1995 yılının Temmuz ayında, Avrupa'nın göbeğinde, Srebrenitsa'da 8 binden fazla Boşnak sivil dünyanın gözü önünde katledildi. |
Soykırımın failleri, işledikleri bu insanlık suçunu gizlemek için bir örtbas planı yaptı ve cenazeleri iş makineleriyle parçalayarak birbirinden kilometrelerce uzak noktalara gömdüler. |
Mezarlar havadan yapılan elektromanyetik taramalardan gizlensin diye toprağın altına metal parçalar yerleştirdiler ve üzerlerini doğal bitki örtüsüyle kamufle ettiler. Geride tek bir iz bile bırakmak istemediler. |
Ama hiçbir şey o derin acıyı gizlemeye yetmedi. Toplu mezarların derinliklerine gömülen bedenler, zamanla toprağın kimyasını ve mineral yapısını değiştirdi. |
Bölgede nadir görülen ve bugün Srebrenitsa Çiçeği olarak bilinen pelin otu bitkisi, saklanan toplu mezarların üzerinde hızla ve yoğun şekilde filizlenmeye başladı. |
Daha sonra sadece bu pelin otuyla beslenen özel bir kelebek türü olan mavi kelebekler sürüler halinde bu alanlarda çoğaldı ve sadece o gizli mezarların üzerinde çırpındı. |
Araştırmacılar doğanın bu işaretini takip edip o noktaları kazdığında ise altından katillerin sakladığı toplu mezarlar çıktı. Uyduların bile göremediği yaklaşık 300 toplu mezar, bu şekilde tespit edildi. |
Bugün Boşnak kadınların elleriyle ördüğü, ortasındaki yeşil renkle umudu, beyaz rengiyle kurbanların masumiyetini ve 11 taç yaprağıyla 11 Temmuz katliam gününü simgeleyen 'Srebrenitsa Çiçeği' işte bu adaletin sembolü oldu. |