Hercai'nin Başarılı Oyuncusu Aslı Samat ile Şadoğlu Konağının Balkonunda Çarpıcı Röportaj

Son dönemlerin çok konuşulan oyuncularından Aslı Samat… Başarının mucize tarifini hikayesiyle sağlıyor adeta… Hercai dizisinin Melike’si Aslı Samat ile oyunculuğu, zorlukları ve hikayesindeki mücadele ile gelinmiş başarıyı konuştuk. 16 yaşında Kenter Tiyatrosu’nda 150 kilo haliyle 20 oyuncunun sahne asistanıyken, sırtında koca bir koli taşıdığı günlerden bugünlere geliş öyküsünü konuştuk. Mucize tam da burada…

Eklenme Tarihi: 06.01.2020 10:46 - Güncelleme Tarihi: 07.01.2020 09:42
MOR PAPATYA

Sosyal medyanın getirdiği popülariteyle dizi ve filmlerde boy gösteren oyuncuların olduğu bir sektör içerisinde fiziksel dezavantajlarına rağmen işin mutfağından başlayan kariyeri ile oyuncu adaylarına ilham olacak bir hikaye Aslı Samat’ın hikayesi…

Ferit Ömeroğlu

Aksam.com.tr / ÖZEL HABER

Geçirdiği tüp mide ameliyatı sonrası bir sürü estetik izi olduğunu söylüyor Aslı… “Estetik bağımlısı oldum galiba… :)” diye ekliyor.  Konuyu şu cümlelerle özetliyordu: “Şaka bir yana kilo vermeye ve deforme olmaya devam ediyorum. Ne kadar pilatesle haşır neşir olsam da yılların deformasyonları geçmiyor.”

İşte sohbetin devamı;

En çok kendini bulduğun rol hangisiydi?

Aslında oynadığım çoğu karakter yeni bana benzemiyor. Eski Aslı’lardan bir takım özellikler taşıyorlar. Ama şu aralar en yakını Melike… Melike’nin dostluk anlayışı, bende de olan bir anlayış. Melike yeri geliyor Reyyan’ı kendisinden ayrı tutmuyor, kendi ruhunu düşünür gibi onu da düşünüyor. Onunla konuşarak yolları birlikte keşfetmeye çalışıyor. Bunlar benim hayatımda en yakın arkadaşlarıma yaptığım şeyler. Bir de Uzaklarda Arama filminde Simay karakterini canlandırıyordum. Simay zeki ve detayları görebilen bir kadındı. Onun da bu yönünü kendime yakın buluyorum.

“MELİKE’NİN REYYAN’LA VEDALAŞTIĞI SAHNE ÇOK HEYECANLIYDI”

En heyecanlı sahne o rolümdeydi dediğin rolün hangisiydi?

Melike… İkinci sezonun başında Reyyan’la vedalaştığı bir sahne vardı. Reyyan evlenmeye gidiyor ve evde bunu bilen tek kişi Melike... Onu en güzel şekilde uğurlamak için kendince fotoğraflardan bir çeyiz hazırlıyor. Benim için heyecanı şurada ki bu ay en yakın arkadaşım evleniyor. O zaman evleneceğini yeni öğrendiğim bir dönemdi. Evlendikten sonra da İstanbul dışına taşınacaktı. Ben hiç duygularımı ona ifade edememiştim ama aslında şehirden gidiyor olması çok üzüyordu beni. Reyyan’ın yerine onu koydum içim çıktı ağlarken. İşin komik yanı sahne çekimi bittikten sonra onu aradım, anlattım. Meğer bir gün önce taşınmaktan vazgeçmişler :)

İzleyicide en çok tutan karakter o projedeydi...

Hercai.

“O SAHNEDE GERÇEKTEN AĞLAMAYA BAŞLADIM”

Çok zorluklar çektim bu karakterde...

Lady Winsley filmindeki Ayşe. Çünkü hamile bir kadını oynuyordum. Bilmediğim bir duygu ve bir de üstüne kocamın beni aldattığına inanıyordum. İyice durumu karmaşık hale getiriyor... Bir sahnede oyunculardan biri replik ekledi sahne sırasında... Kocamı oynayan kişiye “Karından utanmıyor musun?” dedi. Zannedersiniz gerçekten hamileyim, bu laf bana dokundu. Ben başladım ağlamaya… Susturamadım kendimi. O sahneyi öyle çektik. Gerçekten benim kariyerimde değişik ve zor bir tecrübeydi.

En eğlenceli anılarımdı...

Melike. Çünkü Gülçin Hatıhan ile atıştığımız ya da bazen sadece bakıştığımız sahnelerde çok keyif alıyoruz. İzleyici de o enerjiyi zaten anlıyordur. Oyun oynuyor olmanın en keyifli ve saf hali...

