müşterileşmeyi reddetti yani... İnşallah anlatabilmişimdir... Ayrıca taraftarı stada çekmek istiyorsanız en önce bilet fiyatlarına damping yapmak zorundasınız... Masanın bu tarafına geçince öyle olmuyor kelamını bu sefer kabul etmem ben. Biliyorum ki sen de iyi bir Beşiktaş taraftarısın sevgili Mesut. Ve yine ayrıca Beşiktaş’ı karşılıksız seven, her deplasmana koştura koştura giden güzel bir nesil oluşmakta...

HERKES BİRBİRİNİ BİR DİNLESE

Şunu da ayrıca söylemeliyim ki diğer divan kurullarında olmayan mevcut başkan konuştuktan sonra herkesin salonu terk etme durumu bu divanda olmadı. Herkes saygıyla birbirini dinleme nezaketini gösterdi ki bence bu şeffaflaşma adına önemli bir gelişme... Hele bir divan kurulu üyesinin

‘Taraftar saatlerce gidip Beşiktaş için deplasman yapıyor siz 10 dakikanızı ayırıp insanları dinlemiyorsunuz’ serzenişi güne damga vuran isyandı... Tabii ki sevgili Başkan Sn. Ahmet Nur Çebi’nin söylemlerine de yer vereceğim. Mesela ‘Elektrik faturasını ödeyemiyoruz.’ ‘Dokunsalar ağlayacağım’ cümlelerine duygusallaşmamak elde değil tabii ki... Lakin ‘Bu duruma nasıl geldinin’ cevabı taraftarda değil Sn Başkan... Kişisel hırs felakete götürür insanoğlunu... Halbuki sorumlu olduğunuz kurumu, kuruluşu ve camiaları belli bir savunma mantalitesinden dizayn ederseniz bu hepimiz için kurtuluş olur.  Bağış kampanyası bir nefeslik moraldir… Saygı duyar, iştirak ederiz. Lakin bunu camiaya empoze etmek, harekete geçirmek en basitinden bütün camiayı kucaklayacak bir projeyle olur ki; insanların aidiyet duygusu artsın. Sahiplensin… Ve son olarak camiadan ricamdır;  ‘Beşiktaş’ı farklı şekilde yaşayabilir insanlar. Bunları ayrıştırıp, ötekileştirmek ve trollerle ezmek yerine, onların da görüşlerine saygı gösterip, medenice tartışabilmeyi kabullenmek, ve doğruyu hep beraber alkışlamak.  Beşiktaş’a borcumuz olmalıdır…’

Beşiktaş camiasına saygıyla.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

01 Nisan 2020 Çarşamba

Söz konusu 26 haftalık emek

25 Mart 2020 Çarşamba

Genç neslin figanı

18 Mart 2020 Çarşamba

Kaç isyan kaç hayal kırıklığı bilir misin?

DİĞER YAZARLAR

Engin Verel

Bu kadarmış

16.03.2020

Alen Markaryan

Söz konusu 26 haftalık emek

01.04.2020

Kenan Karcı

Son karar: 2 milyon euro

11.01.2020

Mustafa Sapmaz

Bir Fenerbahçe klasiği

15.03.2020

Gürkan Ata

İçten içe sevindiler!

16.03.2020