Öyle bir andı ki tamam aslı senden oyuncu olacak dedim...

Ben Kenter Tiyatrosu’nda 16 yaşında asistanlığa başladım. Öyle bir andı ki gala günü oyun bitti herkes kokteyl alanına yukarı çıktı. Aşağıda sadece ben vardım. 20 oyuncunun sadece bir sahne asistanı vardı o da bendim. 150 kiloydum ve sırtımda koca bir koli taşıyordum Kenter Tiyatrosu’nun merdivenlerinde... Galaya çıkamadığım için ağlıyordum. Şöyle çıkamıyordum; birincisi bütün işleri yapmak zorundaydım, ikincisi zaten fiziğime güvenmiyorum insanların içine çıkmak istemiyorum hepsi çok güzeller... Ben orada çok ağladım. Kolileri çok sırtımda taşıdım. Bir an vardır sahneden kulise inen, yuvarlak dönen merdivenler… O koli sırtımdayken ben dönmeye çalışıyorum. Zaten koli kadarım. Kendi kendime “Bunu yapıyorsan olacak. Bunun altından kalkabiliyorsan bu iş olacak Aslı” dedim. Gala gecesinden birkaç hafta sonra, oyun sırasında kafamı kaldırıp yukarıya baktım. Tiyatro ışıklarını gördüm. “Ben dedim… Ne zaman bu ışıkların altında olacağım?” Bundan iki sene önce Moda Sahne’sinde bir oyunda oynuyordum. Hayal ettiğim tarzda oyunlardan biriydi. Oyunun çoğu yerinde ötekileştirme anlatılıyor, ben de bunun güzellik algısı tarafından ötekileştirileniyim. Oyunda, 16 yaşında asistanlık yaparken tam da tiyatro sahnesinde oynamayı hayal ettiğim gibi bir karakter oynuyorum. Neyse ilk oyun günü sahneye çıkacağız, sıramı bekliyorum. Bir an kafamı yukarı kaldırdım, ışıklara baktım... On sene olmuş… Aradan tam 10 sene geçmiş… O anın duygu tarifi bambaşkaydı benim için…

“MELİKE KÖTÜNÜN YANINDA DA İYİ OLABİLİYOR”

Aslı Melike’yi seviyor mu?

Bayılıyorum. Zamanla gelişen haline daha da bayılıyorum. Bir kere sevimli bir cin... Gözleri çoğu zaman pırıl pırıl… Melike sevgiden beslenen ve büyüyen bir kız. İyiyi kötüyü ayırt edebiliyor, yardımcı olabiliyor, iyi niyetli… Mesela Melike’nin dizide anlaşamadığı karakterlerden biri Yaren… Ancak bir sahnede Aslanbey Konağı’nın kadınlarından biri bizim konağı basıyor. Yaren’i alıp yere atıyor. İstemsizce Melike olarak gidip Yaren’i yerden kaldırmaya çalıştım. Çünkü böyle bir kız Melike kötünün yanında da iyi olabiliyor.

“OYUNCULAR TİYATRODA ASİSTANLIK BAŞVURUSU YAPMALI”

Bu satırları okuyacak genç oyuncu adaylarına zorluklarını anlatabilir misin?

Çok güzel bir dizi de oynadın diyelim. İş bitti mesela… İki sene iş gelmeyebilir. Ne yapacaksın o zaman? Sonuçta bekliyorsun. Alternatifin veya B planın var mı? Herkes için geçerli olmayabilir bu. Tabii ki beklemeyen oyuncular da var. Ancak her ihtimale iyisiyle kötüsüyle hazır olmaya ihtiyaç var. Risk almayı biliyor olman lazım. Bunu kabul ediyorsan buraya adım at. Herhangi bir rol için cast fark etmez belirli bir noktaya gelene kadar en azından 20 alternatifin var. Neden sen?

Neden sen?

Çok emek veriyorum. Hem mesleğim için hem kişiliğim için eğitimlerden geçtim. Yaptığım işten keyif alıyorum ve disiplin severim. Ben bunun sebebinin tiyatroda asistanlık yapmam ve emeğe saygılı olmam olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple oyuncu olmak isteyenlere tavsiyem kendilerini oyunculuk, kişilik olarak nasıl geliştirebilirler bunun yollarını arayabilirler. Ayrıca oyunlarını izlemeyi sevdikleri tiyatrolara ‘işi yerinde öğrenebilmek için’ asistanlık başvurusu yapabilirler.

Oyunculuk senin için bir meslek mi yoksa sanatı icra eden bir icracı mısın?

Oyunculuk benim için bir meslek. Sanat bir duygunun, bir fikrin anlatımıdır. Bazı işlerde hem mesleğini yaparsın hem de fikirlerini anlatırsın. Her zaman böyle olmayabilir. O yüzden genel itibariyle benim için meslek.

Hercai setinde seni en iyi anlayan arkadaş...

Ebrar Demirbilek.

En çok güldüren isim?

Serdar Özer

En disiplinli?

Serhat Tutumluer.

En öğretici?

Gülçin Hatıhan... Neler öğrettiğini anlatabilmem için ona özel ayrı bir röportaj yapmalıyız :) O kadar çok yani!

“ÇOK YAVAŞ KİLO VEREBİLDİĞİM İÇİN HEP EKSTRA BİR ŞEYLER YAPTIM”

Mide ameliyatı sonrasında 6 senelik süre içerisinde 173 kilodan 80’e düştü yazılmış. Süreci anlatır mısın?

Şu an 75 kiloyum. Tüp mide ameliyatı oldum. 173 kiloydum kilo vermeye başladım ama benim metabolizmam çok yavaş çalışıyor. Genetik olarak problemli bir kızdım ben… Anneannem ve babaannemin vefatlarında kilolu olmalarının etkisi var. Ailemde yaşayan kadınlarda kilolu... Benim de genetik yatkınlığımın üstüne bir de yavaş çalışan bir metabolizmam vardı. Çok yavaş kilo verebildiğim için hep ekstra bir şeyler yapmak zorunda kaldım. Çok spor yaptım. Köpek sahiplendiğim sürece denk geldi. Şeftali’yle çok yürüyüşler yaptık. Bir takım masaj aletlerini bile denedim. Estetik operasyonlar geçirdim vs vs...

Kilo vermekten daha zor olan kilo almamak derler. Beslenme düzenin nasıl? Dikkat ediyor musun?

Evet dikkat ediyorum. Mesela beş gün ediyorum ama altıncı gün İnci Şen veya Güneş Hayat börek yaptıysa dikkat edemiyorum. Onu yiyorum yani. Yedinci gün her şey normal devam ediyor benim için. Protein ağırlıklı besleniyorum. Salata, balık, et yiyorum. Spor yapıyorum, sürekli pilates yapıyorum. Hatta 45 dakika pilatesin artık benim bünyemde çok etkisi olmadığını fark ettiğimden beri günde 90 dakika yapmaya çalışıyorum. Sabah akşam iki seans olmak üzere... Spor yaparak kilo verdim evde oturup birilerinin nasıl spor yaptığını izlemedim televizyonda. Beni zorlayan şeylerden biri, gece böyle saat 10’da acıktın ama 1 saat sonra uyuyacaksın ya...  İşte o beni hala zorluyor. Benim yolumdan gelen insanların ne yaşadıklarını biliyorum. Dayansınlar, bizim de sınavımız bu… Allah gerçekten sağlıkla ilgili kötü şeylerden korusun. Zayıflamak en kolayı :)

“ESTETİK BAĞIMLISI OLDUM GALİBA”

Neyi değiştirmek istersin?

Hiçbir şeyi değiştirmek istemem, dünyayla ilgili… Herkes zaten bir şekilde hayatından memnun… Öyle olmasa zaten kendi dünyalarını değiştirmek için adım atarlar.

Kendinde neyi değiştirmek istersin?

Bedenimi... Bir sürü estetik izim var ve bir sürü estetik izim olmaya devam edecek. Estetik bağımlısı oldum galiba... :) Şaka bir yana kilo vermeye ve deforme olmaya devam ediyorum. Ne kadar pilatesle haşır neşir olsam da yılların deformasyonları geçmiyor. Düz bir mantıkla bakınca estetik operasyon yolları yine bana gözüküyor. Şimdi durup düşününce değiştiriyorum aslında o bedeni. Yavaş yavaş...

“AŞKI SEÇERDİM”

Bir ödül alacaksın ancak hayatın boyunca alacağın tek ödül olacak bu, hangi ödülü alacağının tercihi tamamen sana ait. Seçmediğin ödüle de hiçbir zaman ulaşamayacaksın. İlk ödül aşk, ikinci ödül Hollywood’dan emekli olmak…

Aşkı seçerdim.

Karakterinin en belirgin özelliği nasıl anlatırsın?

Karşımdaki insana onu yansıtıyorum. Projektör makinesi gibi düşünebilirsin. Ondan aldığım enerjiyi ekrana veriyorum. İnsan ilişkilerim böyle kuruluyor. Karşımda gerçek bir samimiyet hissetmiyorsam benim projektör makinesi sinyali kesiyor. Ya da tam tersi karşımda gerçek bir şeyler hissediyorsam da ona aynı gerçek duyguları bende gösteriyorum. Özetle sen neysen ben oyum, sen beni kendinden hangi parçayla görmek istersen ancak onunla görebilirsin.

“Nasıl olacak?” diye sorsam…

Emek vererek.

 

KATEGORİNİN DİĞER VİDEOLARI
Önerilen Videolar